Witcher: Kader Kılıcı – Geç Kalmış Bir İnceleme


#5

Kitaplarda “genel” olarak gözüme çarpan ve eleştirmek istediğim bir husus, noktalama işaretlerinin eksik kullanılması oluyor. Özellikle gerekli yerlerde virgüllerin kullanılmaması. Virgül kullanılmadığı için bazen bir cümleyi iki defa okumak durumunda kalıyorum şahsen. Bunun dışında, detaylı ve oldukça güzel inceleme için teşekkürler…


#6

İhsan bey, izninizle size Elric kitapları hakkındaki düşüncelerinizi sormak isterim. Bir iki cümle ile paylaşırsanız sevinirim. Teşekkür ederim.


(Sadece Emre ) #7

Neden Lehçe’den çevirmiyorlar?

Tamam sorunun cevabı aşağıdaki alıntıdaymış ):


(Zeynep) #8

Elinize sağlık , incelemeyi keyifle okudum…


(M. Ihsan Tatari) #9

Ben de tam tersine aşırı virgül kullanımından rahatsız oluyorum :slight_smile: İngilizcedeki virgül ile Türkçedeki virgülün kullanımı farklı. Ama bazı çevirmenler İngilizce metinde virgülü gördükleri yerde hemen Türkçesine de koyuyorlar.

“Yarın yola çıkıyoruz, beyler.”
“Seni görmek ne güzel, Geralt.” …gibi gibi. Bu virgülleri attığınızda anlam değişmiyor mesela. Ama bu şekilde yazıldığında gereksiz yere duraksamaya neden oluyor.

Elric kitaplarını seneler önce, Fırtınakıran’ın sayesinde okumuştum. 6:45 baskılarını. Yani 6 kitaplık orijinal serisini. İthaki’nin bastığı açıklamalı, röportajlı kitapları okuma fırsatım olmadı. O zaman bayağı sevmiştim, farklı gelmişti. O zamanlar gri karakterler şimdiki kadar yaygın değildi. O nedenle oldukça cazip bir yanı vardı. Severim Elric’i.

@AeroKnight-sama, İngilizce çevirisi de sıkıntılı. Sonraki baskılarda toparladılar mı bilmiyorum ama ilk resmi çevirisinde ciddi sorunlar vardı. Geralt’a warlock demişti adam. Drowner’ı su perisi diye çevirmişti falan… O yüzden Almancadan çevrilmesi konusunda ısrar etti Sapkowski’nin ajansı. Yoksa editörlüğünü ben yapacaktım kitapların. Kemal Bey’le anlaşmıştık hatta. Sonra olmadı maalesef.

@Anita, çok teşekkürler. Beğenmenize sevindim :slight_smile:


(Sadece Emre ) #10

Çevirinin çevirisi durumu var yani? Çevirinin çevirisi olunca kitap cidden okunmaz bir hale gelir mi yoksa matematikteki işlem önceliği gibi özünde aynı mıdır? Çünkü çok görmüştüm “abi bu ne ya çevirinin çevirisini mi okuyozz biz yhaa” diye ağlayanları.


(M. Ihsan Tatari) #11

Çevirinin çevirisi ancak kaynak alınan çeviri kötüyse kötü olur. Öteki türlü kötü olması için bir neden yok. Ha, ne olur. Lehçeden Almancaya çevirirken Almanlar için anlamsız olan bir kelime oyunu o kültüre uygun bir şekilde çevrilir. O zaman o kelime oyunu bizde kaybolur. O tür ufak tefek şeyler olabilir.

Ya da bu kitapta olduğu gibi, aslen Zerrikania olan bir ülkenin adı Almanlar S ile başlayan kelimeleri Z ile okuduğundan Serrikania yazılabiliyor. Bir de şöyle bir şey var tabii:


(Sadece Emre ) #12

Teşekkür ederim, aydınlandım.


#13

Tabi ki belirttiğiniz üzere (ve verdiğiniz örnekler üzerine) gereksiz virgül kullanımı olmamalı. Ama bazen kullanılması gereken yerde kullanılmıyor. Anlam değişiyor. Şu an aklıma bir örnek gelmedi ama okuyacağım kitaplarda rastlarsam mutlaka yazarım.

Elric yorumu için teşekkürler


(Ufuk ) #14

Bu aralar kitabın ingilizce versiyonunu geceleri yatmadan önce son okuma olarak Kindle’dan okuyorum. İlk öyküdeki ava çıkan grubun karakterlerinin tezatlığı ve uyumsuzluğu, her birinin kendi amacına uygun hareket etmesi vs. o kadar ilginç geldi ki bana. Tabi öykünün sonunda olay bambaşka ve hiç beklenmedik bir yere yönelince iyice şaşırdım doğrusu.

İngilizcesinde oldukça karmaşık ve daha önce hiç karşılaşmadığım çok sayıda sıfat ve zarf var. Kendimi iyi bir İngilizce kitap okuyucusu olarak görürüm ama beni bayağı zorluyor. Neyse ki Kindle’ın yardım opsiyonu ile okuma hızım düşse de devam edebiliyorum.

Bir yandan Witcher’ın ilk oyununu oynamayı, beri yandan Sword of Destiny’yi okumayı beraber götürüyorum. Halimden memnunum…

Bu nefis inceleme yazısı için teşekkürler @mit.


(M. Ihsan Tatari) #15

Ben teşekkür ederim okuduğun için. Sapkowski’nin en sevdiğim yanlarından biri karakterlerindeki çeşitlilik ve hepsinin kendi çıkarı oluşu, buna uygun davranması :slight_smile: İlk hikâye de bunun en güzel örneklerinden.


#16

“Holston geriye kalan birkaç katı hayatında son defa tırmanırken yukarıdan gelen …” (Wool-Silo)

katı sözcüğünden sonra bir virgül gerekir diye düşünüyorum. Örnek sadece. Virgül olunca otomatikman yarım nefes duruyoruz ve cümle daha anlamlı hale geliyor. Meşgul ettiğim için kusuruma bakmayın.


(M. Ihsan Tatari) #17

Evet, haklısınız. Orada virgül kullanılması cümleyi daha anlaşılır kılarmış. Ama bu kitabın çevirmeni ben değilim, editörüyüm. Ve yaptığım değişikliklerden bazıları son okuma sırasında yayınevi tarafından geri alındı. Yani ben mi böyle yazdım, yoksa son aşamada mı bu hâle geldi emin değilim. Yine de hatayı kabulleniyor, eleştirinizden pay çıkarıyorum. Teşekkürler.


(Hiçliğin bekçisi…) #18

Burada bir şey merak ediyorum: Bir kitapla bu kadar oynanması normal mi? Birkaç virgül dert değil elbette ama benim kafama takılan daha çok; çevirmen çeviriyor ve elbette çevirmek önceliği, mutlaka imla-yazım hatası filan olacaktır. Editör üstünden geçiyor ve buna ciddi mesai harcıyor. Bir kitabı keyfi okumak ile düzelti için okumak arasında fark var. Kelimeler tekilleşiyor veya göz sürekli bir hata peşinde koşuyor. Bir yandan da anlam bütünlüğü filan. Neyse… Yani editör bu denli vakit harcarken üstüne bir de son okumada bu düzeltilerin birçoğu değiştirilince ne hissediyorsunuz? Sonuçta burada en ufak hatanın faturası size kesililiyor. Kimse son okuma yapan kişiye suç bulmuyor. Bu bağlamda son okuyucu olmak bana çok kârlı göründü. :joy:


(Cankut Değerli) #19

Şimdi şu incelemeyi de okuyunca kitabı da tekrar okuyasım geldi. Ben bir ara tekrar geçireyim pençelerimi kendisine. :joy:


(M. Ihsan Tatari) #20

Yani… tabii ki son okuma sırasında imla ve yazım hataları dışında çok fazla şeye karışılmaması gerekir. Ama bazen editörün işi editörlükten çıkıp çevirmenliğe dönüştüğünde son okumacıya daha çok iş düşüyor. Çünkü çeviriyi düzelteyim derken harf hatalarını gözden kaçırabiliyorsunuz, hatta siz de yapabiliyorsunuz. O yüzden sorumlulukları artabiliyor.

