The Umbrella Academy: Şemsiye Altına Sıkışıp Kalanlar

Aynen hocam bende ilk bölümden sonra devam edemedim niyeyse ilk bölümle dizi çok itici geldi zaten %80 çizgi roman uyarlama dizileri kötü oluyor,belki animasyon hali olsaydı bu halinden daha çok sevilirdi malum çok uçuk bir çizgi roman ve bu uçukluk çoğu kişiyi diziden uzaklaştırdı.

Çizgi romanda gelmiyor diye biliyorum. Hayalet olarak ekipte işlevini sürdürür diye düşünüyorum. Bence böylesi daha güzel :slight_smile:

1 Like

Ben beğenmiştim diziyi. Ara ara durağanlaşıyor ki o da karakterleri tanıtma amaçla yapılmış uzatmalar. Dizinin o karamsar havası hoşuma gitti. Karakterlerin anti kahraman tavırları bazen göze batsada 3 boyutlu olmaları güzeldi.

Çizgiromanda klaus ruhlarla konuşmuyor onun yerine pisişik güçleri var. Ben sadece ilk cildini okudum yani ilk sezonun uyarlandığı. Çizgiromanda klaus uçarak havalı bir şekilde ayın kopan parçasını tutuyor ve dünya kurtuluyor. Cildin sonunda 3 numara konuşamıyor artık ve Vanya keman çalamıyor kafasına aldığı darbeden dolayı. 2. cildini daha okumadım ama bağımsız ilerliyor sanırım.

Benim teorim Klaus sorunlarıyla yüzleşecek ve yine aynı yere geldiklerinde Ben’in gücünü kullanarak dünyayı kurtaracak.

Dizinin ilk bölümünden sonra şans verdiğinizde güzel gidiyiyor ama ben o suikastçi ikiliyi zerre umursamadım. Keşke onlar ilk baskında ölseydi ya da 2 yerine 10 kişi bassalar mekanı sadece bu ikisi kalsaydı ve dinamikleri anlatılmasaydı. 1 numara ve 2 numara “süper” ama dümdüz şişman bir adam bunların ikise karşı dövüşebiliyor.

Fikirlerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler. :slight_smile:

Şunu söylemek isterim, ‘suikastçi ikili aslında neden önemli ve ne anlam taşıyorlar’ gibi söylemlere binaen yazımda bu konu üstünde oldukça durdum. Hatta site yazarlarından Atakan Uçar da aslında bu ikilinin tiyatro alanına dair ögeler içerdiği konusunda beni yazımı hazırladığım esnada oldukça bilgilendirdi. Onun sayesinde çok daha netliğe kavuşturdum kafamda bu ikiliyi ve aralarındaki dinamiği. Çünkü aynı temaya ve benzer bir konuya sahip bir tiyatro oyununu bu ikiliye yedirmişler dizide. Sırf bu bile “dümdüz kötüler, napalım bu ikisini izleyip” dememek için bir neden.

İkilinin kendi arasında dinamikleri gerçekten iyiydi, buna katılıyorum ancak bence çok fazlaydı. Özellikle final bölümünde bile neredeyse Baş roller kadar sahneleri vardı. Bir yanda dünya yok oluyor. Herşey büyük büyük, hoop bik bik bik konuşmaya başlıyorlar. cafe sahibiyle kaçacağım da seni öldüreceğim de bilmem ne.
Bu iki karakterin ayrı dizisi olsa izlerim ama bu dizide bana fazla geldi açıkçası.

Aslında dizinin asıl sorunu bu değil bence, dizinin asıl sorunu zaman yolculuğunun etkisinin bariz bi şekilde bize göstermemeleri. Teknoloji nasıl çalışıyor, ne aşamada hiç birşey yok. Belki de öyle olmasını istiyorlar ama daha fazla bilgi vermeleri gerekiyor evren için bence. Müzikleri için bile izlenir ama bence eksikleri çok. Ya da böyle diziler filmler çok izledik artık. Dizi özünde dağılmış ve anlaşamayan bir aile yaşanan bir olay sebebiyle birbirine tutunular. Romantik komediden bilimkurguya, aksiyona kadar her janra’da bu konuyu anlatan işler var. The Umbrella Academy günün sonunda bu hikayeyi nispeten orijinal şekilde anlatıyor. Netflix herşeyi köti yapsa müziklerde başarılı. Sırf onlar için bile izlenir.

Bu arada belirtmeyi unuttum bir önceki mesajımda, çok güzel yazmışsınız incelemeyi,elinize sağlık.

Diziyi daha iki gün önce bitirdim ve bu yazı anlatamadığım düşüncelerimi döktü kesinlikle. Ayrıca olayların sadece 8 günlük bir süre içerisinde geçmesi üzerine yapılan vurgu kafamdaki birçok soruyu da cevapladı. Yazanın eline sağlık :smiley:

1 Like

Yazıda da güzelce anlatıldığı gibi Hazel ve Cha-Cha’yı sıradan birer yan karakter olarak almak yerine onların ekranda bu kadar görünmesini, hareketlerinin ve diyaloglarının anlamını dizinin bağlamı, izleği içinde değerlendirmek gerek. Hikaye düz bir “süper kahraman hikayesi” değil çünkü, söylemek istediği bir derdi var. “Bunlar neden bu kadar çok var” demek aslında Godot’yu Beklerken izleyip “Bunlar neden bekliyor, çok saçma” demek gibi bir şey. Olay o zaten. :smile:

Çizgiromanları okumadım ama dizinin ilk sezonunu yeni bitirdim.

