Rölativite

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/rolativite/



Bize siyah-beyaz düşler kurduran Uzay Yolu dizisini izlediğimiz günlere özlemle… Kaptanın Seyir Defteri Yıldız Tarihi: Beş bin dokuz yüz nokta beş. Altı saat kadar önce Atılgan’ın idaresini ikinci kaptan Simge’ye devredip kaptan köşkünden ayrılmış, biraz kestirmek için daireme çekilmiştim. Uyumadan önce hologram Banu ile biraz muhabbet edeyim dedim. Ateşli bir sohbet oldu. Hararetimi söndürmek için… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Sonuyla yaratıcı ve bütünüyle merak uyandıran bir öyküydü. Yerli bir Star Trek fan fictionı diyebilir miyiz buna? :sweat_smile: Kalemine sağlık @Lightsky. Görüşmek üzere.

1 Beğeni

Selam @ulu.kasvet,
Teşekkür ederim.
Sen diyorsan öyledir. :blush:
Görüşmek üzere.

1 Beğeni

Kaleminize sağlık. Öykünüz bana 1987 yapımı “Innerspace-İçimde biri var” filmini hatırlattı. Uzay Yolu’nu da çok severek izlerdim. O günlere yerel bir dönüş yaptık sayenizde.

Kolay gelsin

1 Beğeni

Merhaba @Muge_Kocak
Teşekkür ederim.

Eski günleri birlikte yad etmekten mutluluk duydum.
Innerspace filmini de merak ettim. En kısa zamanda izleyeceğim.
Size de kolay gelsin.
Sevgiler.

1 Beğeni

Merhabalar;
Elinize sağlık, öykünüzü keyifle okudum. Ama bir hekim olarak aşağıdaki cümlelere takıldım:

Adamın kel kafasının üstüne yatırdığı saçları dağılmıştı. Gözlükleri burnunun ucuna kadar düşmüştü. Kaşlarını çatmış, dikkatli dikkatli elinde tuttuğu bir kulak çubuğunu inceliyordu.

Neden hekimler hep kel, gözlüklü ve göbekli (sizin öykünüzde göbek ayrıntısı yok) betimlenir hikâyelerde? :slight_smile:

Bir de şunu belirtmek istiyorum. Benim gözümden mi kaçtı bilmiyorum ama öyküde zaman ve anlatıcı uyumsuzluğu var sanki. Öykü ben diliyle yazılmış ve geçmişteki olaylar dizisi anlatılıyor. Ancak anladığım kadarıyla anlatıcı kahramanımız öykü sonunda ölüyor. Yani öyküyü, ölü birisi anlatıyormuş gibi oluyor.

Görüşmek üzere, selamlar…

1 Beğeni

Merhaba @ebuka,
Zaman ayırıp öyküyü okuduğunuz ve ayrıca katkınız için çok teşekkür ederim.
Yorumunuzu okuyunca sizin gibi gülümsedim.
Aynı soruyu ben de size sorayım izin verirseniz.
Hekimler, “hep” kel, gözlüklü ve göbekli mi betimleniyor hikâyelerde? :smile:
Aklıma hemen Watson ve Armstrong geldi. :slight_smile:
Ancak, klişeler üzerine düşündürdüğünüz için minnettarım.

Öyküyle ilgili belirttiğiniz diğer konuya gelince.
Evet, öykü birinci tekil kişi tarafından anlatılıyor ve anlatılanlar geçmişte kalmış.
Öyleyse ölmüş olabilir mi?
Daha netleşmesi için cümlede değişiklik yapacağım. :slight_smile:

Tekrar teşekkür ederim.
Görüşmek üzere, benden de selamlar…

1 Beğeni

Merhaba
Aynı zamanda farklı anları ya da aynı anda farklı zamanları yaşadığımız bir öykü olmuş. Ya da bunun gibi bir şey :slight_smile: Başlık seçimiyle de Einstein’a selam göndermişsiniz.

Takıldığım tek yer “kolçak” kelimesinin aynı yerde sık kullanılması oldu.

Genel olarak kısa ve keyif veren bir öyküydü. Emeğinize sağlık. Görüşmek üzere…

1 Beğeni

Merhaba @Arokan,
Zaman ayırıp okuduğunuz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
“Aynı zamanda farklı anları ya da aynı anda farklı zamanları yaşamak…”
Ne güzel söylemişsiniz.
Kolçak kelimesinin aynı yerde sık kullanılması beni de rahatsız etmişti, düzeltmem gerekirdi. Uyarınızı dikkate alacağım.
Başlık seçimiyle Einstein’a selam göndermekle birlikte-umarım okuyucuya da geçiyordur-öykünün suyunda eriyen şekerde de rölativite; yani görelilik meselesi var.
Görüşmek üzere…

Rica ederim.
Görelilik kavramı bana geçti. Payıma düşen bir yudum şekerli sudan içtim.
“Interstellar” diye bir film vardı. Okurken o filmden sahneler canlandı gözümde.

1 Beğeni

Merhabalar @Lightsky
Emeğinize, düs gücünüze sağlık. Keyif veren ve merak uyandıran bir öyküydu. Sonunu ayrıca sevdim. Sinematik bir bakış açısı ile oluşturulmuş, iyi bir sahneydi.
Görüşmek üzere sonraki Secki’lerde, ilhamla kalin✌

1 Beğeni

Merhaba @gayekcelik
Sizin gibi iyi bir okur yazardan yorum almak beni ziyadesiyle sevindirdi.
Çok teşekkür ederim.
İlham periniz hep sizinle olsun.
Görüşmek üzere.
Sevgiler.

1 Beğeni