Ünlü Bilimkurgu Yazarı Harlan Ellison Aramızdan Ayrıldı

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/unlu-bilimkurgu-yazari-harlan-ellison-aramizdan-ayrildi/



Star Trek’in “City on the Edge of Forever” gibi efsane bir bölümünde imzası olan, ödüllü bilimkurgu yazarı Harlan Ellison hayatını kaybetti. (DEVAMI…)

5 Beğeni

Üzüldüğüm nokta şu: Böyle önemli ve birikimli bir ismin, yaşarken tek bir kitabının bile (derlemelerden bahsetmiyorum) Türkçeye çevrilmemesi. Bu da bizim ayıbımız olsun.

Umarım gittiği yerde daha mutludur.

4 Beğeni

I Have No Mouth, and I Must Scream ile tanıdım kendisini yıllar önce. Eseri bitirdiğim vakit yüzümden kan çekilmişti, o denli etkilenmiştim. Hayâl gücüne, üslûbuna, yarattığı o atmosfere de hayran kalmıştım. Bu dünyanın zırvalıklarından kurtulmuş anlaşılan. Ne diyelim, huzur içinde yatsın.

2 Beğeni

O ayıp bizim değil, üstadım. O edebiyat “tutkunu” olan yayınevlerinin ayıbı ve belki de tamda şimdi yazarın eserleri dikkatlerini çeker. Çevirme süreci bile kısa mı kısacık olur ki hep öyle olmuştur. Neyse üzüntümü onlardan çıkarmayayım onların da haklı sebebleri yok değil…

Bu arada Burak, ellerine sağlık, yazara yakışır bir haber yazmışsın. :+1:

Sanırım bu yıl sevilen yazarların üzerinde kara bulutlar geziniyor ve bu hüzün mevsiminde muazzam yapraklar birer birer solup yitiyor… :frowning_face:

3 Beğeni

Bana biraz ışık verin…

2 Beğeni

Vay be… Harlan Amca da gitti demek öteki tarafa :confused: Şu son birkaç yılın bilançosu ağır oldu sanat dünyası adına.

Ben de ilk olarak I Have No Mouth But I Must Scream sayesinde tanımıştım Ellison’ı. Ama kitabıyla değil, oyunuyla. Çok sıra dışı, çok acayipti. Etkilenmiştim bayağı. Rahatsız etmişti beni, bitirememiştim oyunu.

Sonrasında Korkunun Bütün Sesleri’ndeki öyküsünü okudum, Gölge Oyunu’nda da bir hikayesini çevirme fırsatına eriştim. Hikayeden çok, öykünün sonunda Bradbury için yazdığı uzun anma yazısı kaldı aklımda. Çok aksi ve huysuz bir adamdı :slight_smile:

Yazarlardan tavsiyeler dosyamızda da onun bir yazısını çevirmiştim. Hiç unutmam oradaki huysuz yorumlarını:

70 kitap yazdığım için insanlar bana, “Tanrım, çok üretkensiniz,” diyorlar. Ben de onlara, “Üretkenle ne demek istiyorsunuz? Ben bu işi 42 yıldır yapıyorum ve 70 kitap yazdım. Bu benim yaptığım şey. Tam zamanlı bir iş bu. Eğer bir tesisatçı olsaydım ve 10,000 tane tıkanmış tuvalet açsaydım o zaman bana, ‘Çok üretken bir tesisatçısınız,” mı diyecektiniz?” diye soruyorum.

İlginçtir, tüm bu huysuzluğuna rağmen çok mülayim bir adam olan Ray Bradbury’nin en yakın dostuydu. Gölge Oyunu’da yazdığı anma yazısında Ellison şöyle demişti.

Ray ahirete gittiğimizde beraber oturup Dickens ve Dorothy Parker’la karşılıklı anılarımızdan bahsedeceğimizi, Ezop ve Melville ile de şakalaşıp birbirimize hikâyeler anlatacağımızı iddia ederdi.
Eee… şey, tamam Ray, eğer sen öyle diyorsan.

Ellison ahirete inanmadığını ama artık kendisi de çok yaşlandığı için hangisinin kazanan ata oynadığını yakında öğreneceklerini de söylemişti.