Güzel, iyi vakit geçirmelik bir 3. sınıf dizi olmuş. Beklentilerinizi yüksek tutarsanız karşılamaması normal ama arada kafa dağıtmak için izlenebilecek, pek yormayan keyifli bir dizi.

Gerard Way’in hatrına, 2 yıl kadar önce okumuştum. Çizgi roman seven biri de olmadığımdan ite kaktıra bitirmiştim. Nedenini bilecek kadar iyi bir çizgi roman okuyucusu değilim ama “bir yavanlık, eksiklik var” hissi hiç geçmemişti okurken. Bu yüzden izleyip izlememek arasında bayağı kararsız kaldım :confused:

İlk bölümünü izledim.
Güzel gidiyor aklıma Kül Dağındaki Kütüphane yi çağrıştırdı. Hoşdu.

  1. sezonu beklerken düşündüğüm tek konu aynı gün doğan diğer çocuklar hakkında. Neredeler, ne yapıyorlar, güçleri var mı, farkındalar mı ve neden ünlenmiş akademiye gelmiyorlar??

Dizide 7 çocuğu evlat ediniyor diye bir ifade geçiyor ama çizgi romanında sadece 7 çocuğa ulaşabildi diyor, diğerlerine ne olduğu bilinmiyor. Belki de sadece bu 7’si hayatta kalabildi. Düşünsenize Türkiye böyle bir çocuk doğuyor. Çocuk ve annesi büyük ihtimalle hayatta kalamaz. Hayatta olup güçlerinin farkında olsalar bile ben akademiye gitmek isteyeceklerini çok zannetmiyorum. Zorla dövüştürüyorlar çocukları.

Çizgi romanından işi daha iyi idare etmişler demek ki. Türkiye’deki durumu düşündüm bana göre hayatta kalabilirler. Herkes kötü diye bir kural yok. Hayatta kalanlar akademinin ününe, başındaki adamın parasına kapılabilirlerdi. Sonuçta nasıl eğitildiklerini Vanya kitabı yazana kadar bilmiyorlardı.

Türkiye’nin her her yerinde değil maalesef. Çizgi roman hikayeyi anlatmak için çok kısa geldi bana birçok yer anlamsız kaldı. (İlk sezon 6 sayılık ilk cilt ve 2. ciltte bambaşka hikaye anlatılıyor.) Ben pek beğenmedim açıkçası dizi görece daha iyi bence. Ün ve paraya kapılabilirlerdi haklı olabilirsiniz. Aslında düşününce normal bir çocuk olan Leonard’ın kinini de oraya bağlamaları güzel bir örnek olmuş. Belki çizgi romanın 2. cildinde açıklıyorlardır ama beni çok etkilemediği için yakın zamanda okumayacağım herhalde.

1 Like

Dizide merak unsurunu efektler ve müzikle tamamlayınca sonuna kadar izlenebildi. Ve hoş vakit geçirdim. Ama konuyu anlatım biçimi çizgi romanında da tatmin edici değilse biraz hayal kırıklığı oldu. Artık dizinin 2. sezonunu beklerim. Umarım spoiler içiren incelemede bahsedilen ucu açık bırakılan asıl sorulara cevap verirler.

1 Like

Yahu kimse de dememiş ki neden 43? Kaç gündür bunu düşünüyorum. :smiley: Sinir bozucu. Yani ben takıldım sanırım bu sayıya. Neden 43 kişi? Neden 7 tanesi? :rofl:

Kim ne derse desin ben diziyi beğendim arkadaşlar. Hele 4 ve 5 numarayı oynayan oyuncuları izlerken çok eğlendim. Şu Ellen Page’i beğenmesem de senaryo da ilginçti, çizgi romandan uyarlanmış gördüğüm kadarıyla, onu da okumayı planlıyorum.

Diziye dair yorumumu benden önce söyleyenler olduğu için :slight_smile: ,

Gerçekten de yapı itibariyle Kül Dağı’ndaki Kütüphane izlenimi veriyor. Evlat edinilen özel çocuklar, kopmak üzere olan bir kıyamet, Baba figürü ve o babanın gidişiyle yaşananlar. Bunların hepsi bu tuhaf kurgu kitabı akla getiriyor.

Öte yandan ben de çizgi romanı beğenmeyip diziyi beğenenlerdenim. Mesela 4 Numara’ya getirdikleri bakışı dizideki haliyle sevdim. Ben ile ilgili olan kısımlar da yine bence bu haliyle daha güzeldi :slight_smile:

Son olarak, bu inceleme için teşekkür ederiz :slight_smile: Azıcık tekrarlar olmuş, ama o da nazarlık olsun. Güzelce eserin irdelemesi yapılmış, izleyiciye izlediği şeyi sorgulatan bir yazıydı.

Dört numarayı oynayan Robert Sheehan’ın oyunculuğuna bayılıyorum. Sadece onun için bile izlenir. Tabii bu oldukça kişisel bir yaklaşım ama daha önce de The Road Within filminde izlemiştim kendisini ve gerçekten mi hasta acaba yoksa önceden mi geçirdi bu hastalığı filan diyerek hayran kalmıştım. Ayrıca Genius’da da rolü vardı. Genç nesilde sevdiğim oyunculardan biri oldu. İleride de güzel işler yapacağını düşünüyorum.

İnceleme fevkaladenin fevkinde bu arada ama neden 43 ona hâlâ bir yanıt bulamadım. :joy: