Rıhtım Kamarası


(fatih çetin) #105

İptv imkanı olup şu an izleyemeyecek durumda olan arkadaş varsa Gs maçı için link verebilir mi?


#106

Ayrı bir konu açmak istemedim de öyle aklıma takılan bir şeyi buraya yazıyorum isteyen olursa sohbet döner belki diye.

Birbirleriyle iyi ve ahlaklı geçiniyor izlenimi için sahteliğe bürünen insanlara kızıp başkalarıyla iletişimde olmanın doğal yolu asabi ve agresif olmaktır diye düşünenler gösteriyor ki bir şeyin doğrusu her zaman yanlışın tersi değildir.

O zaman sizlere sormak istediğim bir sorum oluyor şimdi. İnsan davranışlarının rotasını belirken yönünü neyden alırsa en sağlıklısını yapmış olur sizlere göre?


(Emre ) #107

Cevabını bulamadım her yolu denedim. Sürekli dışlanan kişi oluyorum veya takıldığım insanlar çok üstün olsam bile onlara ayak uyduramıyorum. Avrupa’ya ilk adım attığım ilk iki gün çok sağlıklı, ruh halim iyi ve mükemmel hissediyordum. Her şey yeniden başladı felan sandım tekrar aynı durumları yaşıyorum şuan. Şu an tekrar içime kapanma dönemine geçtim bu sefer de dışardaki hayat akıp gidiyor ona üzülüyorum. Bana kötü davranan insanlara bile iyilik yapıyorum ama insanlar çok basit anlaşamıyorum bir türlü. Sanırım psikoterapiye ihtiyacım var.


(fatih çetin) #108

Babil.com adresine ulaşılamıyor. Durum sizde de aynı mı?


#109

Biri, hiçbiri, binlercesi diye bir kitabın incelemesini okumuştum. Orada insan kimdir? Gördüğü mü göründüğümü diye bir soruya yönelmiş diyordu kitap. Ben sanıyorum ki insanların asıl oldukları kişi ve bizim onları zihnimizde gördüğümüz halleri arasında fark oluşunca nasıl davranmamız gerektiğini kestiremiyoruz. Bu belirsizlik halide bence bunalım ve depresyon yapıyor bünyede.

Yani demem o belkide anlaşamadığını düşündüğün insanları aslında oldukları hallerinden farklı tanımladıysan bünyende bu açmaz iletişimini baltalıyordur. Aynı şey kendimiz içinde geçerli tabii çoğumuz kendinide tanımıyor. Tüm bu tanım koyulmamış veya eksik tanımlarla iletişim başlatınca da sağlıksız bir dünya şey gelişebilir pek tabii diye düşünüyorum.

Bu arada geçmiş olsun böylesi de zor bir durum. Tekrar iyi hissetmek için destek gerekli görünüyorsa senin gözünden bence hiç gecikme.


(Hüseyin gök) #110

Bende yeni konu açmadan buradaki herkese bir soru soracam. Mümkünse kayıprıhtım yazarlarının bilgisi varsa onlarda cevap yazsın lütfen. Benim sorum gereklişeyler yayınevinin çıkardıgı MARVEL 1602 adlı çizgi romanla ilgili. Bu roman İnternet’de baktığım zaman 8 seri halinde çıkmış(yurtdışında) , bu yayınevi 1602 kitabında 8 seriyi birleştiribmi kitap haline getirmiş yoksa kafalarına göre herhangi bir baskısını mı çıkarmışlar?images%20(5) bu yurtdışı baskıları… Bu’da Türkiye baskısı images%20(6)


(Emre Saydam) #111

Birleşmiş halidir diye düşünüyorum çünkü Türkçesi 232 sayfa diğer 8 sayı ortalama 35 sayfa


(Hüseyin gök) #112

Tşk. Bitane buldumda ona göre alım dedim


#113

Başkalarına kızıp herkesi aynı kefeye koymak doğru bir yaklaşım değildir. İnsanları size ters bile gelse, olduğu gibi kabullenmek ve ne yaşadığını bilmeden yargılamamak gerekiyor. Sahte insanlara katlanamıyor olabiliriz fakat o kişiler bir ölçü değildir yani her insanı böyle kabul edip, ön yargı oluşturmamaya özen göstermeliyiz.

Kendi adıma bu tip insanlarla fazla yakınlık kurmuyor ve böylece boş yere gerilmemiş oluyorum. Yeni insanlara hiç agresiflik yapmadım, ilginç bir yaklaşımmış, yapan her kimse.:slight_smile:


#114

Kitapların telif haklarının hangi yayınevinde olduğunu görebileceğimiz bir site var mıdır?


(Duygu) #115

Tanıştığım insanlar genelde sessiz olduğumu söyler. Çünkü karşımdakini yeterince tanımıyorsam biraz geri planda durmayı tercih ederim. Bunun sebebi insanların davranışlarına fazla takılmam ve öncelikle nasıl biri olduğunu anlamaya çalışmam. Ne kadar konuşmam gerektiğine, nelerden sakınmam gerektiğine öyle karar veririm. Genelde dedikoducu, samimiyetsiz veya her şeyi hemen eleştirme eğiliminde olan insanlara karşı tavrım bu. Evet, önyargılıyım biraz ama sebebi yine insanların tutarsız davranışları. Beni zorla buna itiyorlar.


