The Protector (Hakan: Muhafız): E Biz de Yapabiliyormuşuz!

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/the-protector-hakan-muhafiz-e-biz-de-yapabiliyormusuz/



Uzun zamandır yayınlanmasını beklenen Hakan: Muhafız’ı nihayet Netflix’te gördük ve seriyi iyisiyle kötüsüyle sizler için inceledik. (DEVAMI…)

6 Beğeni

Bu yapılmış haliyse bence hiç yapmayalım daha iyi oyunculuk sıfır, yönetmenlik sıfır, kurgu sıfır. Eğer iyiye iyi kötüye kötü diyorsak bana hergün tvde 2-3 saatlik eziyet türk dizilerinden farklı gelmedi. Yaw uluslar arası bir dizi yapıyorsun bari görüntüyü tvdeki diziler gibi çekme kardeşim. Oyuncuya para saçacağınıza birazda yönetmene, hikayeye, prodüktöre harcayın.

6 Beğeni

5-10 dakika dayanabildim. Zaten pek dizi izlemiyorum ama sözlükte falan çok konuşulunca bir bakayım dedim. Anladığım kadarıyla serseri bir tipin çevresinden olmayan bir kız ile maceralarını ve klasik türk dizisi klişelerini içeriyor. Sanırım son zamanlarda Şahsiyet biraz daha türk dizilerinin dışına çıkmıştı. Ama konu yine iç karartıcıydı. Yapımcılar ve sektör para odaklı düşündüklerinden pek güzel ve farklı hikayeler göremiyoruz türk televizyonlarında maalesef. Dram ve kaostan besleniyor herkes.

Yapabiliyor muymuşuz?

1 Beğeni

Sansürsüz yapabiliyormuşuz.(en azından)

Mankenlik ajansı kataloglarından oyuncu seçmeyi bırakmadığımız sürece ister netflix gelsin, ister hbo ister, universal malesef bu tip işler bizde hep eğrelti duracaktır. Görüntü yakalama ve editleme teknolojilerinden anlamadığım için bu da dahil olmak üzere bizim dizilerin neden iPhone kamerasıyla çekilmiş gibi durduğunu bir türlü çözemiyorum.

5 Beğeni

Korkarım kötü bir yapım olmuş, Iron Fist’ten iyi, Arrow gibi. Ama genel itibariyle kötü. Neden kötü bunları saymazsak farazi konuşmuş oluyoruz tabi.

Senaryonun altın kuralıdır “anlatma, göster” kuralı. Burada öyle çok takılıyor ki yapım bazen o gereksiz tekrarlanan ve senaryoyu sarkıtan diyalogların kalabalıklığıyla boğuluyoruz. Siz de fark ettiniz mi bilmem, yan karakterlerden bazılarının diyalogları çok daha iyiydi. Pazarcı kız, polis, mahallenin teyzesi. Bağlamı olmayan diyalogların üstesinden güzel şekilde gelmişler ama işte, çok konuşan ana karakterler gerçekten çok konuşuyorlar.

Klişe çizgisinde iyi yürümek zorundasınız. Bunu bazen başarıyor çoğunlukla başaramıyor ve her ayağı kaydığında biz biraz daha kopuyoruz diziden. Kahin, baba, fakir adam zengin kız, hayaller ve şehir, kötü adam-tablo ilişkisi. Ben bunu gördüm dedirtiyor ve evet biz bunları parça parça başka yerlerde gördük.

Dizi sürerken, sonlara doğru acaba dedim, bizim yazarların eli çok mu alıştı bu sahnelere. Son bölümleri izleyenler anlar. gereksiz, abartılmış duygusal sahneler Ucuz geliyor bana. Kolay kaçış gibi. Tıpkı ilk bölümlerdeki olaylar gibi. babanın ölümü

Karakterlerden bazıları yapmacık, çoğu yapmacık duruyor aslında. Tipleme gibi. Doktor civanım bunu en net gösteren kişi. Robot. Yan tiplemeler daha karakter gibi. Oyunculuklar için ne diyeyim tam bilmiyorum aslında, diyaloglar, senaryo da aşağı çekmiş olabilir. Ama beğendiklerim var. Polis, Teyze, Mazhar, Pazarcı Kız, Faysal (ara sıra). Burada bir sorun daha var, benden mi kaynaklı emin değilim ama üzülemedim hiç, karakterlerin karakter gibi olmaması, hikayeleri sağlam olmaması da olabilir bunun nedeni.

Görsellik, bu konuda çokta kötü değillerdi. Tabi bazı yerler var ki tamamen İstanbul’u tanıtmak için çekilmiş. İyi görüntü, kötü sahneler.

