Sessiz Bir Gece


(Cüneyt Özkurt) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/sessiz-bir-gece-cuneyt-ozkurt/



Karanlık, arka sokaklara doğru uzanıyordu yağmurlu ve sıradan bir gecede. Sokak lambalarının cılız ışığı, kaportası paslı arabaların park ettiği tel örgüyle çevrelenmiş parkın gerisindeki üç binadan ilkinin zemin katının penceresine yansıyordu. Pencerenin önünde dikilen her kimse siyah beresini düzeltip cebinden çıkardığı çakmağını iki kere çaktıktan sonra sigarasını yakabildi ancak. İlk nefesi içine çektiğinde başını geriye… (DEVAMI…)


(gayekskn) #2

Sevgili Cüneyt, bu kez küçük eleştirilerimle geldim.
Öncelikle öykünün bütünü, yarım kalmışlık ve yarım bırakılmışlık hissi, ilişkinin son ve o en sancılı evresi, tam kıvamında, insanın yaşanmışlarını hatırlatarak geçiyor. Ama bu hisse kapılmam için öykünün ortalarına gelmem gerekti. Başta verdiğin detaylar benim için bir tık fazlaydı, bazı şeyleri hayal edebilmeyi daha çok yeğleyebilirdim. Birkaç virgül eksiği gördüm, belki geri dönüp tashih etmek istersin diye bırakıyorum buraya. Final ayrıca lezzetliydi.
Kalemin daim olsun arkadaşım🤞
Küçük bir not; Tam bir kitap kurdu olduğunu bildiğim için, biraz çekinerek yaptı bu eleştiriyi🙈


(Cüneyt Özkurt) #3

Her şeyden önce hayal gücüne esneklik katan tema için seçkiye teşekkür etmek gerekir ki bu ay katılımın fazla olduğunu görmek beni sevindirdi. Okuma yoğunluğum nedeniyle öykülere gelecek sürelerde göz gezdireceğim. Burada değerli vaktini okumaya ayırarak geçiren arkadaşlara da teşekkür ederim. Özellikle Gaye’ye…

Gerek kendi öykülerinle, gerekse diğer yazarların öyküleriyle ilgilendiğin için, bana kalırsa, platforma değerli bir destek veriyorsun. Bu kıymetli bir şey. Bu bakımdan, diğer arkadaşlarımızın öyküleriyle ilgili yorumların için de buradan teşekkür etmek isterim. Herhalde birkaç virgül eksiğim maruz görülebilir diye düşünmekteyim, özellikle virgülün anlam hatasına yol açabileceği ölçülerdeki eksikliği önemlidir, buna dikkat etmeye özenirim.

Öykünün giriş kısmında, dediğin gibi düşük bir temposu var. Okuyucuyu sona kadar sürüklemekten alıkoyabilir. Açıkçası, bunu kasıtlı olarak yaptığımı söylemem gerekiyor. Sebebi ise kendi okuma programımla ilgilidir.

Şu şekilde: Prensip olarak okumaya başladığım bir yazıyı önünde sonunda bitirmek gibi bir ruh halim var. Bu Sarte’nin Varlık ve Hiçlik’i olabilir ya da Montesque’nun Kanunların Ruhu, fark etmiyor.

Ağır aksak ilerleyen bir hikaye dizisinin sonunda bağdaşmadığı eserler ilgimi çektiği için, biraz da olsa o yoldan ilerlemek istiyorum; yine de okuduklarımdan tamamen farklı bir yoldan ilerlediğimi (yoldan istemsizce sapıyorum) de itiraf etmeliyim. Bundan sonraki süreçte öykülerimde konuların fazlasıyla tutarsız olabileceğini düşünmekteyim. Bu da klasik öykücülüğe eleştiri olarak algılanabilir.

Teşekkürler Gayecim…


(Murat Barış Sarı) #4

Selam, aşağıdaki örnek cümle tüm yapacağım yorum ve eleştirilerin özeti. Bu açıdan hem bir beğeni hem de bir geri bildirim olarak alın lütfen söylediğimi.
Çok derin, şairane, dolu bir ruh dünyası var öykünün. Ancak bu sanat eserinin anlatımı içeren zanaat kısmında bir tık daha ileri giderseniz çok büyük bir iş başarmış olursunuz.
Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…

“Aracın kısa farları açıktı hâlâ. Farın ışığı yağmur damlalarına vuruyor ve düşen her damlayı netleştiriyordu. Öyle bir andı ki bu, aynı görüntünün tekrarı gibi; ancak asla aynı şekliyle olamayacak bir anın sonuncu defa ve her defası ilk anın başlangıcındaki o bir anın son ana nüfuz etmiş haliydi adeta. Yağmurun buluttan düşerek okyanustaki geminin güvertesine ya da denize düşmesi ya da bilinmezin ötesinde bir deniz kızının derinlerdeki saçlarına suyun süzülerek dokunması gibi… Tüm okyanusun tuzunun gözyaşlarının tuzundan farksız olması veya o kadının gözyaşlarının denizleri, okyanuslara dönüştürmesi gibi… İşte böyle düşüyordu yağmur damlaları aklının gökyüzünden sokağın ilerisine, pencerenin camına ve karşı kaldırımdaki aracın farlarına.”