Tartışma Köşesi

Asimov’un bir tacizci olduğunu biliyordum ama Harlan Ellison’ı ilk kez duydum. Gerçi kendisi “beni sokaklarda yok olup gitmekten bilimkurgu kurtardı” minvalinde açıklamaları olan bir adam, o yüzden çok şaşırtmadı eğilimli olması. Benim bu alıntıyla ilgili esas merak ettiğim; bu olaydan sonra Asimov ile arkadaşı arasında nasıl bir konuşma geçti ve arkadaşları bu hareketleri bilmelerine rağmen neden onunla arkadaşlık ediyorlar? Üstelik bir de onunla buluşurken yanlarında eşlerini de getiriyorlar. Kadının cümlesinden bunun ilk olmadığı zaten anlaşılıyor.

Asimov acaba sosyal normları anlayamayan bir otistik birey olabilir mi diye düşünmedim değil. Bunu ilk duyduğumda böyle düşündüm ama üstüne pek araştırmadım. Belki bu konuya eğilen yayınlar vardır.

2 Beğeni

Feminizmin şu an bayraktarlığını yapan insanları kast ederek böyle bir yorumda bulundum. Feminizm denildiği zaman birçok insanın kafasında “saçma sapan bir topluluk” fikri uyanıyorsa bunun sorumluluğunu elbette şimdiki topluluk üyelerinin çoğunluğu üstlenmek zorundadır. Beynime mıh gibi çakılmış nafaka tartışmaları canlanıyor ne zaman bu konular açılsa. Karşılaştığım o röportaj videolar, sahip olunan düşünceler vb… Adil olan her şeye varım. Güzel günler dilerim.

1 Beğeni

Benim zihnimde “saçma sapan bir topluluk” düşüncesi uyanmıyor. Az çok okuyoruz çok şükür. Eğer sosyal medya ve kıytırık dizilerde gördüğünüz basmakalıp karakterler üzerinden bakarsanız her topluluk gülünç görünür.

8 Beğeni

Her gün kadınların öldürüldüğü bir ülkede konu nasıl erkek mağduriyetine geliyor anlamadım ben? Anlamak da istemem zaten. Nafaka konusunda haksızlıklar var elbette, ama burada kadın mağduriyeti çok daha korkunç bir boyutta… Yaşama hakkımız elimizden alınmaya doğru gidiyor artık. Zorlukla nefes alıp verebildiğimiz bir yerdeyiz, kadın olmak çok daha zor yani. Böyle bir ülkede komedyenler de konuşmalarına ve hareketlerine dikkat edecek, özen gösterecek. Çünkü çürümüşlüğün zirvesine çıktık toplum olarak.

Binlerce kişinin izlediği bir şahsın saçma sapan konuşmalarını örnek alacak, uygulayacak binlerce saçma sapan amip var bu ülkede. Yapacaklarını da yapıyorlar zaten, bu gösteri de onlar için meze tabağı.

Feminist topluluklar saçma sapan görülüyorsa bu ne kadar iğrenç bir durumda olduğumuzu kanıtlıyor. Gösteriyi de izlemedim, sosyal medyada gördüğüm birkaç kesite denk geldikten sonra neler olduğunu anlamak pek zor olmadı.

13 Beğeni

Bana kalırsa feminizm konusu oldukça nüanslı ve karışık bir konu, forum konsepti bunu tartışmaya en müsait online iletişim yolu olabilir ama yine de hakkını veremeyebilir gibime geliyor.

Konunun uzmanı olmasam da şahsi fikrimin ve anlayışımın bu bağlamda pek temsil edilmediğini gözlemledim. O yüzden buraya da bırakacağım çok önemliymişçesine. Belki antitez görürüm ya da bilgilenirim güzel olur.

