"Sherlock, Alla Turca" ya da "Bizim Neyimiz Eksik?"


(Oğuz Eren) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/sherlock-alla-turca-ya-da-bizim-neyimiz-eksik/



Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes karakteri, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de polisiye edebiyatı şekillendiren isimlerden oldu. Holmes etkisinde yazılmış ama iyi ama kötü polisiye eserleri anlattık. (DEVAMI…)


(burakkny) #2

Bir ülkede polisiye edebiyatının var olabilmesi ve gelişebilmesi için mutlaka sanayi toplumuna geçisin gerçekleşmiş ve karmaşık kapitalist sistem çatışmalarının yaşanıyor olması lazımdır. Mesela Sosyalist bir toplumda “polisiye edebiyat” olmaz.

Ancak polisiye edebiyat denilince -bizde ki ilk yerli polisiye örneklerinde olduğu gibi- A.Christie veya A.Conan Doyle (S.Holmes) benzeri polisiyelerin öne çıktığı görülmektedir.(Ölen insanlar, öldüren kim ve neden…).Çünkü o dönem toplumumuz kapitalist sistemin bu çatışmalarının dışında içine kapalı bir toplum idi.Sınırlı alanda gerçekleşen olayı zeki bir dedektif-polis- çözüveriyordu.

Oysa toplumsal tabanlı polisiye diyebileceğimiz (genellikle Amerikan ağırlıklı) türde toplum içerisindeki haksızlıklar, sosyal olaylar, suç örgütleri ve çıkar çatışmaları ön plana çıkar.
Bu noktada, benim de pek sevdiğim E.Stanley Gardner, Raymond Chandler, D.Hammett, Horace Mccoy, Edward Aarons, J.Dickson Carr, W.Irish gibi yazarlar, polisiye türde eser verirken bir yandan da Amerikan sosyal düzenini hallaç pamuğu gibi atar ve çarpık yönlerini acımasızca sergiler.Suç Örgütleri, Sarı sendikalar, Kötü polisler, yer altı dünyası, gelir eşitsizliği ,paranın en yüksek değer olması gibi konular bütün yönleri ile olduğu gibi ortaya konur.
Tabii bir de George Simenon gibi, insan psikolojisini yakından inceleyip bunu ön plana koyan, sosyal düzende bunalan insanın neler yapabileceğini, basit olayların bile insanı suç’a yöneltebileceği gerçeğini irdeleyerek ustaca kaleme alan yazarlar vardır ki, onların eserlerine “sadece polisiye” deyip geçmek doğru olmaz, başlı başına “gerçekçi” romanlardır.
Son zamanlarda ülkemizde de çeşitli renk ve türde polisiye romanların yazılıyor olması keyifli bir durum. Unutmayın;
İyi polisiye iyi edebiyattır!


#3

Emeklerinize sağlık, güzel bir derleme olmuş :slight_smile: Bana kalırsa “Aman Vermez Avni” karakteri devam ettirilseymiş günümüze kadar, hem kitap hem de sinema filmi olarak, ve her on yılda bir onu canlandıran aktör değiştirilseydi (aynen James Bond’ta olduğu gibi) halkımızın ilgisini sürekli tutabilmek için, edebiyatımızın polisiye macera bölümü çok daha gelişirdi diye düşünüyorum :disappointed_relieved: