97090001

Teşekkürler. Esasen okuyucunun izleyici olduğunu kabul etmekle beraber bunu nasıl yapabileceğim hakkında çok da fikrim yok doğrusu. Hatta samimi yorumunuza ben de samimi bir sır vererek bu konuyu biraz açayım. Cadı vs. Yeti düellosunda aksiyon ambiansını sağlamak bir bilgisayar oyunundaki büyücü hareketlerini bile arakladım (ya da saygı duruşunda bulundum diyelim). Bununla birlikte yorumunuza çözüm için düşüneceğim. Geçen öyküme geçişler konusunda eleştiride bulunmuştunuz bu sefer *** kullanımı ile bunu aşmaya çalıştım. Ciddi dikkate alıyorum eleştirilerinizi.
Üyelik sistemi yapılırken elbette site yönetimi bir şeyler düşünmüş olmalı ama öykülere ilgiyi ya da ilgiyi değilse de feedback’i kısıtlayacaktır bence de.

Merhabalar.

Güzel bir olay hikayesi olmuş. Anlatımınız yeterli, çatışma sahneleri güzel ve detaylarıyla da yerindeydi.

Yapıcı olarak Miraç Saral’a katılıyorum tamamen. Ama bu tabii uzun öyküden kaynaklanıyor olabilir. Metinde zamanında bana da gelen bir eleştiri olan pinpon etkisi görünüyor genel olarak. Bu da karaktere yeterince yaklaşmamaktan kaynaklanıyor. Ve diyaloglar… ımm… birazcık zorlama sanki? Hepsi değil tabii bir kısmı. Yine bu, uzun bir hikayede final görme adına yapılmış olabilir.

Yukarıdaki öykü birinci şahıs için yazması sıkıntılı bir öykü, tanrısal gözde yine birinci şahıs gözüyle çok daha rahat ederdiniz sanıyorum. Yazar sizsiniz tercih sizin, benimki fikir çatışması.

Ellerinize sağlık diyerek gelecek seçkilerde de görüşebilmeyi umuyorum.

Merhaba. Öncelikle bu uzun hikayeyi okuyup yorum yaptığınız için teşekkür ederim.

Doğrusu pinpon etkisi nedir bilmiyorum. İnternette de bulamadım bu açıdan eğer bu yoruma tekrar dönerseniz bana bunu öğretmeniz haline müteşekkir olurum.

Karaktere yakın olmak ve anlatıcı seçimi esasen biraz stilden de kaynaklanıyor olabilir. Paradoksal olacak ama bana gelen bir başka eleştiri olan “anlatmadan göstermek konusundaki telkin” esasında daha çok amaçladığım birşey. 2101 yılında 979001 sadece 4 yaşında bir tank-bred’dir ve onu tanımlayan şeyler düşünceleri ve duygularından çok esasen içinde bulunduğu “Dire Strait” durumudur. Bu açıdan içsel ve dışsal iki temel derdi vardır.
1- içinde bulunduğu yenik bir birliği kurtarmak mı yoksa düşmana maksimum zarar vererek birliği feda etmek mi?
2- Ve buna bağlı olarak varlıksal olarak tanımı.
Kısaca odak bu iki konudur ve temelde tank-bred bir Yeti’nin bir yaşam formu olarak değeri var mıdır sorusudur kahramana yaklaşımım. 1.maddenin varlığı da 2.maddeden rol çalıyor bu durumda. En kısa haliyle Yeti’nin felsefik çıkarımlar ve kendine ait uzun analizler yapacak zamanı ve uygun ortamı yoktur. Bu açıdan kahramana yakınlık derecesi belki yetersiz kalmış olabilir ama temelde bilinçli olarak bu kadar yaklaştım.

Diyaloglarıma normalde tasvirlerimden daha çok güvenirim. Şu sıkıntı olmuş olabilir. Cadı vs. Yeti diyalogları doğal değil pek ama aslında o diyaloglar birebir alegoriler zaten. Kahraman ve antikahramanın bu diyalogları tamamen İlyada destanından alındı. Okuduğumda beni etkilemişti ben de kullanmak istedim. “Patroklos’un Cesedi çatışması” veya “Güzel zırhı üzrinde şangırdadı” ibareleri ile de bunları açık etmeye çalıştım.

Sonuç olarak her eleştiriye cevap vermek (hatta bu durumda yetiştirmek) tabi ki eserin güzelliğine bir katkı sağlamıyor. Bütün, parçalarından bağımsız bir başka entity’dir sonuçta ve bütün, açıklanan tüm bu sebeplere rağmen sırıtıyorsa sırıtıyordur. Bu açıdan bana eleştirinizde en faydalı olabilecek nokta yine şu pin pon etkisine geliyor. Olur da bu cevabı okursanız bana bunu açıklarsanız tekrar ediyorum çok mutlu olurum.
Saygılarımla

Tekrar merhaba.

Cevap yetiştirmek olarak görmem hiçbir zaman. Amaç bu zaten, fikir çatışması. Öyküye güzel olmuş deyip geçmek yazara katkı sağlamıyor. Tabii arada ben de yapıyorum ama genel düşüncem bu yönde.

Öykünüzün olay olarak hiçbir sıkıntısı yok. Anlatım da yeterli dediğim gibi. Diyaloglardaki zorlama dediğim yerler de tam da dediğiniz gibi. Yazarlar bazen bunu yapıyor ve başka metinlerden alıntılıyorlar; ama genellikle okuyucu bunun farkına varamaz. Ki alıntılama yapmayı çoğu zaman yama olarak görürüm ben.

Pinpon genel olarak diyaloglarda, duygularda ve hareketlerde yüzeysellik olarak açıklanabilir sanırım. Olay güzel olsun kafi prensibi biraz. Sizin öykünüz tamamen bu şekilde değil ama bazı kısımlarında bana geçen his bu yönde oldu. Tabii uzun öykü, kendim de yazdığım için biliyorum eğer yirmi günlük bir zamana yetiştirmeye çalışıyorsanız üzerinden geçecek pek bir fırsatınız olmuyor.

Söylemeye çalıştığımı umarım aktarabilmişimdir. Görüşmek üzere.

Kesinlikle, tam olarak bunun için yazıyorum ben de. İyiye götürmedikten sonra eleştirinin bir anlamı yok bence de.

Alıntı konusunda kendime yenildim diyeyim, birkaç yere gönderme yapma hastalığım var Bu hataya farklı şekillerde zaman zaman düşebilirim.

Pinpon ciddi bir sorun bu açıklamaya göre. Doğrusu zor bir başlık olacak izale etmek için. Öykü bu haliyle 3.933 kelimeydi max. 5.000 zaten. O açıdan söylediğinizi anlıyorum. Yetilerin hayatlarının ne ifade ettiğine dair 1 ve 2’nin yapacağı gerçek hayatı tam anlamıyla taklit eden derin bir diyalog bile 2 sayfa sürebilir aslında. Esasen temelde sorun sanırım öykünün salt ne olduğuna dair biraz da. Benim yazdığım şey bir romanın bir parçasına salt bir öyküden daha fazla benziyor olabilir. İşte eleştiri bu açıdan önemli.

Yine “Olay güzel olsun kafi” metaforuna bir yerde düşmüş olabilirim. Öykünün temelde 2 amacı vardı. 1- Genetik olarak üretilmiş bir canlının hayatının değerinin ne olduğu ve 2- (ki tongaya düştüğüm diğer öğeleri gölgede bırakan şey bu olabilir.) Öykünün finaline kadar bir yüksek fantazya eseri sanılmasını ve finalde bilimkurgu olduğunun anlaşılmasına çalıştım.

Neyse. Eleştiriniz çok faydalı oldu. Bunlara dikkat edeceğim. Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Bu yazdıklarıma cevap vermenize gerek yok. Daha fazla zamanınızı çalmak istemiyorum.

İyi günler dilerim.

