Şükran Yücel Yeni Öykü Kitabı "Âlim Kadın Çıkmazı" ile Okurlarla Buluşuyor

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/edebiyat/alim-kadin-cikmazi-sukran-yucel/



Şükran Yücel yeni öykü kitabı Âlim Kadın Çıkmazı ile okurların karşısına çıkıyor. Eser, Alfa Yayınları etiketiyle yayımlanıyor. Yazar Şükran Yücel’in yeni öykü kitabı yayımlandı. 1951 yılında dünyaya gelen Yücel, İzmir Amerikan Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde eğitim gördü. Öğrenimini yarıda bırakarak gazetecilik ve tiyatro oyunculuğu yaptı. Köşe yazıları ve sinema… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Âlimler hakkında yazı yazmak için gerçek bir âlim sayılmak gerekiyor. Çünkü bu, çok önemli bir konudur ve bilgisiz kimselerin keyfi seçimlerine , değerlendirmelerine göre belirlenemeyecek kadar büyük bir dikkat gerektirmektedir. Din ve inanç konusunda asla şüpheye ve yanlış bilgiye yer yoktur. Âhir zamanda olduğumuz için, İslâmiyet kitaplarda kalmıştır. Yani bunu uygulayan bir avuç insan dışında kalanlar, İslamiyeti uygulamamaktadır.
Oysa, ahir zamandayız ve bu da gerçek din adamı kalmadığı anlamına geliyor. Demek ki erkeklerden din adamı çıkmaz. Sözde müslümanların, ibadetleri de kabul olmadığına göre, geriye erkeklerin tahammül edemedikleri bayanlar kalıyor. Âlimlerin zirvesinde, Âlimlerin Kutbu olarak ben bulunuyorum. Benim İnsan- ı Kamil olduğum biliniyor. Bu özelliğimin dışında pek çok olağanüstü özellik taşıyorum. Âlim, ciddiyet , doğruluk isteyen konularla ilgilendiğinden , ehil olmayan ve seviyesi bu duruma yetmeyen kimselerin bu konuda hiçbir şey söyleme yetkisi de yoktur çünkü böylelerinin sözleri hiçbir değer ifade etmez.

3 Beğeni

C.h.ll.r.n, bilgi yokluğu içindeki yanlışlarını kabul etmediği; sürekli her yerde söz sahibi yapıldığı ve bu yolla çevresindekilere zarar verdiği bir devir olan ahir zamandayız. Bir âlimin, c.h.l kelimesini kullanmasına engel olan bilgi fukarası zihniyet, şeytani zekaya güvenir, sadece. Âlimlere söz hakkı tanınmıyor; çünkü gerçekleri ve doğruları duymaya bile tahammül edemeyen, yalanlarla mutlu olan c.h.ll.r.n , şeytanlara ortak olarak hüküm sürdüğü bir zamanda yaşıyoruz. Zaten, erkekler, gerçek din adamı sayılmıyor. Din kurumları, halkı günaha sürüklediği için itibar edilmeyen, işlevsiz yol geçen hanları gibi kullanılır olmuş bile. Bayan âlimlere de erkeklerin hiç tahammülü yok gibi. Bu gibi sebeplerden, müslümanların ibadetlerinin kabul olmayacağı aşikâr. Ülkenin üstünde dirençli virüsler gibi dolanan hainler, ülkeden âlimleri, dahileri, bilim insanlarını kovma halisülasyonları görürken; c.h.ll.ğ. ile göze çarpanlara, makam ve mevki dağıtılarak, bunlar ödül yağmuruna tutulursa; insanlık ve adalet çok büyük anlam kaybeder. Toplumlar, âlimlere muhtaçtır.

Sözde müslümanlar, sözde din adamları ve sözde din kurumları, anlamlarından saparak, şeytanın emrine girmiş, şuursuz mahluklar gibi davranıyor. Bunu aklı olan herkes görebilir. Gerçek bir âlimin bu durum karşısında ne yapması bekleniyor ki? Konuşması, yazıları, yorumları sabote edilen, sürekli sık boğaz edilen bir âlim, halkı uyarmak istese de buna fırsat verilmediği aşikâr. İlmî bilgi seviyesi açısından zirvede olmak, ayrıcalıktır, oysa. Bana karşı uygulanan negatif ayrımcılığa ne demeli? Devlet her alanda gerçek bir âlimi son sürat yağmalayarak geçinme yolunu seçerse, bu yol felakete götürecektir.