Yalnız konuş konuş bitmiyor.

Bitireyim. İyisiyle kötüsüyle olabilecek gibi olup olmamış bir yapım. Ama bence iş çıkar, çıkması için de izlemek gerek. Netflix’i olanlar, zamanı bol olanlar izlesin.

2 Beğeni

Roma bir günde kurulmadı!

İlk iki bölümü seyrettim. Cevaplara katılamadığımı söylemeliyim. Konu nedense Türk dizileri ve filmleri olunca insanlar mükemmelliyetçi bir tavırla yaklaşıyor daha önce beğenmeyip yarıda bıraktığı dizilere göre de daha eleştirel ve kesin dille yorum yapıyor. Sonuçta Amerika’da kaç tane süper kahraman dizisi var ve kaçı gerçekten iyi? Cw’nin yaptıklarına göre bu dizi çok daha iyi.

Bakın Türk dizi sektörü hoşunuza gitmeyebilir ama gittikçe kendini geliştiren bir sektör var. Mesela dram dizileri bizi bayıyor ama kaliteleri gerçekten iyi. (Sıradan bir Yunan, Alman dizisi izlerseniz anlarsınız) O yüzden balkanlarda, ve Ortadoğu’da bu kadar tutuluyor Türk dizileri.

Türkiye’de türünde bir ilk olarak hoşuma gitti açıkçası bu dizi. Tarihten bu yana gelen bir mücadele var ve merkezi İstanbul ki oldukça da uygun.

Oyunculuklar denilen gibi biraz vasat, senaryo sanki ingilizce bir senaryonun türkçeye çevrilmişi gibi o yüzden sırıtmakta ve Amerikanvari bir dil kullanıyor oyuncular ki bu da yapaylığa yol açıyor. Belki ilk dizidir biraz fazla müdahele gelmiştir merkezden. Bunlar dışında çekimleri oldukça başarılı buldum.

Bizimkiler bu işi beceremiyor, rezalet, iğrenç demekten ziyade önyargısız bir gözle izlendiğinde eksiklikleri olan ama geleceğe yönelik umut veren bir yapım olduğunu düşünüyorum. .

5 Beğeni

Zaten yıllardır yapıyorduk. Klasik Türk dizisi süresinde olmasına rağmen Ezel bu ülkede bir devrimdir mesela. Televizyonda dönüm noktasıdır. Eskilerden hatırladığım Suskunlar da yine belli bir seviyenin üzerindeydi.

Şahsiyet ve Masum da müthiş dizilerdi. İnternet televizyonculuğu yaygınlaştıkça bu tip kaliteli diziler görmeye devam ederiz. Yabancı kaynaklara gerek olmadan da yapabiliyoruz yani kimse kusura bakmasın. Ha binde bir oluyor ama oluyor. Sektörde kaliteli senarist var yok değil, onların ellerini kollarını bağlayan genelde yapımcılar ve yeterli bütçe sağlamayan kanallar oluyor.

The Protector’a henüz başlamadım ama umutluyum. 7 Yüz ve Bozkır konusunda da güzel umutlarım var. Kısa bir süre içinde izleyeceğim hepsini.

1 Beğeni
  1. bölüme kadar geldim ben de, sıkmadan izletiyor kendini. Eksikleri tabii ki var ama bir süper kahraman yapımının verebileceği her şeyi de veriyor. Milyonlarca bütçesine rağmen Avengers 1, Black Panther gibi baya baya dandik senaryolara sahip yapımlar da var mesela.

İzlemeyenler okumasın spoiler olacak!!

Açıkçası ben hikayenin ilerlediğini pek göremedim. Bunca bölüm pek ilerleme olmamış gibiydi. Yüzüğün taşı meselesi mesela. Bu taş zaten muhafızlarda vardı o minare falan ne alaka tam anlayamadım. Zaten Hakan ın babası tüm eşyalara sahip değil miydi ? 3 mistik eşya da paylaştırılmıştı hatta. Gömleği vermesi de çok saçmaydı. Zaten çıkardı niye veriyor ki ? Mazhar konusunda iyi fake attılar orası açık. Dizi boyunca en sevdiğim karakterler Faysal ve Mahzar olmuştu.

1 Beğeni

Diziyi Cuma günü izleyip bitirdim.
Tamam, dizi mükemmel değil ama “türk dizileri kötüdür” önyargısına da kapılmayı gerektirecek bir durum yok ortada. Ülkecek şu kompleksten kurtulur kurtulmaz aydınlanacağız bence.
Diziye gelirsek senaryosu daha iyi olabilirdi, hem de çok daha iyi. Karakterlerin motivasyonları ve derinlikleri yeterince verilmemiş.
Mesela Hakan karakteri ya hiçbir şey yapmak istemiyor ya da döner bıçaklarıyla mevzuya dalmak istiyor, bu adamın hiç mi arası yok arkadaş?
Dizinin yabancıdan çevirme havasını başyazarın amerikalı olmasına bağlıyorum, tamamı türklerden oluşan bir senaryo ekibi kültürel bakımdan daha etkili olurdu.
Her ne kadar on bölüm bu hikaye için az olsa da son bölümlerdeki akışı sevdim, olaylar tam oturmuşken dizi bitmeyeydi iyiydi. :joy:
Her neyse, ben sonuç olarak ikinci sezonu bekliyorum ve gittikçe iyi olacağına da inanıyorum.

3 Beğeni

Hakan’ın babası öldüğünde taş ve yüzüğü iki parçaya ayırıp diğer emanetlerle birlikte ayrı ayrı saklamışlar. Tabi bu eşyalar nasıl bulundu, nereden ele geçirildi, yüzüğü o kadın onca sene ağzında mı sakladı orasını bilemeyeceğim.

@cankutpotter Bence “Türk dizileri kötüdür” önyargısı yok ortada. İnsanlar, klasik aşküçgenlerinden başka birşey içermeyen, kadını metalaştırıp tecavüz ve şiddeti normalleştiren, hayatta aşk ve cinsellikten başka hiçbirşey yokmuş gibi gösteren, hayata dair, insana dair hiçbir şey anlatamayan ve daha bir çok sebepten ötürü genç nesillere hitap edemeyen, ülke prestijine dünya çapında bir katkısı olamayan yapımlardan bıktılar. Netflix gibi bir kanalın çekeceği ve bütün dünyada izlenebilecek bir yapımdan insanlar dünya kalitesinde birşeyler bekliyordu. Bu açıdan baktığımızda her yanı ile kötü bir dizi olmuştu. Dediğiniz gibi karakterlerin içi boş, diyalogların içi boş, oyunculuklar kötü, hikaye anlatımı kötüydü. Muhafız anlatılabilecekken, kötüler neden kötü konusu üstünde durulabilecekken, Hakan karakterinin iç dünyası üzerine durulabilecekken karakterin aşk üçgenlerine kafa yorulmuştu ki normal sayılabilecek bir oyunculuk sadece bu sahnelerde vardı. Gereksiz bir çok karakterden tutun da onlarca mantık hatasına kadar gerçekten kötü bir yapımdı. Hakan, Zeynep ve Doktor üçlüsü dizideki en boş karakterlerdi.
Dizideki en iyi karakterler polis Tekin, pazarcı kız ve komşu teyzeydi. Diğerlerine açık ara fark atmışlardı. Okan Yalabık ortalama bir oyunculuk sergilemiş olsa da ters köşe yapıcaz diye karakteri arkada bırakmışlardı ki ters köşelik, anlaşılamayacak bir durum da yoktu. Çekimler, renk seçimleri vesaire hakeza ortalama ve altındaydı. Dizinin bir kaç iyi yanından biri merak unsurunu iyi kullanmasıydı.
Bence Netflix gelecekte Türkiyedeki rakiplerinden örnek almalı.

3 Beğeni

Dizi tipik Türk dizisiydi. Abartıldığı kadar yoktu yani. Dizide tek bir sahne hoşuma gitti; İlk Muhafızın göründüğü sahne. Onun dışında ilk bölümden ölümsüzün kim olduğunu anlayabiliyorsunuz zaten. Ölümsüzler desen Allahlıktı. Leyla gereksiz melankolikti, Zeynep iyiydi. Şu küçük kızın bile oyunculuğu en iyisiydi. Bi tek o hoşuma gitti. :smiley:

Şimdi Hakan: muhafızı bitirdim. Eyvallah aksiyon güzel, istanbul güzel, oyunculuk vasat, herşey idare ettik diyelim; bu Faysal denilen ölümsüz zaten olayların başında Hakanin babasını öldürüyor, Hakanin babasida muhafız, bu durumda neden onun kanını kullanip sevgilisini kurtarmiyor, bunca yıl niye bekliyor.

Kanı, Muhafızın Hançeri ile almalı. Ayrıca o vakit bunu bilmiyor olması da muhtemel.

harika baslayip tamamen sacmalik olarak bitti. Sen gomlegi al hanceri al kani al. Hakani oldureceksin cik git 3 tane ise yaramaza oldurun de…

Hakan madem İstanbul’un koruyucusu, isteklerim var:
1)İlk önce şu her yere yapılan inşaatlara son versin. Belediyeleri halletsin.
2)Trafiği çözsün.
3)Metrobüste milleti ezenleri durdursun, otobüste kapı önünde birikenleri oradan bir ayırsın.
4)Minibüste duğara gelince “İnecek var.” desin
Sanırım şimdilik bu kadar.

11 Beğeni

Hakan’ım meşgul. Koruma görevlisi ama saat 10-11 gibi Şişli’de sevgilisinin rezidansında kalkar. İşe gitmeden önce bir tost yer Galata’da. Bütün gün şirkette olmaz. Akşam gelir, 1 saat patronun yanında durur onun hayatını kurtarır sonra devam…

3 Beğeni

Bu diziyi hiç izlemedim. Konusu hakkında bildiklerim de oradan buradan duyduklarım ama bence bu dizinin yapılmış olması bile önemli. Varsın dünyanın en kötü dizisi olsun. Çekimler, efektler, oyunculuklar, senaryo, müzik, hepsi berbat olsun. Yine de sorun değil. Zaman içinde daha iyileri gelir, yeter ki biri kapıyı açsın, birileri bu alanda bir şeyler yapsın.

Başka ülkelerde bilimkurgu ve fantastik diziler yapıldığını görürdük, dizileri severek izlerdik ve “bizde neden yapılmıyor” diye hayıflanırdık. TV kanalları, yapım şirketleri biz bilimkurgu ve fantastik severleri insan yerine koymadı. “Yapsak kim izleyecek ki” dediler. “Bizim halkımız bilimkurgu da fantastik de sevmez” dediler. Bilimkurgu ve fantastiğe ilgi duyan insanlar toplumdan soyutlanmış ucubeler gibi görüldü.

Bunun doğru olmadığını biz biliyorduk. Sinemalarda gösterilen filmlerden ve internette izlediğimiz dizilerden bu türlere ilgi olduğunu biliyorduk. Fakat onlar emek gerektiren şeyler üretmek istemedikleri için insanların ilgisizliğini bahane ettiler. Bizi birbirinin kopyası, senaryonun da çekimlerin de müziklerin de oyunculukların da berbat olduğu, aşırı derecede sündürülmüş bölümlere sahip dizilere mahkûm ettiler. Elbette aralarında iyi diziler de vardı ama büyük çoğunluğu son derece kalitesizdi.

Bu dizi Türkiye’deki dizi seyircisi profilinin sanıldığı gibi olmadığını ve fantastik bir dizi izleyebildiklerini göstermiştir. Daha 2. sezon yayımlanmadan 3. ve 4. sezonlara onay verilmesi bu dizinin izlendiğini gösteriyor. Üstelik çok sayıda korsan izleyen olmasına ve Netflix’in Türkiye’den elde ettiği kârın diğer ülkelere kıyasla, abonelik fiyatlarının düşük olması nedeniyle az olmasına rağmen. Fantastiği deli saçması olarak gören, Yüzüklerin Efendisi’nde ve Harry Potter’da ne bulduğumuza anlam veremeyen babam bile bir solukta bu dizinin ilk sezonunu keyifle izledi. Benzer bir durum 70’li yıllarda TRT’nin Uzay Yolu’nu yayımlamasında da görülmüştü.

Kısacası, Türkiye’de bilimkurgu ve fantastik tutmaz diyen herkesin ağzına kürekle vurmak lazım. “Halk bunu sevmez” diye bahane etmesinler. TV kanalları uğraşmak istemedikleri için bu bahaneyi üretiyorlar. Sadece bilimkurgu ve fantastik türlerinde değil, diğer türlerdeki dizilerimizde de büyük bir kalite düşüşü var. Çünkü en az emekle, en az harcamayla ortaya bir dizi çıkarıyorlar ve ondan en yüksek kârı elde etmeye çalışıyorlar. Bunun da sonucu ortada.

Aslında bu biraz da insanların önüne ne koyduğunuzla ilgili. TV kanallarındaki kalitesiz dizileri milyonlarca insan izleyince halkın bunu sevdiğini sanmayın. İnsanlar akşam eve döndüklerinde TV izleyerek dinlenmeyi tercih ediyorlar ve önlerinde ne varsa mecburen onu izliyorlar. Biraz da yerli yapımları tercih ediyorlar. Yerli olunca bilimkurgu da olsa fantastik de olsa bir şans vermeye daha meyilli oluyorlar. İnsanlara kalitesiz dizileri dayatıp sonra da onların bunu talep ettiğini söylemek ne kadar dürüst bir davranış?

4 Beğeni