Özgün olduğum bu metin sizin hikayeniz olabilir

                                   **NE Mİ İSTİYORUM ?**

Bazen düşünüyorum. Soruyorum kendime “ Derdin ne senin ? “ Bazen de ben cevaplamadan iç çekişlerim anlatıyor durumu . Bazen nedensiz oluyor . Bazen de bir nedene bağlıyorum . Ya da nedenler beni kendine çekiyor . Mesela kendimi soyutluyorum dış dünyadan içime ve odama kapanıyorum . Oysa çıksam , yaşasam yorulana kadar eğlensem , yapabilecekmişim gibi geliyor . Bazen bir şeye başlamadan çok fazla yorgun olduğumu hissediyor ve yerimde sayıyorum. Benim baktığım herhangi bir şeydeki , benim gördüğümü görecekler diye korkuyorum bazen. Bazen baksam da bir şey göremiyorum. Neyi biliyorum biliyor musun ? Hiçbir şeyi tam olarak bilmediğimi biliyorum mesela. Şu hayatta tamamlayabildiğim , tam olarak yapabildiğim çok az şey var . Mesela kitapları asla yarım bırakmam. Onlara ihanet ediyor gibi hissederim çünkü. Bir filmi , sıkılsam da bitiririm . Yarım kalır çünkü bıraksam . Ben yarım kaldım. Bilirim yarım kalmak ne demek . Ben kendi kendimi yarım bıraktım . Nasıl mı anladım bunu ? Yarım hissediyorum . Bazen duygusuz . Ama yarım. Bazen çok fazla duygusal . Yine yarım. Yarım olarak yaşıyorum hayatı , yapmam gereken bazı şeyleri yapıyorum bazılarının varlığından bile bihaberim . Sevsem beceremiyorum. Sevmeyince de tutunamıyorum . Beynimin içi adeta ikilemler ülkesi. Şimdilerde , hiç yokmuş gibi bir ikilem daha çıktı başıma . Fakat bu sefer güzel bir ikilem . En azından düşünmesi güzel. Tatlı bir heyecanı var. “ Ne istiyorsun “ dedi bana . Bana “ Ne istiyorsun benden ya “ dedi. Cümleler boğazımda düğümlendi bir anda . Yutkundum. Fakat yutkunamadığımla kaldım. Ne istiyorum biliyor musun ? Ben sanırım tamamlanmak istiyorum artık. Yarım kalmayı aldatmak istiyorum . Yarım hissetmeyi. Yarım düşünmeyi. Yarım yaşamayı. Yarım nefes almayı. Bozguna uğratmak istiyorum. Ben seni istiyorum. Ben seni bir kitap gibi görmek ve her sayfanda yeni bir şeyler öğrenmek istiyorum. Sayfalarını yarım kalmayan nefeslerle solumak istiyorum. Ben sayfalarını çevirdikçe seni de tamamlamak istiyorum. Çok yavaş okumak istiyorum . Mesela bir paragraftan diğer paragrafın başına kadar , haylaz okuyucun olmak . Paragraflarını günlere yaymak. Sayfalarını aylara yaymak. Kısımlarını yıllara yaymak istiyorum. Son kısmındaki , son sayfanın , son paragrafına geldiğimde . Yıllar geçmesine rağmen tekrar başa dönmek istiyorum. Sen asla yarım bırakmadığım kitaplar içinde en nadide parça ol istiyorum . Ne istiyorum biliyor musun ? Diğer yarım ol istiyorum …

2 Beğeni

İnsanın ister istemez sorası geliyor. İnsan başkasını bütünlemeyi bilmeden, kendisinin bir bütün olarak ne olduğunu bilmeden başkasından neden böyle bir şey istiyor? Onun bildiğini nereden varsayıyor? Ve neden kişi daha kendisi için bunu yapamazken başkasından yapmasını bekliyor? İnsan kendisini sevmezken başkasının onu sevmesini neden ister? İnsanın çok şey sorası geliyor. Sonra durup bakıyor duvarlara, en iyisi kalkıp bir kitap okuyayım, diyor ve hayat yine akıp gidiyor dört duvar arasında…

2 Beğeni

Bencilliğim hiç bütün hissetmememden kaynaklanıyor. Ve kitaplar benim değerlilerim , yarım bırakamadıklarım , bana bir şeyler katanlarım . İnsan ister , bir kişiyi kitap okuyor gibi yaşamak ister . Öylesine dar ve sığ hissederken. Bu sığlıktan en değer verdiği şeyler vasıtasıyla sıyrılmak ister. Karşındaki sana hiç kitap gibi göründü mü ? O hissi verdi mi ? Bana oldu bu , ve başkasını bütünlemek istemeyi ve kendini bütünlemeyi öğrenmeyi de hissettirircesine…

2 Beğeni

Bütün insanlar kitap gibidir. Kimisi okunması zor, kimisi kolay, kimisi ise bir türlü gitmiyor. Bazen ne yaparsan yap okumaya hazır hissetmediğin anda en güzel kitaba rastlarsın ama hazır deģilsindir işte ve ne kadar çabalasan da okuyamazsın yarım kalır. İnsanların tek farkı kitaplar gibi sabit değillerdir. Kitaplar seni okumaz, sen okuyup kendini onların içinde bir yere koyuverirsin. İnsanlarda bunu yapmak zordur. Okuma işi karşılıklı olduğu için ya sen hazır değisindir ya da karşındaki… Ya da en kötüsü karşındaki ne okumaktan anlar ne de okunmaktan. En kötüsü de budur ama sırf bunlar oldu diye okumaktan vazgeçmez insan. Yeni insanlar tanımaktan vazgeçmez. Kendisini ne kadar küçük bir dünyaya kapatırsa kapatsın kitap gibi insanlarla karşılaşır. Hayatın da olayı budur zaten. Orada, ileride bir yerlerde nasıl okuduğunda kendini tam anlamıyla koyabildiğin bir kitaba rastlıyorsan; sana da senin gözünden bakacak, aynı senin gibi düşünen birisi var. Yine de şunu unutmamalı bence bir sürü toprağın vardır ama öylece başında bekleyip sana bir şeyler vermesini bekleyemezsin. Bencillik ederek ve kendini düşünerek, kendi yarımlığından yakınarak toprağın bir bütün olmasını bekleyemezsin. Sen ona bir şeyler ekersin ve onun yarımlığını tamamlarsın ve o da senin yarımlığını tamamlaman için sana ektiklerinden sunar. Hem yarım sevmek de ihanet değil midir sevgiye? Yarımsan yarım seversin. Kendine sever insan oysa en çok da sevilmek istemez miyiz? Bunca sevilmek ister herkes ama yine herkes bunca isteğe rağmen yarım sever karşısındakini… Kalkıp bir şeyler yapmalı bu yüzden. Siz gitmedikçe birilerinin size gelmesini beklemek hayal kırıklığından başka bir şey değildir. Yine de bunlar benim şahsi görüşlerim ve yaklaşımımdır. Bazen bilirsiniz doğruyu, olması gereken ortadadır ama fedakarlık etmek istemezsiniz. Kırılmaktan, üzülmekten korkup bencillik eder insan. Bilse de kendisini düşünmekten daha ileriye gidemez bu sebepten. Sevgi içinde hayatı taşır. Hayat ise her şeyi. Neşe, keder, mutluluk, sevinç, özlem, sevmek, sevilmek… insanın doğasıdır bu ama sadece istemek insanin kendisini gün gectikçe yarımlıktan çeyrekliğe doğru gerilemesini engellemez. Bir hiç olana dek sürer bu ve en sonunda kendinizi o hiçliğin kenarında tek başınıza yapayalnız bulursunuz. Hiçlikten ötesi yine hiçliktir. Bir kere bulaştınız mı ince hastalık gibi sarıp tüketir sizi. Ta ki siz de o hiçliğin bir parçası olana dek ve sonra her şey yoksunlaşır. Hissizleşirsiniz. O yüzden bunun olmaması için kalkıp bir yerden başlamak gerekir.

Söylenecek çok fazla söz var aslında. Başladıysam bitireyim diyorum. Biraz oradan buradan konuştum belki karışık oldu ama hiç konuşmamaktan iyidir diyorum. İnsan kendi içine baktıkça ve yalnızsa bir çok şeye bahaneler bulup, kendisini kandırabilir. Şundan dolayı böyleyim, diyerek kendisini aklama eğilimine gidebilir. Bunu da normal buluyorum ben. Yaşamak için, nefes almaya iyi kötü devam edebilmek için bahanelere ihtiyaç duyarız bazen ama asıl bizi rahatsız eden o en derinlerdeki gerçekliktir. En savunmasız ve en yıkılmış anda karşımıza koca bir dağ gibi çıkıverir o kandırmışlıklarımız. Bu yüzden bunlara hiç gerek yok. Sırtında koca bir kambur, yüreğinde ağır bi yük ile o koca dağ aşılmaz.

Kitaplar gibi insanlar da bir şey katar insana. Kimisi yara katar, kimisi acı, kimisi sevmeyi ögretir, kimisi gitmeyi, kimisi de kalmayı… Belki de yarım kalmasına rağmen insana en çok şey katan da insanlardır.

“Ölümün olduğu bir dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında,” der Kafka. Her gün, bir gün daha ölmekteyiz nasılsa. Durarak değil savaşarak olmeli insan. Yoksa bu da bir yarım kalmışlık getirir insana. Bu yüzdrn her seyi denedikten sonra yine de olmuyorsa, okunmuyorsa kimseler ve okumuyorlarsa seni devam etmek gerekir. Okunacak bir dolu insan, kitap varken durup durmak neye yarar? İstemek de bir yere kadar…

3 Beğeni

Teşekkürler dostum. Yalnız değilsin :slight_smile:

1 Beğeni