Sicario İncelemesi: Denis Villeneuve'den Kurguda Ustalık Örneği

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/sicario-incelemesi/



Sicario incelemesi sizlerle. Denis Villeneuve’ün 2015 tarihli filmi, kurgusu ile anlatmak istediklerini ezberlerin dışına çıkartmayı başarabiliyor mu? (DEVAMI…)

3 Beğeni

Sicario’nun afişi ilk defa yayınlandığında Prisoners’ı yeni izlemiştim ve Sicario’nun sinemaya gelmesine gün sayıyordum. İzlediğimde de Villeneuve’ün filmografisinde başyapıt olarak nitelendirebileceğim tek film olarak düşünmüştüm, hâlâ da öyle benim için. Maelstrom’dan başlayıp son çektiği BR2049’a kadar tüm filmlerini seviyorum ama Sicario her açıdan kusursuza yakın bir film gibi geliyor. Bunda yazınızda da çok övdüğünüz kurgunun önemi büyük. Bunu sıkıcı bulan insanlar da var, ama zevk konusu günün sonunda.
Villeneuve’ün Deakins için dediği “Işık konusunda en iyisi” ya da Jóhannsson için dediği “Çağımızın en büyük bestecilerinden biri” övmelerinden daha fazlasını yapamam ama senaryosunu da oldukça iyi buluyorum. İşlediği konuyu bu kadar “saf” işleyen çok az film denk geliyor. Özellikle derdi olan bir senaryoda bu daha da zor bir şey gibi geliyor. Villeneuve “Senaryoyu okuduğum zaman dehşete düşmüştüm.” diyordu video röportajında. Odağını hiç dağıtmadan finale doğru gidişi de bende benzer bir etki oluşturdu.

1 Beğeni

Muazzam bir film. Neden özel bir film olduğunun sebebi devam filminin çekilmesinin ardından Sicario denilince akıllara bu filmden başka bir şey gelmemesi diyebiliriz bence.

Kurgu konusunda katılıyorum. Burada editör Joe Walker’ın da övgüyü hakkettiğini düşünüyorum. Şuan çalışan en iyi editörlerden biri bence, Hollywood’un gereksiz cut kafasından uzak apayrı bir deha.

Sinematik görüntü totaliterdir. Senaryolar ve adaptasyonlar hakkında kendsinin de “bir film yaparken yazarın fikrine sadık kalmalı ancak yönetmen aynı zamanda hain de olmalıdır.” gibi bir sözü vardı. Sicario özelinde senaryonun filmin son halinde değişikliklere uğradığını biliyorum. Hatta bazı sahnelerin bir senaryodaki gibi bir de yönetmenin tercihi olan iki ayrı versiyonun çekildiği mevzusu vardı. Hatta ünlü “Time to meet your god” sahnesi senaryodan değişik çekildiğini hatırlıyorum. Doğal olarak yazar Taylor Sharidan’in bu işten hoşlanmadığı da biliniyor. Sonra adam gitti kendi filmini çekti zaten o ayrı mesele :laughing:.

Dune’da olmayacağına üzüldüğüm, Denis Villenueve’in daha önce çalıştığı iki isim var: Roger Deakins ve Jóhann Jóhannsson. Ama ikisinden birini seç bu filmde çalışacak deseler, Jóhann Jóhannsson derdim herhalde. Evet Hans Zimmer çok iyi falan ama… Jóhannsson çok ayrı bir bestekardı, maalesef çok erken kaybettik . Kendi tarzı filmle uyumadığı için BR49’da çalışmadı ama Dune onun için çok iyi bir kılıftı. Hayatta olsaydı Denis’in ilk onla çalışmak isteyecegini hepimiz biliyoruz. Dune için ortaya çıkarabileceği şeyi duymak çok isterdim açıkçası.

Vefatından sonra çıkan, “Last and First Men” de ben parça parça Dune esintileri alıyorum şahsen.

Sırf senin hatırına zaman bulunca izleyeceğim bu filmi.( çok övdün )