Son Oda

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/son-oda-cuneyt-ozkurt/



Öykü öncesi yazarın okurdan bir ricası: “Çok değerli öykü yoldaşım, Tamamen sizin değerli inisiyatifinize kalmış olarak, öykünün ruh halini yaşatmak açısından, iki değerli eseri okuma esnasında dinlemenizi isterim: Tsiganiko II – Eleni Karaindrou[1] Waltz by the River – Eleni Karaindrou[2] Dilerseniz bu iki eseri öykü boyunca sırayla, tekrarlı şekilde dinleyebilirsiniz ya da seçtiğiniz herhangi bir… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Cüneyt :black_heart:
İlk seninle başlamak istedim yorumlamaya. Öncelikle ellerine sağlık arkadaşım.
Başta verdiğin müzik önerileri için teşekkürler, iyi birer eşlikçi oldular.
Öykünün ilk kısmını çok çok beğendim. Eşine, kızına ve kardeşine hitap ederek yazdığı bölüm çok etkileyiciydi. Ama sonraki paragrafta, okuyucuya anlattığını hissettim. Sanırım o kısım bir daha gözden geçirilebilir. Geçiş sert ve ilk havanın dışında.
İmla olarak oldukça iyi, zengin kelimeler barındıran bir öyküydü. İsim seçimlerini, yarattığın melankolik havayı başarılı buldum. Ama öykü adın, hepsinin dışında oldukça etkileyici.
İyi ki varsın, hep yaz, hep söyle. Biliyorsun ki canlı yayınlarına sızıp dinlerim, bulup okurum.
Sevgiyle :slight_smile:

1 Beğeni

Teşekkür ederim arkadaşım. İlk benden başlamış olmana çok sevindim. İlk yorumunu ben almış oldum.

Güzel yorumların için teşekkür ediyorum. Yazacağım diğer öykülerde belleğimin bir kenarında gidip gelecek eminim. Öykü bütün bunların toplamında şekillenecektir.

Bazı öyküler tek solukta gidiyor. Aslında olay örgüsü artırılabilecek nitelikteydi, haliyle Fransız Devrimi’nde süre giden bir hikayeyi 1500 kelimelik bir aralığa sığdırmak kendi kendime "Ne yapıyorum ben? dediğim bir durumdu. Belki bu bakımdan dediğin gibi geçişlerde sertlikler olmuş.

Aradan bir süre geçtikten sonra yazdıklarımı tekrar okuma fırsatı bulduğumda “Keşke burası böyle olmasaymış.” dediğim yerler olmuyor değil. Bazı cümleleri yetersiz, bazı kelimeleri gereksiz buluyorum. Eğer üşenmez isem blogda toparlayabiliyorum.

Öykünü okumak için sabırsızlanıyorum.
Güzellikler ve çiçekler sana :slight_smile: :hibiscus: :blossom:

1 Beğeni

Merhaba,

Müzikle okurken özellikle ilk bölümler çok etkileyiciydi. Prost okur gibi okudum olanı biteni, bir konusu olması gerekmiyordu.Bu şekilde 5.000 kelimeyi rahatça okuyabileceğimi fark ettim.

Olay örgüsü işin içine girdiğinde @gayekcelik 'in de belirttiği şekilde büyü yerini bir olay öyküsüne bıraktı. Ben biraz da tarih sevdiğim için Fransız İhtilali ile Paris Komünü arasında gittim geldim -evet olayı açıklayan Robespierre’in olayında zaten Paris Komünü var ama hatırladığım kadarıyla 1870’lerde de vardı vs.- demek istediğim orada biraz ilgim tarihi altyapıya kaydı.

Ama ne zaman ki kahramanın ailesinin bir hayal bir özlem olduğu ortaya çıktı o zaman tüm o anlatılan tarihi arka plan gözümde gerçek değerini buldu. İnsanın kanatsız kuş olduğu gerçeği… Ve müziği tekrar duyar oldum.

Virüs bağlantısı güzeldi.

Öykülerinde her zaman bir ruh vardı ama bununla zanaat ve dilin kullanımı alanında da en iyi öykünü okuduğumu düşünüyorum.

Ellerine sağlık.
Tekrar görüşmek dileğiyle…

2 Beğeni

Öyküyü okumuş olmanızdan ve incelikli değerlendirmelerinizden yana müteşekkirim.
Çok teşekkür ediyorum.

1 Beğeni

Ne desem bilemiyorum. Tam benim hayranı olduğum bir hikaye tarzıydı bu. Her zaman kitapçılara gidip de aradığım türdeki kitapları bulamaz ve o istediğim türdeki kitapları kime sorsam o kitaplara “benzeyen” kitapları önerirler ve asla o kitapları bulamam ya, işte abi bu hikayeni okuyunca tam da o istediğim kitapları buldum. Aslında Oğuz Atay’ın kitaplarına benzettim hikayeni. Özellikle Korkuyu Beklerken kitabındaki “Babama Mektup” hikayesi ile gerçekten çok benziyor hikayen. Ben bayılıyorum böyle hikayelere işte. Çoğu kişiler her ne kadar melankolik hikayeleri beğenmeseler bile, çok duygulandıklarını söyleyip kitabın ilk sayfasını bile bitiremeseler bile ben apayrı bir seviyorum böyle hikayeleri. Kendimizi bulmuyor muyuz aslında bu öykülerde? Hayatımızdaki gerçeklerle yüzleşiyoruz bence bu hikayelerle. Bize inandırılmaya çalışılan güllük gülistanlık hayattan bir anda ayrılıp acımasızlıklarla yüzleşiyoruz. Tamam, ben de okurken çok fazla duygulanıyor ve üzülüyorum bu tarz hikayelerde fakat en nihayetinde eğer ki bu öyküleri okumaya devam etmezsek ve yarıda bırakırsak yalnızca kendimizi kandırmış oluruz ve hayatın korkunçluklarını, dehşet verici acılarını görmezden geliriz diye düşünüyorum ben.

Hikayene gerçekten bayıldım. Özellikle ana karakterin kızının doğduğu yerdeki mutluluğu ve üzüntüsü beni gerçekten çok etkiledi. O kısımlarda bir de müziğin en güzel kısmı denk gelmişti, o kısım apayrı bir hava kattı o yüzden hikayeye. En beğendiğim kısmı diyebilirim. Müzikler için de ayrıca teşekkür ederim, eğer ki sessiz okusaydım müziklerle beraber okurkenki keyfi alamazdım. Muazzam bir öyküydü, ellerine sağlık. Yazma isteğinin hiç bitmemesi dileğiyle abi, bir sonraki temada görüşmek üzere :slight_smile:

1 Beğeni

Canım kardeşim benim. Öyküyü okuyup sevmiş olman, tertemiz kalbine sesleniyor olması benim istediğim. Öykü yolculuğumuzda sen de yerini almış bulunuyorsun, kitaplara olan sevgin hayatta seni her zaman özel düşlemlerle ve hislerle karşılayacak. Güzellikler seninle olsun! Sevgilerimle!

1 Beğeni

Müziği yazarken kullanıyorum; dinginlik veriyor. Okurken ara sıra dinlediğim oldu ama yazarı tarafından önerilen bir müzik ile okuyunca harika oldu. Öykünüz zaten çok iyi ama dediğim gibi çok içine aldı. Çok hissettirdi öyküyü.
Elinize sağlık.

1 Beğeni

Öykümüzün sizi yegane amacına ulaştırabilmesi beni çok mutlu etti. Çok teşekkür ediyorum.

1 Beğeni