Nyks Adası Yanardağı


#1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/nyks-adasi-yanardagi/



Khao, Odth yıldız sisteminin varisi, Cumhuriyet Senatosu Eski Başkanlarından Krono’nun kızı Khao, aracını yere indirdiğinde işini çabucak halletmesi gerektiğini biliyordu. Biliyordu çünkü az bir yakıtı kalmıştı. Eğer yakıtı biterse koca mekik, dev bir konserve kutusundan başka bir şey olmayacaktı. Üstelik Mekiği konserve kutusu olacaksa bile planladığı yerde olmalı kendisine güvenli bir konut olmalıydı.Çevresine bakındı, kocasının… (DEVAMI…)


#2

Sevgili @azizhayri

İlk Temas, Aşılama, Elveda, Kambur Prens diyeceğim. Bu öykünde sende ara ara gördüğüm uzay temasına selam çakan türden :slight_smile:

Yine de benim en sevdiğim öykün hala ve açık ara Hiçkimse’nin hikayesi.

Öykün ise güzel ve gerçekçiydi. Uzay’da geçen bir öyküyü böylesine gerçekçi yazabilmen ve kendinden emin bir şekilde anlatabilmeni çok başarılı buldum. Khao’yu tanıttığın ilk cümleden itibaren karakterleri benimsemekte hiç zorlanmadım. Hikaye aslıdna kendi içinde zorlu bir ayrılış ve kendini feda edecekken hayatta kalmaya evrilme gibi dönüm noktaları içeriyordu. Bunları net bir şekilde anlatabilmiş olman sayesinde hikaye sağlam temelleri üzerinde yükselmiş. Sadece Nyks Adası ismini tam çözmedim. Özellikle seçtiğini düşünüyorum. Yanılıyor muyum?

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


#3

Sevgili Dipsiz:
Okuduğun ve eleştirdiğin ve üstelik beğendiğin için çok teşekkür ederim. İlk Temas, Aşılama, Elveda, Kambur Prens. ( sadece Elveda o gruba dahil değil). Üstelik saymadığınız devamı var Yamyam, Sonsuzluk Gözesi, Denizaltı, Bermuda, Deniz Feneri vb. Bunlar aynı merkezde dolanan birbirine bağlı öyküler. Aslında tam olarak öykü de sayılmazlar. Tasarladığım ve fırsat buldukça işlediğim kocaman bir madenin parçaları. (Egom fazla mı şişti ne?) Kağıda dökülmese de daha öncesi var ama bu tür denemelerin başlangıcı galiba 65 sayıdaki Satılık Gezegen. Geniş ve sakin bir zaman bulduğumda derleyip toparlayacağım. …Kısmet… Tekrar okuduğunuz ve beğendiğiniz için teşekkür ediyor ve fikirlerinizi ciddiye aldığımı bilmenizi istiyorum. İyi Geceler.


(Onur Şahin) #4

Sizi yeniden görmek güzel.
Üçüncü tekil şahıs anlatımında anlatıcı bir nevi tanrılığa soyunmuşken bunun dozunu ara ara arttırabilir. Hatta bazı noktalarda karakterin aklından geçenlerin eksiksiz bir tanımını yapabilen, patavatsız ve sır saklamaz bir tanrı rolüne de bürünebilir. Bu durum okuyucu için düş gücünü dizginleyen bir sınır yaratabilir. Karakteri tanıtırken ya da anlatırken bunun göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Bahsetmeye çalıştığım şey asla, hata yaptığınız yönünde değil, sadece fikir sunmak istiyorum. Bazı ufak nüansları dillendirmek istedim.

Elimizdeki az miktardaki veriye rağmen karakter, kavrayışıyla doğru orantılı olmayan bir sonuca varma yeteneğine sahip. Okuyucu, karakterleri tanırken, onların otoriter bir tanrı tarafından oraya kondurulduğunu bilir ancak yine de kendi çıkarımlarını yapacak kadar bağımsız hareket etmesini ister. Buradaki karakterin sonuca varma işini daha ağırdan alması güzel bir illüzyon yaratabilir.

