Sealand, Machiavelli ve Sineklerin Tanrısı


(Kemal Küçükgedik) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/sealand-machiavelli-ve-sineklerin-tanrisi/



1967’de denizdeki bir uçaksavar platformunun üstüne kurulan Sealand “ülkesini” hiç duymuş muydunuz? Peki bu adada yaşanan enteresan olaylara Machiavelli ile Sineklerin Tanrısı’nın felsefesinden bakmaya ne dersiniz? O zaman buyurun bu eğlenceli yazıya! (DEVAMI…)


#2

Gerçekten çok güzel ve keyifli bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Bu “micronations” denen ülkelere hep ilgi duymuşumdur. Mesela bu Sealand’in futbol takımı zamanında KKTC milli takımıyla maç yapıp 17-1 gibi bir skorla yenilmiş :smiley:

"Mikro devletler"le ilgili şöyle bir de wiki varmış:


(Cemalettin Sipahioğlu) #3

Yazıyı okuyunca aklıma, David Brin’in The Postman’inden bir alıntı geldi:

"Derler ki “iktidar yozlaştırırmış”, ama doğrusu iktidar yozları kendine cezbeder olmalıydı. Aklıselim sahibi kişiler iktidar hırsından başka konularda ilgi duyarlar genellikler. Eyleme geçtiklerinde ise, bunu sınırları belli olan bir görev addederler. Zorba ise doymak bilmez, amansız bir açgözlülükle hükmetme peşinden koşar.

Alıntı, yazıyla tamı tamına örtüşmüyor. Farkındayım. Ama yazıda geçen diğer hususlar, hayatımızın daha ne gibi noktalarında bunun gibi mevzularla karşılaşabileceğimize/karşılaştığımıza dikkat çekiyor. Ya da alakasız şeyler arasında kendimi bağlantı kurmaya zorlatıyorum :man_shrugging:


(Kemal Küçükgedik) #4

@estorn
Mikro devletleri genellikle gerçek devletlerin bir parodisi olarak görüyorum ve çok eğlenceli buluyorum :smiley:

@Bay_Karamsar
Hiç alakasız değil ama David Brin’in alıntısı daha makro olarak iktidarı almış. Sealand darbesi, Sineklerin Tanrısı ve benim bahsettiğim olgu, daha mikro düzeyde, insanların gerçek bir siyasi/maddi/finansal güç söz konusu olmasa bile hırçınlaşabileceği hatta canileşebileceği üzerine. Somut bir güç elde etmek için uygulanan şiddete de karşıyım ama en azından anlayabiliyorum. Hiçbir güç değişimi söz konusu değilken bile hırçınlaşan insanların duygu durumları ise çok ilginç geliyor.

Yazıya eklemeyi unuttuğum (veya tembellik ettiğim diyelim) şöyle de bir durum var: Hepimiz birçok adada yaşıyoruz. İş adası, okul adası, edebiyat adası, yaşadığımız mahalle adası, vs. Bu adaların hepsinde gündelik Sineklerin Tanrısı hikâyeleri yaşanıyor. Kimisinde Jack iktidarı ele geçirmek için hırçınlaşıyor, kimisinde bir anketin gidişatını beğenmeyen çocuklar Piggy’yi öldürüyor (neden ki?). Başlık altında büyük harflerle ateş dansı yapıp çıldırıyorlar.

Daha da vahimi, hiçbirimiz bu duygulardan münezzeh değiliz ve asla bir sineklerin tanrısına dönüşmeyeceğimizi (veya geçmişte hiç öyle davranmadığımızı) iddia edemeyiz.


#5

Gerçekten çok eğlenceliler, maddi durumum müsait olsa birkaç tanesinden vatandaşlık alırdım kesinlikle :smiley: