Robert E. Howard Kimdir? Kılıç ve Büyü Türünün Öncü Yazarına Detaylı Bakış

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/robert-e-howard-kimdir-yazarin-yasam-oykusu/

image

Robert E. Howard bugün 116 yaşına bastı. Kılıç ve büyü türünün yaratıcısı ve Conan‘ın yazarı olarak tanınan isim aslında kimdir? İşte yazarın kısa yaşam öyküsüne, H.P. Lovecraft ile olan mektuplaşmalarına ve eski kavimlere olan ilgisine ayrıntılı bir şekilde göz atma zamanı. Fantastik edebiyat denildiğinde akıllara gelen isimler az çok bellidir: J.R.R. Tolkien, Ursula K. Le… (DEVAMI…)

9 Beğeni

Howard’ın Türk tarihine ve mitolojisine olan ilgisini Kara Turlogh adlı kitabında da yer yer görürüz. Kitaptan bir sayfayı aşağıya ekliyorum:

Howard’ın Türklerden övgüyle söz ettiği görülüyor. Hatta Howard, Türk tarihine o kadar ilgili ki direkt Orhun Yazıtları’nda yer alan bir cümleyi kullanıyor: “Koyunlar arasında kurt gibiydiler.”

Bu ifade Bilge Kağan Yazıtı Doğu cephesi 11. satırda doğrudan Bilge Kağan’ın ağzından aktarılmıştır:

“Kangım Kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koyn teg ermiş”

Yani “Babam Kağan’ın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş”

Örnek sayfada yine Erlik Han’dan da söz ediliyor.

12 Beğeni

“Daughter of Erlik Khan” adlı bir öyküsü de var. Aslında özel olarak Türk olduğumuz için değil bu ilgi, barbar ve göçebe olduğumuz dönemlere yönelen bir ilgi. Mitolojinin inanç olduğu ve savaşıp yağmalamaktan başka işimizin olmadığı dönemlerin övgüsü. Zira Howard medeniyeti yapay buluyordu. Bizi eleştirmeyi de biliyor, özellikle Lovecraft zaten bizi yerden yere vuruyor. Howard daha mâkul bir bakışa sahip. 1915 tehciriyle ilgili bizi soykırımla suçluyor ve eleştiriyor. Tabii onun bu tutumu dönemin medyasıyla da alakalı.

Birkaç yerde Atatürk adı da geçiyor ama tam bakmadım, ne şekilde bahsettiklerinden haberim yok…

3 Beğeni

Dediğiniz öyküyü okumadım doğrusu. Türkçeye çevrilmiş mi acaba? Çevrilmişse okumayı çok isterdim.
Haklısınız tabii ki, Howard’ın ilgisi sadece Türklere değil o coğrafyada ve o çağda yaşamış topluluklara yönelik. Turan coğrafyası yani. Yanılmıyorsam Bactria diye bir bölgeden de söz ediyor ki böyle bir bölge var zaten o çağda. Hatırladığım kadarıyla Pictlere, Sogdlara karşı da ilgisi var.

Sonraki çağlara ait eleştirileri de dediğiniz gibi muhtemelen yaratılan algı ile alakalıdır.

2 Beğeni

Türkçeye çevrilmemiş olmalı çünkü bir El-Borak öyküsü. El-Borak öyküleri daha çevrilmedi. Algı konusu sadece tehcir konusunda geçerli aslında, genel olarak yerleşik düzene geçtiğimiz döneme karşı ilgisiz. Yine de savaşlarımızla ilgileniyor. Red Sonya, I.Viyana Kuşatmasıyla ilgili bir öyküde görünür mesela.

2 Beğeni

Mümkün olursa yakın zamanda Conan: Ejderhanın Saati romanını okumayı düşünüyorum. Tabii önce edinmem lazım. :slight_smile:

1 Beğeni

doğu öyküleri kitabında Viyana Savaşı öyküsü var.Robert howardın tüm eserleri Türkçeye çevrildi diye biliyorum.

1 Beğeni

Ondan bahsetmiyorduk, Daughter of Erlik Khan’dan bahsediyoruz. El-Borak maceraları çevrildiyse haberim yok ama hâlâ eksikleri var diye biliyorum.

Hüseyin Aksakal çevirilerini de tavsiye ederim, kendisi bir Howard hayranı olarak bambaşka çevirmiş.