(Emre ) #116

Önyargı kötü bir şey değil bence. İnsanı diğerlerinden koruyan en iyi silahıdır bence “önyargılar”.


(Duygu) #117

Bir bakıma doğru. Çünkü insanın her an tedbirli olmasını da sağlar. Önyargı hayatı olumsuz etkileyecek ya da başkasına zararı dokunacak şekilde abartılmadığı sürece.


#118

Ayrı bir konu açmak istemedim. Belki bir tartışma ve sohbet döner de farklı düşünceler öğreniriz diye buraya yazıyorum.

Eğitim müfredatındaki tarih, Öğretici (pragmatik) Tarih Yazıcılığı türünde yazıldı. Peki bu Pragmatik Tarih Yazıcılığıyla belli görüş ve ideolojiler çatısı altında yazılan tarih ne kadar güvenilir? İdeolojilere bağlı kalınarak yazılan tarihi belli düşünceleri olmayan beyinlere tamamen doğruymuş gibi empoze etmek ne kadar doğru?

Pragmatik Tarih Yazıcılığı için bilgilendirme:

Özet

“Pragmatik tarih yazıcılığının en belirgin özelliği, tarihte ün yapmış şahsiyetlere geniş yer verilmesi, bu kişilerin idealleştirilmesi, hatta adeta insanüstü varlıklar haline getirilmesidir.”

“Thukydides’in açtığı çığır, tarihi gerçekleri ortaya koymak hedefini güttüğü halde, örnek olmak prensibiyle de hareket ettiğinden, bunu benimseyen müelliflerin eserlerinde hep zaferler ve parlak olayların işlenmesine özen gösterilmiş, başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları karşısında sessizlik tercih edilmiştir. Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.”

“Geçmiş olaylardan ders almak, gelecekteki yolu doğru çizebilmek, okuyucuya ahlaki ve milli duygular aşılayabilmek maksadıyla yazılan bu tarz eserler, öğretici bir mahiyet arz ettiklerinden “öğretici” veya “pragmatik” denilen tarihçilik akımı içinde yer alırlar.”

Kaynak

Bu konuda bir örnek vermem gerekirse Türklerin İslamiyetle tanışması bize güzellikler ve toplumlar arası yüce bir empati şeklinde anlatıldı fakat bunun böyle olmadığı bariz. Talkan Katliamı, Curcan Katliamı gibi birçok katliam ve yaptırımların müfredatta olmaması ve halkın birçoğunun bilmemesi.


Falconia | Kişisel Paylaşım Alanım | Sindella
(Emre Saydam) #121

Bayan kelimesi baydan türemiş olduğu için öyle diyorlar ama hiçbir anlamı yok şu modern feministlerin


#122

Araştırmadım ama Bay’dan türeyen ataerkil bir kelime olduğunu düşünüyorlar galiba ya da bay(mak) tan türeyen.


(Emre ) #123

Arkadaşlar yüzlerce dizi, film veya kitap okusam/izlesem bile diğer insanlarla iyi iletişim kuramıyorum. Niye böyle çok az insanla konuşurken mutlu oluyorum. Bu yüzden grup etkinliklerine fazla katılmayı tercih etmiyorum bu sefer de yalnız kalıyorum. Herkes boş konuşuyormuş gibi geliyor. Bazen de birine bir şey dediğimde haddini aşıyor kavga ediyorum. Sonra biriyle kavga etmiyim diye suskun kalıyorum. Cahillerin yanında bile bildiklerimi söyleyemiyorum. Yoksa ben mi deliyim?


#124

Bayan bir hitap sözcüğü cinsiyet ifade edilirken kullanılmaz. Nasıl ki erkeklerden bahsederken “bay” demiyorsak kadın sözcüğünden de “bayan” diye bahsetmemiz anlamsız. Erkek-Bayan gibi bir kullanım yok çünkü


#126

-Cinsiyetin ne? - bay
Pek olmuyor gibi


(Emre Saydam) #128

Bir yapaylık, oturmamışlık var hakikaten “ bayan “da. Zira cumhuriyetin ilk yıllarında, Dil Devrimi sırasında uydurulmuş, nispeten yeni bir kelime. Türk dilbilimcileri, Frenklerin isim önünde kullandıkları “ mösyö ” ünvanına karşılık Eski Türkçe ‘de “ zengin, soylu ” anlamına gelen “ bay ” kelimesini tekrar canlandırmışlar. Kadınlar için kullanılan Fransızca “ madam ” ve “ matmazel “e* karşılık olarak da “ bay ” kelimesine, normalde Türkçe ‘de dişileştirme işlevi olmayan “ -an ” ekini eklemişler.** Ve ortaya tüm kadınları “ bayan ” bu kelime çıkmış! Yani bayan burada sadece unvan.