Örneğin, “Hafif bir sarsıntı hissetti. Önce dengesinin bozulduğunu düşündü ancak hemen sonra bunun gerçek bir sarsıntı olduğunu fark etti. Başını bir kere daha kaldırıp baktığında eteklerini tırmandığı dağ, bütünüyle ona çok tanıdık gelmişti. Bu görüntü, koku ve sesler, hissettiği her şey ona bir yanardağ üzerinde yürüdüğünü fısıldıyor gibiydi…” bunun gibi bir düzenleme ile çok daha canlı bir karakter imajı uyandırabilirsiniz diye düşünüyorum. Siz muhtemelen çok daha iyi bir örnek yazabilirsiniz. Benim verdiğim örnek bir çırpıda aklıma gelen bir cümle dizisi sadece.

Metin içinde, ah şurada da virgül olsaydı dediğim bazı yerler oldu. Anlatımı kuvvetlendireceği ve zihni daha iyi yönlendirebileceğini düşünüyorum.

Siz, sevgili tanrı (3.tekil şahıs anlatımı) olarak, Dünya’da geçirdiğimiz ömür boyunca nimetleri sunmalı ve uslu bir çocuk olmamız şartıyla (metni takip eden bir okuyucu) cenneti vaat etmelisiniz. Ancak nimetleri ve cenneti bir arada sunarsanız zihnimizin ödül mekanizması devre dışı kalır. “Tamamen çıkarmasan da…” Bunun yerine “Yine de” gelmeli ki, zihnini okumuş olabileceğini okur olarak biz keşfedebilelim, siz söylemeyin. Yine konuşma cümlesinden sonraki “dedi kafasının içerisinde aklından geçenleri okuyarak.” bölümü de ufak davranışlar veya başka şeylerle ifade edilebilir. Karakterinizi bize ispiyonlamayın, biz suçüstü yapalım.

Anlatımı iyileştireceğini düşündüğüm birkaç katkı sunmaya çalıştım. Umarım yanlış anlaşılmamışımdır. Elinize sağlık. Diğer seçkilerde görüşmek üzere.


#5

Öncelikle okuduğunuz için sonrada değerlendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. . Aremas, oldukça yapıcı eleştirileriniz var. Bundan sonra daha dikkatli olmaya çalışacağım. Yine de sıkıntı duyduğum bir kaç noktadan bahsetmeliyim. Öncelikle “dedi” “dedi ki” gibi cümle sonlarından bir türlü kurtulamadım. Kahramanlardan bir bir söz söylediğinde bu kelimelerden birini kullanmayınca cümlenin hava da kalacağını veya anlamsızlaşacağını düşünüyorum. Belki zamanla aşarım bu durumu…
Bir Tanrı havasında olmak güzel iyi bir tanrı olmak zor. Eğer böyle düşünürsek gerçek Tanrıların yanında -Dostoyevski, Balzac, Tolstoy, hadi o kadar geriye gitmeyelim Tolkien, F.Herbert gibi isimlerin yanında bizim Tanrısallığımız ne ki… Yine de olaya böyle bakmanın iyi olacağı kanaatindeyim.
Son olarak “Sizi yeniden görmek güzel” demişsiniz girişte.Beni izlediğinizi düşünüyorum. İltifatınız için teşekkür ederim. Bir zaman önce ara vermiştim ama bir kaç aydır her sayıyı aksatmamaya çalışıyorum… Tekrar teşekkür ederek sözümü bağlamak istiyorum. İyi akşamlar…


(Onur Şahin) #6

Orada tanrısallığı anlatım stili olarak izah etmeye çalıştım. “dedi” ifadesinin hangi dozda kullanılması gerektiğinden ben de çok emin olamıyorum. İyi akşamlar.