Sevgi Üzerine Kurulu Nefretin Hikâyesi: The Last of Us


(Onur Özgüner) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/sevgi-uzerine-kurulu-nefretin-hikayesi-the-last-of-us/



“The Last of Us” serisinin yakın tarihte piyasaya sürülmesi beklenen ikinci bölümü heyecanla beklenirken, ilk bölümünü “sevgi” bağlamında inceleyip devamında işlenecek “nefret” temasına ışık tutmaya çalıştık. (DEVAMI…)


(Peren Ercan) #2

Muhtemelen tepki toplayacağım ama oyunu birkaç gün içinde oynayıp bitirmiş biri olarak herkesin övdüğü kadar olmadığını düşünüyorum. Belki de zombili kurguları sevmediğim için öyle gelmiştir. Aynı firma tarafından yapıldığı için karşılaştırıyorum, bir Uncharted serisi kadar zevk vermedi bana.


#3

Yazı çok güzel olmuş. The Last Of Us normal bir oyundan farklı olarak ilk defa kendi hikayesinin veya kendi dünyasının duygusunu aktarabilen (bunu tamamen yapan) ilk oyun oldu benim için.

Yeri hep ayrı olacak. Gerek işlediği konseptler, gerek oyunun bize Joel gibi yeni ağzı yanmış ve büyük bir trajedi atlatan bir karakteri verip başka bir küçük kıza alıştırması gibi önemli ve aceleye gelmeyecek karakter gelişimi sunması açısından paha biçilemez.

Oyun boyunca içine kapanık, ürkek Ellie’nin zaman geçtikçe Joel’la gerçekten yakınlaşması ve tam anlamıyla bir baba-kız ilişkisine dönüşen durum ve o sonun bencilce ama etkileyici kararı.

“You just come after her.”

Gerek Joel’ın tiradları ile gerek bu insanların arasında olan kimya ile hatta karşımıza çıkan onca tehtid ve tehlike karşısında bile hayatta kalacak gücü kendilerinde bulan iki kırık insanın hikayesini ele alışıyla çok özel bir oyun The Last Of Us. Aldığı her övgüyü ve daha fazlasını hakediyor, ikinci kısmı merakla bekliyorum.


#5

Last Of Us benim oynadığım en lineer şekilde ilerleyen oyunlardan biridir. Gidişat şu şekildedir;

“İlerde bir bina var oraya gidelim herşey çok güzel olacak.” Yürü, yürü, yürü asker buldun kaç, zombi gördün öldür. Tüh burda kimse yokmuş… İlerde bir köprü var oraya gidelim herşey çok güzel olacak. Yürü, yürü, yürü asker buldun kaç, zombi gördün öldür. Aaaaa köprü çökmüş… İlerde bir radyo kulesi var oraya gidelim herşey çok güzel olacak. Yürü, yürü, yürü asker buldun kaç, zombi gördün öldür. Kahretsin herkes zombi olmuş… İlerde bir üniversite var oraya gidelim herşey çok güzel olacak. Yürü, yürü, yürü asker buldun kaç, zombi gördün öldür. Olamaz burda da hep kötü adamlar var… İlerde bir hastane var oraya gidelim herşey çok güzel olacak… Bir süre sonra bende “Orada da yoktur işte kimse gitmeyin artık” diye söylenerek oynamama yol açtı.

Ama bu şekilde lineer ileryelen bir oyun için sahip olduğum “ne kadar iyi olursa olsun en fazla ortalama bir oyun olabilir” algısını tepeden tırnağa yıkan bir oyun olduğuda bir gerçektir. Özellikle karekter gelişimi açısından bakıldığında oyunun başında Ellie’yi öldürmek üzere olan Joel, oyunun sonunda Ellie için tüm insanlığın kurtuluşunu elinin tersi ile itecek duruma gelmesi kesinlikle yadırganmaz.

Left Behind DLC’si (Standalone oalrak oynanabilir) Hikayedeki bir boşluğu dolduruyor. Onuda oynamadıysanız mutlaka oynayın :slight_smile: