Muhtemelen İhtiras’tı,Mersiye sisteminde. Cehennem Ormanlarında Sükût ile Gölgeler hikâyesinin olduğu sistem. Hakkında pek bir şey bilmiyoruz. O değilse Sel’deki (Elantris) Vefa ve Hüküm’dür. Ki onlar buna çok uymuyor çünkü güçleri kullanılabiliyor. Bunların hepsini de Garaz (Rayse) öldürdü bu arada.
İyatil Scadrial’dan Malwish kökenli ama Shadedmar’da olan Silverlight (Gümüşnur) isimli bir şehirli.
Tam olarak ne dediğini anlamadım ama her Parlayan Tarikatı’nın iki dalgaya erişimi var. Mesela Rüzgârkoşucuların Tutunum ve Çekim dalgalarına erişimi var. Semadeşenler de Çekim ve Dağılım.
Evet. Kendisi Kralların Yolu Ara 7’deki, heykelleri kıran Elçi Shalash’ın yardımcılarından biriydi. Geri orayı okursan hatırlarsın muhtemelen.
Okudum şimdi, Brandon reyiz bizi ilk kitaba geri götürdü ya saolsun. Çok da gerek yoktu ama Önce diğer eklere de göz gezdirmiş bulundum A-5’inde de Baxil’in konuştuğu koleksiyoncu Axies varmış meğer . Gelmişken onu da okudum, daha farklı bir yerde gördük diye hatırlıyordum Kralların Yolundaki kısımları unutmaya başlamışız bile demek.
Yalnız şu büyük boy ilk baskılar ne güzelmiş ya, şimdiki baskıdan okuması daha zor .
Szethin geçmiş sahnelerini beğendim. Çok enteresan bir karakter. Shinovarın da çok enteresan olmasının etkisi var tabii bunda. Manastırdaki dövüş sahnesi harikaydı. Nihayet daha önce hiç görmediğimiz dalgaları da ufak ufak görmeye başlayacağız sanıyorum. Geç bile kaldık. Semadeşenlere üzülüyorum. Bu sprenler böyle çekilmez. Bir Syle bak bir de Szethin sprenine. Yine de dövüş sırasındaki konuşmaları ve son anda izin vermesi güzeldi.
Adolin harikasın be. Böyle Adolin gibi melek karakterleri genelde sevmem tekdüze bulurum. Ama Adolin çok sempatik bşr karakter, sevmemek kolay değil. Bu bölüm de zaten yine Adolinin gönülleri fethetmesi üzerine kurulu. Üstüne bir de 3–5 tane Soylu şarkıcı ve hatta 1 tane de kaynaşık hakladı abim benim. Görevini fazlasıyla yaptı. Maya sen de basbaya konuşuyorsun artık tamamen canlan be. İstesen yaparsın.
Bu duruma bende takılmıştım, not almayınca yazmamışım. Szeth’in spreni beni baya işkillendiren bir tip. Yücesprendi sanırım bu arkadaş. Diğer semadeşenlerin sprenleri böyle mi emin değilim, bence bunda bir artislik var Üstten konuşmalar, test etmeler, izin vermeler falan Fırtınababalar seviyesi olmasa da epey forslu bir spren çıkacak muhtemelen. İleride başımıza zırtopoz şeyler çıkaran bir spren çıkarsa şaşırmayacağım.
Fazla bir şey olmayan bir gün oldu sanki. Dalinar ve Navani ile ruhsal alemde görüden görüye atlayacağız muhtemelen günlerce. Böylece ufak ufak Roshar’ın geçmişini öğreneceğiz ama içimden bir ses Sanderson’ın bunun dozunu fazlaca kaçıracak gibi diyor. Shallan’lar ve kovaladıkları Hayaletkanlar da bu kısımlara tempo verememiş, bu görülerin sonu gelene kadar böyle giderler. Tarih dersi tadında kitabın son gününe kadar devam böyle muhtemelen.
Önceki kitaplardan birinde Roshar’lıların Aviar’lara papağana benzer kuş olmasına rağmen tavuk demeleri kafamı karıştırmıştı, sf 503 te ilk insanlarla beraber uçarak gelen kuşları gören Dalinar’ın bunları görüp Tavuk demesi istemsiz güldürdü Tüm kuşlara tavuk demeleri burada iyice anlaşıldı.
Szeth’in yolculuğu en heyecan vericisi olmaya devam ediyor. İkinci manastırda insanlarına karşı konuşurken helal dedim, iyice yolunu ve amacını buluyor. Öteyolcu ve Hudutaşar Şerefdarları ile Shadesmardaki kapışma da yine mükemmeldi . Gecekanı’nın da kendini parlak hayat etmesi nedeniyle Shadesmarda parlak olması boşluğuma geldi, iyi güldüm .
Kaladin ve Syl’ın kata sahnesi ve flüt işi falan hoş yerlerdi, Akıl’ın dürtüklediği flüt işi sonunda Rüzgar ile farklı bir şeye meyledecek sanırım. Bakalım nereye bağlanacak.
Ruhsal alemde tempo olarak yavaş olsa da ben zevk aldım. Bu şekil geçmişin anlatıldığı yerler hep hoşuma gitmiştir. Ama çok sıkıntılı da olmaz. Gün gün ilerlerken sık sık diğer karakterlerin olaylarına da gidecek mecburen ve bu şekilde ilgiyi diri tutacak.
Beşinci gün ve Ara Sözlerini bitirdim. Şaka maka yarıladık Ama yormaya da başladı, bu haftam yoğun olacak umarım vakit ayırmaya devam edebilirim. Kitabın yarısına yaklaştıkça imla hataları ve hafif çeviri basitlikleri gözüme çarpmaya başladı. Artık çevirmenden mi editörden mi bilemem ama onlar da yorulmaya başlamış herhalde.
Venli ve şarkıcıların kısımları 4. kitapta olduğu gibi sıkıyor
Taşlarla konuştuğu sırada harap ovaların altındaki 4. ay ve yabancı taşlar muhabbeti ilgimi uyandırdı. Bakalım ne çıkacak. Şu çizimin de baya iyi olmuş Venli bacım;
Sigzil ve Narak cephesi en iyi sahneleri çıkarma potansiyeline sahip.
Odaklı diye gelen yeni kaynaşık türü de fena bir şeymiş. Mızrağı şunlardan birinin kafaya gömdüğü sahne
Adolin yine delikanlılığı koydu valla şu kadar farklı Parlayan ve güç çıktı hala Paredar aksiyonları ilk kitaptaki gibi keyif veriyor Azish Paredar Neziham’ı kurtarmak için bodoslama dalışı unutulmaz yerlerden olmuş
Geçmiş sahnelerinde sonunda güzel bir yerlere geldik, Şeref/Tanavast ile Elçilerin konuşmaları falan epey bilgi verdi bize. Chana’nın sen dünyamıza savaş ve ölüm getirdin dediği kısmı sonra Taln da sen bütün dünyamı yok ettin falan diyerek tasdikliyor birkaç sayfa sonra. Demek ki insanların geldiği dünyanın yok olmasının nedeni Şeref Garaz’a karşı savaşmaları için bunları güçlendirdikçe dünyayı yok ettirmiş anladığım kadarıyla.
Shallan’ın Mraize’i öldürememesi yine sabrımı taşırdı. Hep böyle devam mı edecez…
Ara Sözde Zahel’e işkence eden Axindweth kimdi ya? Şu kısacık bölümlerde apayrı kişileri önümüze çıkarıp duruyor 2 satır, unutuyorum sürekli Gavilar’ın yanında mı görmüştük geçmişte?
Daha dün gördüm, adamlar özel isme gelen çoğul eki kesme ile ayırmış “koskoca” çevirmen ve editörlere biz mi Türkçe öğreteceğiz acaba.
Aynen, Venli ile konuşup Ulim mi ne bir spren vermişti. Venli onun sayesinde Fırtınaformu falan bulmuştu. Çok net hatırlamıyorum, Venli flashbackleri hiç de tekrar okumayı sevdiğim kısımlar değil.
Kadın (Axindweth) bir worldhopper bu arada, ileride yine göreceksin.
Parlayan isen özel güçlerin bir nevi süper kahraman gibi, Paredar isen sadece fırtınaışığı bitene kadar seni koruyacak bir zırh ile bir de silahın oluyor ama hala sıradan bir insansın. Bundan dolayı da özellikle Paredarlar buna yönelik devamlı çalışıyorlar ve olabildiğince efektif bir şekilde savaşıyorlar. Bence bunun da etkisi var. Ama tabi Adolin de ayrı bir konu bu açıdan. İlk kitaplarda verdiği izlenime göre oldukça yol kat etti. O zamanlar deseler inanmazdım sanırım.
Yahu bende de bir huy var, çok beklediğim ama hemen okumayacağım bir kitabı merak etmem ve spoilerlardan kaçınırım. Kitabı okumaya başlayınca durduramıyorum kendimi. Kaynaşıklarla ilgili bir şeye bakarken 2 tane spoiler yedirdim kendi kendime. Buraya kadar spoilersız geldim bu noktada yapılacak iş mi ya. Uyuz oldum kendime.
Özellikle uzun serilerde daha dikkatli olmak gerekiyor. Çok basit bir şeye bakarken bile büyük bir spoiler yemek olası yoksa. Bu bakımdan coppermind sitesindeki time machine kısmını kullanman daha iyi olur. Son bitirdiğin kitabı seçersen aramalarda sadece o ana kadarki bilgiler çıkar.
Valla siz gerçekten şanslısınız ki burada ne sorsanız cevaplayacak insanlar olarak varız. Çünkü mesela ben şahsen herhangi bir seride bunun eksikliğini çok yaşarım, Sanderson’da da yaşadım. Özellikle böyle büyük ve karmaşık olabilecek bir evren olduğundan bence hiç çekinmeyin her şeyi sorun.
Ben arkadaşlarım karakterlerin görsellerini istediği zaman girip spoilerlı olanları ayıklayıp kendim seçip atıyorum en iyisi o derece dikkatli olmak.
Bende dün 500e yaklaştım, dedim kendime neredeyse yarıladım diye. Sonradan kitabın 1400 kusur sayfa olduğu gerçeği geldi aklıma. Valla bana da çok zor bitecek gibi. Çok da yavaş ve heyecansız ilerliyor. Merak unsuru da girmedi devreye.
Aslında merak edilecek pek çok şey var geçmişte neler oldu, elçiler tam olarak kimdi, Şerefle aralarında ne oldu, Shinovarda neler oluyor, henüz görmediğimiz dalga bağlama güçleri nasıl olacak, gibi gibi. Aksiyon olarak da son kitaba göre daha iyi gibi bence. Belki de genel olarak kozmer evreninden sıkılmış olabilirsiniz.