Rasim Silo üçlemesinin üstüne çok titrediğinden benden sonra kitabı iki-üç kez daha okuyor ve değişiklikler yapıyordu. Bazen kızıyordum kendisine bazen de hak veriyordum. Ama sonuçta kitabın en iyi ve en okunaklı şekilde çıkması için çabalıyor herkes. O yüzden sonraları böyle şeylere kızmayı bıraktım :slight_smile:

Ama doğru olduğunu bildiğim şeyin tekrar yanlış çevrildiğini gördüğümde de çok kavga ve mücadele etmişliğim vardır :slight_smile:


(Hiçliğin bekçisi…) #21

O zaman bizler burada okları yayınevine çevirmeliyiz. Yine de bunun kişi açısından negatif getirileri olabilir. Belki çevirmenin yapmadığı bir şey çevirmene, editörün yapmadığı bir şey editöre yüklenebilir. Okuyucu bunu pek bilmez. Bence son okuma çok akıllıca. Görülmeyen gizli bir güç gibi. :smiley:


#22

Aslında benim değindiğim husus geneldi. Yani özellikle sizin editörü veya çevirmeni olduğunuz bir kitap seçmedim inanın. Hay Allah :slight_smile: Yani ben tesadüfen Silo’yu okuyordum ve o cümle gözüme çarptı. Geçen gün konuştuğumuz konu aklıma geldi ve o şekilde yorum yaptım. Sadece bir örnek vermek istemiştim. İnanın sadece tesadüf. Sizi eleştirmek haddime değil.


(M. Ihsan Tatari) #23

O zaten olan bir şey :slight_smile: Bundan birkaç yıl öncesine kadar kimse çevirmen ve editör adına bakmazdı. Biz de bakmazdık açıkçası. Sonra site için proje, hikaye vs çevirisi yaptıkça aslında ne kadar çok emek verildiğini gördük. Çevirmen ayrı, editör ayrı, son okumacı ayrı bir görev üstleniyor. Böylece haberlerde bu isimlere de yer vermeye başladık. Bu sayede bilinçlendik, bilinçlendirdik biraz.

Ama dediğiniz gibi, bu sefer de kitapta bir hata oldu mu direkt çevirmene yüklenme olayı yaşanıyor. Halbuki ham çeviri iki kapak arasında basılıp okura sunulana kadar neler neler değişiyor. Bunun tersi de var tabii; işini kötü yapan çevirmen övgü alırken asıl gizli kahramanlar olan editör ve son okumacı bir köşede kös kös oturabiliyor. İçi içini yiyor belki de :stuck_out_tongue:

Son okuma görülmeyen, gizli güç olsa da en az parayı alan ve adı neredeyse hiç zikredilmeyen kişi kısacası :slight_smile:

Estağfurullah, eleştirebilirsiniz tabii ki. Sorun yok. Sonuçta ben de insanım, ben de hata yapabilirim. Mükemmel olduğunuzu, kendinizi geliştirmeye gerek olmadığını iddia ettiğiniz an bitmişsiniz demektir.

Tesadüf de olsa güzel bir noktaya parmak basmışsınız o hâlde :slight_smile: Dediğinizi dikkate alacağım. Teşekkürler.


(Cem) #24

:grin:

Çok fenaydı… Essi Daven rüzgâr gibi geldi geçti. Çok kısa sürede çok şey aktardı.