Orada Bir Yerde: Tam Dilimin Ucunda

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/orada-bir-yerde-inceleme/



Yerli edebiyatımızın hiçbir türe tam olarak girmeyen ve “fantastiğin kıyısında” olarak tanımlanan şaşırtıcı eseri Orada Bir Yerde’yi inceledik. (DEVAMI…)

3 Beğeni

Hazal Hanım, elinize sağlık, güzel bir yazı, her zamanki gibi. Sizin hoşunuza giden o tanıdıklık hissi benim kitapta hoşuma gitmeyen yegane şey aslında.

Şöyle:
Öykülerin olay örgüleri çok etkileyici. Yani öykü kişilerinin başından geçenler, anlatılanlar sarsıyor, düşündürüyor. Her öyküden sonra daha geniş bir açıyla, bir insanlık sorununa değindiğini görebiliyorsunuz yazarın.

Ama bunların geçtiği dünya çok yavan. Okurun belleğinde zaten var olan fantastik dünya betimlemelerini ufak tefek ipuçlarıyla etkinleştirip bırakıyor yazar.

Peksimetler, hancılar, şaraplar, tütsülenmiş etler, yedi rakamının kutsallık atfetmesi, kitabeler, keten elbiseler, parşömenler, aktarlar, keseler, iksir şişeleri… Klişeler, klişeler…

Daha özgün bir dünya tasarımı bekledim okurken, ya da daha iyisi her şeyi benim tasarlayabileceğim belirsizlikte bir dünya tasviri. "Orada bir yer"i bana bıraksın isterdim, bana sadece hikayeleri bağışlasın.

Bu yaratılan dünyaya uymayan öğelerle de karşılaştım, anlatılan yerin bize göre eskiliği ile yaşadığımız dünyanın yeni öğeleri bir aradaydı bazı öykülerde.

Söz gelimi kitabelerin, şifacıların geçtiği bir öykü evreninde “tavşan kanı” çay içilmesi, kağıt oynanması, çocukların okula gitmesi garip geldi bana. (Endülüs Köpeği)

Ya da seyyahların, ipek tüccarlarının, aktarların geçtiği bir öykü evreninde tiyatro fuayesinin, salon görevlisinin ya da jiletlerin olması. (İlk Görüşte Ölüm)

Hasılı kurulan hikayeleri çok sevsemde bu hikayelerin geçtiği yerler, dokular hiç hoşuma gitmedi.

1 Beğeni