Şimdi tıpkı Bradbury’nin hayal ettiği gibi diğer hikaye anlatıcılarıyla beraberdirler umarım. Toprağı bol olsun.

8 Beğeni

Bazı isimlerle adlarını bilmeden tanışırsınız. Harlan Ellison benim için o isimlerden biriydi. Yerel bir kanalın, test veya programsızlıktan -ya da büyük ihtimal ikincisinden dolayı- her gün yayınladığı bir film vardı; A Boy and His Dog. Film, kıyamet sonrası dünyada, hayatta kalmaya çalışan bir delikanlı ile onunla iletişim kurabilen bilge köpeğinin macerasını konu ediniyordu. Ellison’dan habersiz, onun çuvaldızlanmadık taraf bırakmayan alaycı mizahıyla orada karşılaşmıştım.

İkilimiz, nereden geldiği bilinmeyen bir kızla karşılaşır. Delikanlımız, bilge köpeğin uyarılarına kulak asmadan, hormonlarının çağrısına uyar ve kızın peşinden, yeraltında yaşayan gizli topluluğa katılır.Topluluğun önde gelenleri, delikanlıya bir teklif sunarlar; kapalı bir toplum olarak, genetik havuzun belli aralıklarla dışarıdan gelen yeni kanla tazelenmesi gerekmektedir, delikanlımıza, gelecek kuşağın babası olma teklifi sunulur. Aklı bir karış havadaki delikanlımız mutluluktan uçar; “Kızlarınızı bana mı vereceksiniz?” gibisinden şeyler söyler. Bende, şapşal oğlanı süzen soğuk yöneticiler gibi ifade takınıp, “Salak!” demiştim. Sonraki sahneyse kahkaha attırmıştı: Elinde test tüpü tutmuş gelinler, bağlandığı yerde inek gibi spermleri sağılan oğlandan numune almak için sıraya geçmişlerdir. Sert mi? Sert. İronik mi? İronik. Komik mi? Komik. Tarifi zorluğu ile akla kazınan bir sekanstı.

Huysuzluğunun kaynaklarından biri olarak, söz sahibi olduğu şey hakkında fikri olmayanların kafasını bozmasına bağlıyorum. Örneğin, pek çok versiyonu dolanan hikâye var. Benim bildiğim versiyonu şöyle: Star Wars’ın dünya sinemalarında fırtına kopardığı zamanda, Paramount yetkilileri de, fırsat bu fırsat, diyerek, Star Trek filmi yapmaya karar veriler. Hikâye için Ellison gibi isimlere danışılır. Ellison’ın film için önerdiği hikâye şöyledir: Atılgan gemisi, bir aksilik sonucu zamanda geçmişe gider ve insanöncesi dünyaya gelirler. Bunu fırsat olarak değerlendiren ekip, araştırmak için yüzeye iner. Araştırma sonrası, kendi zamanlarına geri dönmeyi başarırlar. Lakin asıl sorun dönüşten sonra başlar; insanoğlu yeryüzünden silinmiş, yerine, kertemkelemsi bir ırk geçmiştir. Atılgan ekibi, ahlaki bir ikileme düşer: İnsanlığı geri getirmek için başka bir ırkın ortadan kaldırmaya hakları olup olmadığını tartışırlar. Tanrıların Arabaları kitabından etkilenerek, Maya medeniyetine ilgi duyan yapımcılardan biri, Ellison’a, hikâyeye Mayaları katıp katamayacağını sorar. Ellison’da, Mayaların o kadar eski bir medeniyet olmadığını ve bunun imkansız olduğunu açıklar. Yapımcı Mayaları eklemesi konusunda onu üsteleyince, Ellison’da ne haliniz varsa görün minavlinde oradan ayrılır. [Kaynak: Ölüm Dansı, Yazar Stephen King, Sayfa 519-520, Dipnot 20]

Ellison’un, pek çok önemli televizyon serileri için yazarlık yaptığını düşününce, kim bilir daha bunun gibi neler nelerle karşılaşmıştır.

Vefatı üzerine, geekliğiyle tanınan yönetmen Kevin Smith ile The Walking Dead tv serisinin yazar-yapımcısı Robert Kirkman kendisini aşağıdaki videoda anmışlar:

2 Beğeni