Bana öyle geliyor ki ataerki denen olay esasında çocuk sayısı açısından üssel getiri için polinom feda etme stratejisinin kültürel implementasyonu. Yani şu senaryoyu düşünelim: Eğer birey sayısını başlıca güç unsuru kabul edersek; iki rakip toplumdan biri populasyonun yarısını hayatın pek çok alanından çıkarıp (0.5x feda edip) sadece çocuk sayısı maksimizasyonuna odaklanan taktikler izleyerek doğurganlık oranını atıyorum 2’den 4’e çıkarabilirse takriben 30 yılda diğerine baskın geliyor. 60 yıl sonra toplumun yarısını feda etmeyen kültür (x^2a << (0.5x)^4a | x>2, a>>1 sırrınca) direkt ortadan kayboluyor. 10000 yıllık kültürel evrimin bu mekanizmayla tarıma dayalı kültürleri ne hale getireceği barizdir sanıyorum.

Bana kalırsa bu mekanizma tarım toplumlarında hakim olan ataerkiyi çok temiz açıklıyor. Kaynak kısıtlarından ötürü çocuk sayısı maksimizasyonunun kazanan strateji olmadığı ortamlarda yaşayan göçebe, viking vs. toplulukların neden daha egalitaryen olduğunu da açıklıyor bence.

Durum buysa ve ben yanlış anlamadıysam bana öyle geliyor ki feminizmin en büyük sorunu ‘düşmanını yanlış tanımak’. Ne bileyim adalet sistemlerinde de ağır sıkıntı olduğu bariz bence (benim boşanıp yıllarca davalarla uğraşan, milyonlar kaybeden, hakkını alabilmek için özel detektif falan tutan arkadaşım da var :sweat_smile: ). Her hareketin de karikatür kıvamında destekçisi oluyor bence sokak röportajından hareket yargılanmaz. Ama feminizm hareketinin daha kökte çözmesi gereken problemler olduğunu düşünüyorum. Problemi baştan yanlış anlayarak politik aksiyon puanlarını boşa savuruyor gibime geliyor bana.

1 Beğeni

Fikirlerine katılıyorum @sultiderler

Nafaka vs konusuna hiç girmek bile istemiyorum. Her gün şiddet ve ölüm haberlerini görürken nafaka ve feminizm konusu burada çok saçma ve yersiz duruyor. Kadınlar ve çocuklar öldürülüyor. Ölüm haberlerinin sıradanlaşmış gibi öylece anlatılması çok korkunç bir olay. Diğer her şey esas olayı görmek yerine konunun saptırılması gibi geliyor bana. Geçen aylarda bir kanalda haber spikerinin vahşi bir cinayetin nasıl işlendiğini adım adım anlatıldığına bile rastladım. Bu neyin kafası hiç anlamıyorum. Bu mesajı yazarken bile elim ayağım titredi.

5 Beğeni

Bu cümle adeta “Ben Nefarrias’ım!” diye bağırıyor. :sweat_smile:

4 Beğeni

Ben de bu fikirdeyim.

Bu forumda böyle şeyler yazmam aslında :slight_smile: ama politik ve stratejik bir hedefi olmayan her örgütlü mücadele bana boşa kürek sallamak gibi geliyor.

Kavgayı sistemle yapmak gerekmiyor mıu? Mücadelenin ana kurgusunu buna göre inşa etmek gerekmez mi? Binlerce yıllık ataerkil kültürle kavga etmenin en temel hedefi sistem olmalı.

Cepheyi dar hedefi geniş tutmalı, esas olan birleşik cepheyi örgütlemek gibi geliyor bana.

3 Beğeni

Tabi şimdi burda ‘bazılarınız ölebilir ama bu yapmaya hazır olduğum bir fedakarlık‘ tadında yaklaşıyorum sanılmasın hocalarım :sweat_smile: . Ama kadın hakları gündem olduğunda mevzunun kurulmuş saat gibi hiç şaşmadan kadına şiddet / kadın cinayetleri vs. nafaka / kadın yönetici kotaları eksenine gelmesi bence herkes için zararlı bir gelişme ve hatta bana kalırsa hareket için direkt bir kaybetme koşulu.

Yani ne bileyim bana kadınların da en az benim kadar insan olduğunu anlatmak için harcanan politika puanı boşa gitmiştir (bence zaten eşim benden üstün bir insandır :sweat_smile:). Tribal kültürün hüküm sürdüğü yörelerimize de insan hakları prensipleri ekseninde yaklaşmak puan israfıdır, adam için atıyorum kızına mirastan pay vermek kendi ailesinin kaynağını başka aileye akıtmak demek. Adamın içinde bulunduğu ortamda kızının da eşit haklara sahip bir insan olması olmamasını tartışma konusu yapmak biraz boşa harcanan puan.

1 Beğeni

Benim bu tartışmada durduğum yer çok net. Ölümün, yoksulluğun, adaletsizliğin, çürümenin bu kadar yaygın olduğu bir ülkede meseleyi “kadın–erkek rekabetine”, slogan feminizmine ya da soyut özgürlük nutuklarına indirgemek büyük bir lüks ve kaçıştır.

Kadınlar öldürülüyor, çocuklar istismar ediliyor, aile yapısı çözülüyor, eğitim yerle bir, ekonomi darmadağın, adalet duygusu erozyona uğramış… böyle bir tabloda hâlâ “şaka yapılır mı yapılmaz mı”, “bireysel ifade özgürlüğü” gibi steril tartışmaların arkasına sığınmak bana samimi gelmiyor. Sorun ne mizah, ne ifade özgürlüğü, ne de feminizm; sorun toplumsal çürüme.

Türk milletinin tarihsel refleksi bellidir. Adalet, denge ve ölçü. Ne kadın kutsal bir puttur, ne erkek ezilecek bir varlıktır. Ne mağduriyet yarıştırılır, ne de acı üzerinden ideolojik vitrin kurulur. Bizde mesele, her bireyin onurunu ve hakkını koruyan adil bir düzen kurabilmektir. Kısa süreli evlilikte ömür boyu nafaka da adil değildir, kadını sistematik şiddete ve güvencesizliğe mahkûm eden düzen de adil değildir. İkisi de aynı çürük yapının ürünüdür.

Bugün yaşadığımız kriz ne “fazla feminizm” ne de “fazla özgürlük” krizidir. Bu, eğitim, aile terbiyesi, ahlak, hukuk ve devlet ciddiyeti krizidir. Bunlar düzelmeden hangi ideolojik etiketin arkasına saklanırsak saklanalım sonuç değişmez.

Bu mesele sloganla, taraf tutmayla, tribünle çözülecek bir şey değil. Akıl, adalet ve vicdanla çözülür. Türk Kültürünün özü de tam olarak budur.

9 Beğeni

Buna o kadar da katılmıyorum. Yani tabi adalet insanların (hatta bazı hayvanların) en temel içgüdülerinden biridir ama içgüdü tek başına ne kadar fayda sağlar bilinmez. ‘Tarihsel refleksimiz’ bu konularda vaktiyle pek de bir çözüm değildi diye anlıyorum. Üst nesillerimizdeki -çoğunlukla çilekeş- hanımlarla konuşunca bu durum bayağı netleşiyor bence. Özellikle bazı yörelerimizde kadınlarımıza sorarsanız eminim ‘tarihsel refleks’ denen şeyden yana tecrübeleri idealize yorumlardan çok daha farklı olacaktır diye düşünüyorum.

Buna katılıyorum. Ama bu diğer şeyleri tartışmanın/irdelemenin anlamsız olduğu anlamına gelmez bence; bilakis özellikle bu tip zamanlarda, yetkisi/gücü olmayan insanlar olarak kendimizi yetiştirmek, kendi işimizi düzgün yapmak ve etrafımızı olabildiğince iyi anlamak yapılacak tek şeydir bana sorarsanız.

Ha ‘mesai saatinde burda ne işin var o zaman’ derseniz, imamın dediği vs. yaptığı derim. Şaka şaka, bir şeylerin çalışmasını bekliyorum boşluklarım oluyor bu aralar baya :sweat_smile:

Ama neyse temel noktam; ülkemizde daha büyük bir problem var diye başka şeyleri -adabınca- tartışmayı bırakmamak lazım bence. Özellikle de o büyük problemin çözümü başkasının elindeyse.

2 Beğeni

35 yaş üstü bir erkek olarak konu hakkındaki düşüncem şu şekilde:

1 tane kadının veya çocuğun yaşadığı zorluk birazcık olsun azalacak ise biraz da ben mağdur olayım, sıkıntı değil.

6 Beğeni