Ejderhanın Saati şu kitabın içerisinde var. Bu ciltleri aldıysanız, o kitabı almanıza gerek yok.

conan-cilt-2-ciltli88420b96e85977820b4c74aa1b233232

3 Beğeni

Howard’ın 13 Temmuz 1932’de Lovecraft’e yazdığı mektuptan:

“Moğol soyundan bahsetmişken, Finlerin kendi aralarında birbirlerine şiddet uygulamaya varacak kadar bölünmüş olduklarını fark ettim. Ama dediğiniz gibi, onlar ve Macarlar kendilerini batı medeniyetine Moğollar için şaşırtıcı derecede iyi adapte ettiler. Bence Türklerin geri kalmışlığı, kısmen onların her zaman az çok galip gelen bir kast olmalarına, bunun sonucunda değişime karşı hoşgörüsüzlük göstermelerine ve bedensel işlerden hoşlanmamalarına bağlanabilir. Bozkırlardan geldiler; sürüleri takip ederek ve hemcinslerini yağmalayarak hayatlarını kazanan, gezgin, savaşçı göçebeler bunlar. Kendi işlerini onlar için yapan taşralı aşiretlere kendi iradelerini dayattılar. Türk, savaş dışındaki tüm emekleri her zaman hor görmüştür. Ve onlar ne iyi savaşçıdırlar! Çürüme ve yozlaşma onlardan saf savaşçı miraslarını çalamamıştır. Tarihte Romalılar veya Spartalılar dahil böyle tutarlı bir cesaretle övünebilecek başka ırk görülmemiştir. Temiz ya da ahlaksız, onurlu ya da soysuz, gururlu ya da sarhoş, Türkün yiğitliği, sanki insanın ya da milletin diğer özellikleri tarafından dokunulmamış, bir kenarda parıldayan doğal bir özellikmiş gibi sonsuza kadar sabit kalmıştır. Türklerin beyaz tüy gösterdiği bir örnek bulamıyorum. Cesaretlerine derinden hayranım ve Osmanlı İmparatorluğu’nun nihayet ve tamamen ortadan kalkacağı günü görmeyi umuyorum.”

Bir sonraki kısım Ermeni Olayları’yla ilgili görüşlerini içeriyor. Türklere, yaptıklarından ötürü çok ağır bir bedelin ödetilmesi gerektiğini düşünüyormuş.

“Ne derseniz deyin, toplu katliam asla mazur görülemez – çaresiz insanların katledilmesini kastediyorum. Şu durum dışında: Bir millet, Türklerin Ermenilere yaptığı gibi, kesinlikle acımasız olduğunu defalarca kanıtlamışsa, bence onları kökünü kazımak bir suç değil, milletlerin görevidir. (Silah) taşıyabilecek tüm erkekleri yok etmek ve çaresiz insanları çorak sürgünde ölmek için değil, diğer ırklar tarafından yutulmak üzere dört bir yana dağıtmak.”

Çok enteresan. Bir yandan Türklere yiğitliklerinden ve savaşçı doğalarından ötürü hayranlık besliyor, diğer yandan Ermenilere yaptıklarından dolayı Türk milletinin soyunu kırmayı neredeyse reva görüyor.

7 Beğeni

Çünkü gerçekten soykırım yapıldığını düşünüyor sanırım (yaratılan algı nedeniyle). Soykırım yaptığını düşündüğü bir ırka her türlü eziyeti/katliamı bu nedenle reva görüyor.

1 Beğeni

Evet, ama birçok ülke ve birçok insan yaşananları zaten soykırım olarak adlandırıyordu. Buraya kadar bir tuhaflık yok. Bence garip olan, Howard’ın bu derece fanatik bir şekilde Türkiye’nin tamamen yok edilmesini ve hatta Türklerin soykırıma uğratılması gerektiğini savunması. Lovecraft gibi azılı bir ırkçı ve yabancı düşmanı bile bu kadar ileri gitmezdi herhalde.

Almanlara bile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra böyle habis bir ceza vermek söz konusu edilmemişti. Bahsi bile korkunç. :slight_smile:

4 Beğeni

Bu yüzden algı dedim zaten. Dünya kamuoyu demek ki böyle bir algı yaratmış. Ve evet, haklısın, Türkleri özellikle savaşçılık konusunda bu kadar överken bir yandan da çok tehlikeli düşüncelere sahipmiş bizimle ilgili. Tuhaf.

2 Beğeni

İşte bir yazarın kişiliğiyle yazarlığını neden ayrı tutmamız gerektiğine bir örnek. :slight_smile:

5 Beğeni

Evet, doğru tespit hocam.

2 Beğeni

Bu arada Howard’ın tarih bilgisi bayağı kulaktan dolma izlenimi vermiyor mu hocam?

Finlerin ve Macarların Moğol soyundan gelmelerini düşünmesi mesela. 1930’larda böyle bir hipotez var mıydı bilmiyorum, ama günümüzde bunun kesinlikle yanlış bir önerme olduğu düşünülüyor. Finlerle Macarların dillerinde benzerlikler var, her iki dil de Ural dil ailesine ait ve her iki millet de Avrupa’ya binlerce yıl önce yanılmıyorsam Kuzey Asya’dan göç etmişler. O bakımdan geçmişten gelen bir Asyalılık mevcut, ancak Moğollarla bir akrabalıkları yok. Genetik haritalarına bakınca da ufak miktarlarda Asyalılık ortaya çıkıyor ama genlerinin büyük kısmı Avrupai. Sonuçta son bin yıldır büyük oranda Slavlarla, Cermenlerle ve diğer Avrupalı milletlerle karışmışlar.

Gülünç bulduğum bir diğer nokta, Atatürk’ün önderliğinde yüzünü besbelli Batıya dönmüş 9 yaşındaki genç Türkiye Cumhuriyeti’ni hâlâ inatla Osmanlı olarak görmesi.

Kısacası konuya dair tutumu pek ciddiye alınacak gibi de değil.

3 Beğeni

Bence orada Finlerin ve Macarların direkt Moğol soyundan geldiğini ifade etmiyor. Bu ikisinin (ve Türklerin) aynı soydan geldiğini ifade ediyor. Veya ben öyle anlamış olabilirim. Yazının öncesi de olmalı mutlaka. Bu adı geçen toplumların aynı soydan geldiğini savunan görüşler bildiğim kadarıyla 1800’lü yılların ortalarında ortaya çıkıyor. Turan soyundan yani. Hatta Turancılık akımının kurucusu olarak Finliler gösterilir. Castren isimli bilim adamı Turancılık akımını savunuyor ve Ural-Altay dillerinin incelenmesine öncülük ediyor. Finlerin Orta Asya’dan geldiğini, Macarlar, Türkler ve Moğollarla beraber geniş bir topluluğun/ırkın üyesi olduğu sonucuna varıyor.
Finlandiya devleti tarafından kurulan ama şu an adını hatırlayamadığım bir kürsü bulunuyor Finlandiya’da. Bu kürsü Castren’in araştırmalarını ve iddialarını destekliyor. Castren’in Finlerin gerçek yurtları ve Turan coğrafyası ile bağları ile ilgili görüşleri Finlandiya’da hâlâ benimsenmektedir. Daha sonraları Macarlar da Turancılık konusunda pek çok araştırma yapıyorlar ve onlarda da benzer düşünceler oluşuyor. Yani 1930’lu yıllarda bu fikirler vardı ve Howard’ın bunlardan haberi vardır diye düşünüyorum. Tabii senin de bildiğin gibi o günden bugüne pek çok şey değişti hocam. Bilgiler sürekli güncelleniyor.

Türkiye Cumhuriyetini Osmanlı olarak görmesi konusunda çok haklısın. Şöyle ki Atatürk bu algıyı yıkmak için pek çok devrim yaptı bildiğin gibi. Yani yıkılması uzun süren bir büyük algıydı bu.

Ekleme: Hocam tabii Finlerin soylarını Turan’a dayandırmak istemelerinin altında yatan neden, küçük bir halk olmadıklarını ispata çalışmak ve Avrupa’da kabul görmek de olabilir.

2 Beğeni

Açıklama için sağ ol hocam, çok ilginç.

2 Beğeni

Doyurucu bir yazı olmuş, keyifle okudum.

@Blackheart @Abraxas Macar-Bulgar ve Finlerin soylarının kavimler göçü sonrası avrupada bu coğrafyalara kadar gelip sonra geri dönemeyen öncü Türklere dayandığına dair çok teori vardı bir dönem. Dil ailesi harici gen haritalarıyla falan desteklenmişti ama aklımdaki çook kenarda köşede kalmış bir okuma muhtemelen. yıllardır da eski ilgim kalmadı hiç tarihe :grinning_face_with_smiling_eyes:

3 Beğeni

Aslında sizlere katılıyorum ama şöyle bir gerçekte var: H.P Lovecraft ya da Robert E. Howard çok normal insanlar değiller. Belki klinik düzeyde bir sorunları yok ama kesinlikle psikolojik olarak sorunlu tipler. İkisinin mektuplarından anladığım kadarıyla tam bir “her şeyden ve herkesten nefret ediyorum” kolaycılığına kaçmış insanlar bunlar. Paylaştığınız mekupta da belirttiniz zaten önce Türkleri övüyor, sadece göçebe dönemlerimizi de değil. Genel olarak bizi övüyor. Sonrasında da bizim yok edilmemiz gerektiğini söylüyor.

Buradaki kısımda özel olarak bize yöneltilmiş bir nefretten çok soykırım suçunu işleyen milletlere yöneltilmiş bir nefret var. Üstelik o nefretten o kadar gözü dönmüş ki kendisinin de aynı suçu teşvik ettiğini fark edememiş. Dediğim gibi bu insanlar için ırk, yönelim, cinsiyet, renk fark etmiyor. İnsanları sevmiyorlar. :smiley: Üzerimize alınmadım o mektubu bu yüzden.

Okumaya zaman ayırdığınız için teşekkürler. :kalp:

3 Beğeni