Tumbar Mezarlığı


(Erdoğan Küçükçelik) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/tumbar-mezarligi/



Bir gece ay homurdanırken çorak Eira’nın karanlığının tepesinde, esen rüzgârın şiddetiyle yıldızlar bile sallanıyordu. Köyün en dışında, yine köyün en fakiri Mard’ın evi; minik bir harabeydi. Küçük köy mezarlığının yanındaki bu izbe yer, köylülerin müsadesiyle Mard’a bırakılmıştı. O da buna karşılık köyünde vefat edenler için mezar kazıyordu. Yerleştikten kısa zaman sonra ise ilk kazdığı mezar… (DEVAMI…)


(Osman Eliuz) #2

Merhaba ve takrardan hoş geldiniz.

Oğlu Barad küçük kardeşinin mışıl mışıl uyumasından, minik burun deliklerinden çıkan masum fısıltıdan rahatsız olmayı esen rüzgâra tercih ediyordu.

Bu ne kadar güzel bir cümle böyle. Girişte böyle bir cümleyle karşılaşmak çok güzeldi. Devamı için büyük teşvik oldu.

Güzel bir macera öyküsüydü, duygular, kurgu her şey çok başarılıydı. Ara ara gözünüzden kaçtığını düşündüğüm kelime tekrarları ve cümle kusurlardı vardı ama öyle abartılacak şeyler değil; bir göz atarsınız.

Mezar tedirgindi, mezar taşları duygulanıyordu.

Bu gibi birbirinden güzel cümlelerle dluydu hikaye. Verdiğiniz emek hissediliyor. Finali hüzünlüydü. O anı yüreğimin derinliklerinde hissedebildim okurken.

Ellerinize sağlık. Gelecek seçkilerde de görüşebilme umuduyla.


(Erdoğan Küçükçelik) #3

Merhaba Osman, bu kadar öykü içinde sondaydı öyküm, yorumu görünce muhtemelen Osman yazmıştır dedim yanıltmadın. Güzel yorumun için teşekkür ederim. 2 ay bayağı sıkıntılı geçti. Öyküm yine yetismeyecekti biraz zorladım son saniyelerde gönderdim. Sona doğru hatalarım oldukça var ama bu ayı da boş geçirmek üzecekti beni.
Senin öykünü de hayranlıkla okudum yorumumu yazacağım. Görüşmek üzere :slight_smile:


#4

Merhabalar
Öykü samimi ve akıcıydı. @Osman_Eliuz un bahsettiği gibi güzel cümlelerle süslenmişti. Detaylar da kurgunun gücünü artırmış. Final kısmı benim açımdan tahmin edilebilir (karakter masrafı kabul ettiği andan itibaren) olsa da etkileyiciydi. Diğer seçkilerde görüşmek üzere.


(Osman Eliuz) #5

İyi ki katılmışsın, iyi ki yetişmiş.

Oğlu Barad küçük kardeşinin mışıl mışıl uyumasından, minik burun deliklerinden çıkan masum fısıltıdan rahatsız olmayı esen rüzgâra tercih ediyordu.

Başlangıçta bu resmi anımsattı bana öykün: mutluluğun resmi. Bazen göremiyoruz ama, sanki gözümüze kurum dökülmüş.


(Erdoğan Küçükçelik) #6

Teşekkür ederim Osman, yani böyle bir sahne hayal ettim ama tabii dışarıda korkunç bir hava var ve baba yani Mard lanetliboyutlar arası bir rüya görüyor.
Ben de senin gibi karanlık ve kasvetli öyküler seviyorum.


(Erdoğan Küçükçelik) #7

Merhaba,
Yorumunuz için teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. Final için yeterince ipucu vardı dediğiniz gibi. Zamanınız ve beğeniniz için tekrar sağ olun. Daha iyilerinde görüşmek üzere :slight_smile:


(Tuğrul Sultanzade) #8

Şiirsel anlatımı pek sevmem fakat bu öyküde samimiyet unsurunu oluşturan nokta bu sanırım, okurken pek öyle rahatsız etmedi beni, dozunda kullanmışsınız. Başlangıçtan sona kadar hikaye kendi içine çekiyor okuyucuyu, sonu pek bir beğendim, daha kasvetli ve karanlık öykülerde buluşmak üzere.


#9

Merhaba Erdoğan :smiley:

Çok güzel bir öykü çıkarmışsın ortaya. Atmosferi, anlatımı, betimlemeleri beğendim. Fazla bir şey söylemeye gerek görmüyorum.

Kalemine sağlık :smiley:


(Erdoğan Küçükçelik) #10

Merhaba Tuğrul, beğeni için teşekkür ederim. Şiirsel anlatımı yer yer kullanmaya çalışırım o da eğer anlatı içinde kulağıma öyle tatlı geliyorsa. Bu durum da sanırım dozunda olmasına vesile olmuş. Zaman ayırıp okuduğun ve yorumun için teşekkür ederim tekrar görüşmek dileğiyle.


(Erdoğan Küçükçelik) #11

Merhaba Umut, yeniden burada olmak ve yine benzer hayalleri kurduğum insanların öykülerini okuyup yorumlamak çok güzel. Beğenmene sevindim zaman ayırdığın okuduğun için mutlu oldum.
Görüşmek üzere :smiley:


(Murat Barış Sarı) #12

Başında başlayan kabusun sonunda açıklanması güzeldi. Öykü güzeldi, başarılıydı vs. ama beni asıl etkileyen tasvir ve betimlemeler oldu. Yani Tumbar Kalesi ve mezarlığının haritasını kafanızda çizmiş olmanız beni çok etkiledi. Gerçek bir yer tasvir etmişsiniz. Ayrıca son derece tekinsiz ve korkutucu olmuş. Tebrik ederim.