1 Like

Merhaba,

Öykünüzü beğendiğimi ifade ederek başlayayım yorumuma. İlk başlarda sallansam da, giderek kendimi daha fazla içinde hissettim öykünün. Oldukça uzun ancak okunduğu esnada kendisinden uzunluğu sebebi ile koparmayan bir metin ortaya çıkarmışsınız. Metinden koptuğum bazı anlar oldu ancak dediğim gibi, uzun olduğu için değildi bu kopmalar: Ya da kurgusal bir takım eksikliklerden değildi. Genel itibari ile herhangi bir durumu fazla irdelediğinizi ya da az odakladığınızı düşünmüyorum. Okurken her şey yerli yerinde gibi geldi. Ancak bazı yerlerde cümlelerinizdeki yapı bozuklukları zorlayıcı oldu benim için. Koparan detaylardan ilki buydu. Bazı bölümlerde öylesine yetkin cümleleriniz var ki, bu sorunlu cümleler hem daha fazla göze battı, hem de son okuma yaptıysanız da bir şekilde gözünüzden kaçtığı izlenimini uyandırdı bende. İkinci konu da Osman’ın da söylediği gibi diyaloglar konusu. Ancak hali hazırda zaten üzerine konuşulmuş. Bana da özellikle Cadı v Yeti savaşındaki bazı diyaloglar öykünün genel havasına uyum sağlayamamış ya da öykünün genel kalitesinin altında kalmış gibi göründü. Tekrar edeyim, en sonunda durup üzerine düşündüğümde, memnun kaldığım bir öykü oldu öykünüz. Elinize sağlık.

Gelecek seçkilerde görüşürüz umarım.

Öncelikle teşekkür ederim. Genel anlamda begenmenize de çok sevindim. Özellikle uzun olmasına rağmen sıkılmamış olmanız beni ziyadesiyle mutlu etti.
Aslında birçok kez üzerinden geçtim ve ekleme çıkartmalar yaptım. Sorun şu oldu ki öykülerimizi karşılıklı editledigimiz arkadaşım 2.göz için seçki son tarihine yetişemedi. Normalde oldukça acımasızdır ve bu sayede çok ciddi değişiklikleri mümkün kılar ama bu sefer yetişemedi soyledigim gibi.
Çatisma diyalogları konusunda bir gerçeği vurgulamak gerek. Ben ilyadadan direkt alıntı yapmadım sadece onların meydan okumalarını taklit ettim ve ben Homeros değilim aramızda bir tık yetenek farkı var :wink: Dolayısıyla bu kadar oldu.
Zaman ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim.

1 Like

Kesinlikle yanlış anlaşılmak istemem, hata olduğunu söylemeye çalışmadım, bu kişisel bir şey, fikir çatışması adına aklıma takılan konularını yazıyorum öylece. Öyküde yapmak istediğiniz çoğu şeyin üstünden başarıyla gelmişsiniz zaten.

Zaman çalmak? Çok ayıp :slight_smile:

Sözlerim kesinlikle kötü niyetli olamaz. Umarım darılmadınız?

Nasıl başlayıp nasıl bittiğini bir türlü anlamadığım bir hikayeydi. Kaptırıp gittim okurken. İlk başta tamamen farklı bir evren sandım hikayenin geçtiği bölgeleri fakat birden bire yer isimlerinden çıkarım yapmaya başlayınca hafifçe tebessüm ettim. Size bir tavsiye olarak diyeceğim şu ki bir sonraki öykülerinizi de bu alternatif geleceğin bir parçası yapabilirsiniz, tabii tercih tamamen sizin fakat insan dahasını da merak etmiyor değil. Aslında çok eleştirilecek bir yön bulamadım, hatta uzun bir hikaye olmasına rağmen başta da söylediğim gibi gayet akıcı bir şekilde sürdü gitti. Bu doğal bir yeteneğin işaretidir, elbette bir sonraki seçkilerde daha da gelişecek, anlatım renk kazanacak ve çok daha iyi işler çıkaracaksınız.

Yok Osman Bey, estağfurullah ne darılması. Çok faydalandım eleştirinizden. Kesinlikle hiç bir aşamasında kötü bir şey hissetmedim eleştirinize karşı, aksine sonraki öykülerim için kullanmayı düşünüyorum onları.
Tekrar çok teşekkür ederim.

Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim.
Şöyle 6,5 -7 /10 bir şey çıktı ortaya. Umarım geliştirebilirim.
Yer isimlerini fark etmenize de çok sevindim. Bu evrende değilse de konsepte dair bir roman fikrim var bakalım…
Bir sonraki seçkide de eğer kotarabilirsem bu olaydan 50-60 yıl kadar önce geçen bir öykü planlıyorum. Kesin değil ama ona da şöyle bir bakacağım.
Tekrar teşekkür ederim.

Merhabalar hikayeye bayıldım. Ardında yatan mantık dizisi beni benden aldı. Yaratıcılığınız için tebrikler…

Çok teşekkürler. Çok mutlu oldum bunu duyduğumda. İnsan böyle yorumları alınca yazma isteği artıyor. Tekrar teşekkür ederim.

Merhabalar. Bu uzun öyküyü yazıp bizimle paylaştığınız için teşekkürler.

Öykünüzün ilk kısımlarında konunun içine girmekte epey zorlandım. Ben neredeyim, burası neresi, anlatan kim, bu neyin savaşı anlam veremedim. Öykünün sonuna kadar da bu sorulara cevap vermekten kaçınmışsınız. Bu seçiminiz karakterler ile duygusal bağ kurmamızı zorlaştırmış. Belki arada geçmişe dair bir kaç ufak gönderme ile biraz daha derinleştirilebilirdi öykü.

Diyalogların daha iyi olabileceğini düşünüyorum. Aksiyon betimlemelerinizi gayet başarılıydı. Bir ara RPG oyunu fragmanından bir sahne izler gibi hissettim ki siz de yorumlarınızda bundan esinlendiğinizi söylemişsiniz. Görseli yazıya iyi aktarmışsınız demektir. İyi bir port olmuş :stuck_out_tongue:

Son olarak da, cadılar, ejderhalar, yetiler, canavarlar, robotlar, bombalar, barkodlar gibi çok sayıda kavram bir arada kullanılınca biraz karışık olmuş gibi geldi bana. Osman’ın da belirttiği gibi tenis maçında topu takip edermiş gibi bir o yana bir bu yana etkisi bende de oldu. Hani bir yemeğe sayısız baharat katarsınız da sonra hiç birinin tadını tam alamazsınız ya, öyle hissettim. :slight_smile:

Umarım eleştirilerimde yapıcı olabilmişimdir. :slight_smile: Yazmaya devam etmeniz dileğimle, bir sonraki seçkide görüşmek üzere…

Öncelikle seçkinin son günlerinde bile bu uzun öyküyü okuyup bir de detaylı analizler yaptığınız için çok teşekkür ederim.

Amaçlar bazen bazı dezavantajları beraberinde getirebiliyor. Mesela olayı önce high fantazya gibi kodlayıp sonunda bilimkurgu olduğu anlaşılsın isteyince anladığım o ki, karakterlerle özdeşleşme sorunu doğmuş.

Diyalogların çoğunluğunun düelloda olması ve benim karşılıklı meydan okuma amaçlı yazdığım (zaten yorumlarda sebebini okumuşsunuzdur.) yüksek perdeden cümleler istediğim etkiyi yapmadığı gibi, ciddi eleştiri konusu da oldu. Bir sonraki hikayemde diyaloglar daha merkezde ve zannederim daha doğal ve gerçekçiler.

Bahsettiğiniz önce hikayeye girememe, sonra da pin pon etkisinin sebeplerinden biri de bu öykünün stand alone olmaktan çok, bir romanın bölümü gibi olan yapısından da kaynaklandığını sanıyorum. Bu ayki hikayem savaşın diğer tarafı ile ilgili ve eğer okuma şansınız olursa olayı biraz daha açtım. Tabi bu öykünün performansını etkilemez ama toplamda “Neler oluyor bu dünyada?” sorusunu bir nebze daha iyi cevapladığımı sanıyorum.
Eleştirilere azami derecede dikkat ediyorum, ve eleştirinizin de çok faydası oldu. Tekrar teşekkür ederim. Diğer seçkilerde görüşmek üzere.

Teşekkür ederim cevabınız için. Açıklamalarınızdan, değindiğim konuların sizin kendinizi geliştirmenize faydası olduğunu anladım. Çok memnun oldum bundan. Öykü Seçkisi’nin birincil amaçlarından biri bizim gibi amatör yazarlara daha iyi kurgu yazabilmeleri için yardımcı olmak.

Astronot öykünüzü de okuyup yorum bırakacağım. :slight_smile:

Kesinlikle katılıyorum yazdıklarınıza.
Emrivaki olmasın, okuma konusunda kendinizi rahat hissedin.:slight_smile:
Siz yazıyor musunuz? Ben de sizin eserlerinizi okumak isterim.

Evet ben de elimden geldiğince Seçki’ye katılmaya çalışıyorum. Şuradan öykülerime ulaşabilirsiniz:

Mutlaka bakacağım. Link için teşekkürler.

1 Like

Düşüncelerinizi bekliyor olacağım. :slight_smile: