Neuromancer'ın Yazarına Büyük Onur


(M. Ihsan Tatari) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/oduller/neormancerin-yazarina-buyuk-onur/



Ünlü bilimkurgu yazarı William Gibson “Büyük Usta” ödülüne layık görüldü. (DEVAMI…)


(Alper) #2

Neuromancer başlayıp okuyamadığım nadir kitaplardan. 6.45 telif hakkını artık alamasa da ( kötü çeviriler için de Tüketici hakem heyeti gibi çeviri hakem heyeti olsa keşke ) iyi bir çeviri ve editörlükle başka bir yayınevinden okuyabilsem.


#3

Sprawl üçlemesini (Neuromancer, Count Zero, Mona Lisa Overdrive) İthaki basıcak diye biliyorum ben. En azından aşağıdaki diyalogdan öyle anlaşılıyor :slight_smile:


(Alper) #4

Umarım öyledir, İthaki basar bu seriyi.

Bu arada forumun basılmayan serilerde yayınevlerini ikna etme eylemcisi olan @Vulcan 'ın kötü çeviriler için de yayınevi ikna turları yaptığını da görmüş olduk böylece. :grinning:


(Ufuk ) #5

İthaki basarsa süper olur. Hemen büyük seçim siparişimi verir afiyetle kütüphaneme koyarım.


(∆) #6

Umarım ithaki basar :slight_smile:

Malazan’ı basacak bir yayınevi bulalımda ilk :slight_smile:


(Emrecan Şuşter) #7

Başlık beni biraz rahatsız ediyor doğrusu, “Neormancer”'ı “Neuromancer” olarak değiştirebilir miyiz?

William Gibson’un kitaplarından keyif alacağınızı sanmıyorum. Birincisi kendisi oldukça karmaşık bir dil kullanıyor ve yayın evlerinin de William Gibson’a pek dokunmamasının, çevirilerinin de tatsız tuzsuz olmasının nedeni bu. İkincisi William Gibson hem etinden hem sütünden oldukça faydalanılan, hatta sömürülen bir yazardır. Fikirlerinin pek çok kez kullanıldığına tanık olduğunuz için size oldukça klişe görünecek, kitaplarında sizi hayretlere sürükleyecek pek az şey bulacaksınız. Yazılarda pek de bir doğallık olmadığı için karakterler ve diyaloglar ucuz Hollywood filmleri tadındadır. Hatta olay akışı da vasattır, mesela Neuromancer’da İstanbul sahneleri geçer ki aynen şu tadı verir:

Tabii bütün bunlara rağmen en sevdiğim yazar William Gibson’dur. Çağına göre yazdıklarını görürsek gerçekten hakiki bir deha olarak sayarım kendisini ve güzel bir Türkçe ile çevrilmesini çok isterim. Ancak okurken gözünüzde büyütmeyin, sizi hayranlıklara sürükleyeceğini düşünmeyin, “Hayatımda okuduğum en iyi kitap bu kitap olacak” şeklinde yaklaşmayın. Açın, sakin sakin okuyun ve Neuromancer’ı bitirdiğiniz zaman Kont Zero’nun daha lezzetli bir kitap olduğunu bilin. Neuromancer ilk romanıdır, belki bu yüzden benim için biraz kusurludur. Zamanla kitaplarını devirdikçe William Gibson’un verdiği tadı daha iyi anlarsınız.

Not: Adam 70 yaşında geldiğinde ancak bu ödüle layık görmek de ayıp doğrusu.


(M. Ihsan Tatari) #8

Düzelttim, teşekkürler. Nasıl gözümüzden kaçmış anlamadım doğrusu.


(Kasvet Ulu) #9

Bu kısma katılmıyorum. Zevkler ve renkler meselesi tabii. Ama diyaloglar bana oldukça doğal geliyor. Ben başka bir kitapta bir karakter bir şey söyledikten sonra “Ne?” diyerek söylediğini tekrarlatan bir yazar görmedim. Haliyle bu ayrıntılar beni mutlu ediyor ve konuşmaları daha doğal hale getiriyor. Kont Sıfır’ın, Mona Lisa’nın, yazarın Artemis’ten çıkan kitaplarının olay akışları, kurguları da karışık devam edip sonunda güzel çözülüyor, tatmin ediyor. Ben güçlü olduklarını düşünüyorum.

Habere gelecek olursak, bu adamın hakkı ödenmez. Keşke daha çok ve daha düzgün çevrilse, daha çok okunsa.


(Emrecan Şuşter) #10

Esasında, Neuromancer üzerinden konuşmuştum. Diğer kitaplarında profesyonelleşiyor, gelişiyor ve hakikatten kalitesini ortaya koyuyor. İnsanların ilk okuyacağı kitabın Neuromancer olduğunu düşünerek yazmıştım, hakikatten Kont Sıfır da Mona Lisa da ve serinin dışında kalan kitapları da güzel kitaplar.


(Didem) #11

İnat edip tüm sprawl serisini 6.45 e rağmen okudum. 6.45 le bile zevk aldıysam İthaki ile tadından yenmez. Etinden sütünden yararlanılması bence daha değerli halr getiriyor. Şaşırmıyorsun ama aaaa bak bunlar bunlar William Gibson dan esinlenmiş diyorsun. Kökeni görmek insanın hoşuna gidiyor. Tabii geç kalınmış bir ödül olmuş bu.