(Sefa Tursun) #13

Merhabalar,

Yukarıda yazılanları tekrarlamak anlamsız olur şu noktada :slight_smile: köyün yoksulluğunu sapına kadar işlemişsiniz öykünüze, birkaç alet edevatın bile zor bulunması detayı gayet hoştu, hazineleri ise kaynar derecede olması ise öyküye lezzet katan başka bir nokta olmuş.

Kaleminize sağlık, başka seçkilerde görüşmek üzere.


(Erdoğan Küçükçelik) #14

Merhaba Murat,
Zaman ayırıp okuduğun ve beğendiğin için çok memnun oldum. Genelde kafamda gerçekten varmış gibi kurmayı severim. Tema tekinsiz olduğundan öykü doğal olarak öyle oluyor. Sağlıcakla!


(Erdoğan Küçükçelik) #15

Merhaba Sefa, güzel yorumun mutlu etti. Zaman ayırıp okuduğun için teşekkür ederim. Daha iyilerinde görüşmek üzere:slight_smile:


#16

Sevgili @EzbenderTheSword

Hikayelerde duygular arasında seyehat ederken, kendime sık sık hatırlattığım bir kuralım var. “Okuyucu eğer hazırsa verdiğim duyguyu hissedebilir. Onun hissiyatı benim yazım hızımda değişmez. Üstelik okuyucu nazlıdır, önceki paragrafla kurduğu duygusal bağı değiştirmek konusunda gönülsüzdür.”
Bu bağlamda sana bir örnek vermek isterim;
İlk iki paragrafta yoksul ama mutlu ve birbirine bağlı bir aile görüyorum ama Baba bu resimde “hışımla” yataktan kalkması bu mutluluk tablosunda biraz iddalı ve kesin bir söylem olmuş. “Hışım” beraberinde ani ve keskin bir hareket getirir yani çocuklarını uyandırmak istemeyen bir babanın “Endişeli” ama kontrollü olmasını belki değerlendirmek istersin.
Aynı şekilde, düşünceli bir baba figürü çizdiğin anda ikinci kısıma giriyor ve ilk kısmındaki yumuşak havayı dağıtan bir keskinlikle, bize verdiği duygu “Sinirle yapılan bir konuşma” oluyor. Belki yaşım dolayısıyla ve konu çocuklar olunca, Bir baba çocuklarını doyuramıyorsa hissettiği şey sinirden çok çaresizlik, üzüntü, korkunç bir endişe olur diye düşünüyorum. Hele sonraki paragrafta “…istediğin şey çok tehlikeli” yorumu gelince bu hissiyatım kuvvetleniyor ve babanın sinirle aldığı bir karardan ziyade, çaresizlikten başka bir çaresi kalmamış bir profili buraya daha çok yakıştırıyorum.
Hikayenin iskeletini oldukça sağlam buluyorum. Güzel bir inşaa; tecrübelerin ve bildiğin her şeyi unutup her yazımda tekrar tekrar öğrenmekle ulaşılabileceğini düşünmüşümdür hep. Şöyle ki; Her yazar içinde sayısız karakter profil ya da kişilik barındırır. Normal insanlara göre daha komplikeyiz (bence​:blush:) içine dön bir bak Erdoğan değil ama Çelik, aynı iskeleti başka nasıl yazardı? :blush:

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Erdoğan Küçükçelik) #17

Merhaba Dipsiz,
Duygulara çok önem verdiğin belli ve çoğu yerinde tespitlerinin. öncelikle ‘hışımla’ kelimesini, öykünün ilerleyen yerlerinde geçen Tumbar Mezarlığı’nda Al’aini’yi görüp masrafı ödeyince bir kabustan uyanma halinin peşine yazmıştım.
'Sinirle yapılan konuşma’da ise esasen ben de sen gibi çaresizlikten hazinenin peşine düşmesi hissiyatını vermek istemiştim ama anlaşılan tam geçirememişim.
Bunun dışında beğenip beğenmediğini çok anlamamakla birlikte, hoşuna gittiğini ümit ederek teşekkür ediyorum.
Sevgiler :slight_smile:


#18

Sevgili Erdogan

Oykunun dinamikleri ve uzerinde yukseldigi temeller saglamdi. Betimlemelerin ve verdigin mesaj oldukca netti. Okuyucu olarak kendimi Mard’in yerine koydugumda onunla ilgili ne dusunecegimden/ hissedecegimden az once soylediklerim sebebiyle tam emin olamadim. Bu yuzden ona uzulsem mi (caresizlik vurgusuna yonelmis olsan belki bu sonuca ulasabilirdim) yoksa “masrafi nasil sormazsin” diye kizsam(cocuklari icin endisesine vurgu ile akil edemememesini one cikarip bu soruyu sormayi akil edemesek) mi bilemedim.
Tabiki her bir okuyucunun hikayeden ne aldiklari kendi onceliklerine gore degisir. belki sadece ben bu kisimlara fazla onem veriyorumdur:)
Herhalukarda, ruhunun icinde bir yerlerde yazabilen ve bunu gelistirmek icin ciddi potansiyeli olan bir yetenek var.

Sen anlat biz okuyalim
Gorusmek uzere
Sevgiler
Dipsiz