Yan Lianke: "Koronavirüs Sonrasında Ne Olacak?"

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/yan-lianke-koronavirus-sonrasinda-ne-olacak/



Çinli yazar Yan Lianke’nin Koronavirüs, toplumsal hafıza ve hikâye anlatıcılarının bir gün salgını nasıl anlatacakları üzerine yaptığı konuşmayı Türkçeye çevirdik. (DEVAMI…)

11 Beğeni

Unutmanın sorunlardan kurtulmanın en basit ve sorunsuz yolu gibi gösterildiği bu zamanlarda; kalp atış hızımı değiştirecek bir yazı yazarak bütün bu endişe ve bilgi kirliliğinde bir durup neler olacağını, olduğunu ve doğru olanı göstermeye çalışan, dikkatimiz dağınık bir şekilde koşturup durmayı değil kontrolümüzü ele almayı göstermeye çalışan değerli kişiliği ve bu yazıyı çeviren sizi takdir ediyorum.

3 Beğeni

Bu yazıyı özellikle okumanızı ve bir yazarın gözünden, sanki onun öğrencisiymişsiniz gibi algılamanızı rica ediyorum arkadaşlar. Yan Lianke gerçekten çok güzel bir taraftan bakmış. Sadece öğrencilerine değil, bize de ders olmuş.

Bu güzel çeviri için bir teşekkür de @zehir’e gelsin :krs:

5 Beğeni

Bu yazi virusten ziyade aklima depremi getirdi. Istanbulda bugun olsa ne olur… dis yardim yok… saglikcilar yok… iki buyuk felaketle ayni anda ugrasilamaz net ama unuttuk… o kadar b.k tan bi durum ki. Sehit, deprem, kadin cinayeti dongusunde…

3 Beğeni

Corona nasıl ama zengin fakir demiyo herkese bulaşıyo umarım insanlar bu uçurumun farkına varır da ders alırız

1 Beğeni

Çeviri için teşekkürler. Benim aklıma gelense Kurtuluş Savaşı ve sonrası oldu. Bazı şeyleri ne kadar da unutmaya meyilli oluyoruz değil mi? Yeterince okuyup bilgilenmediğimizde sonradan söylenen safsata ve dedikodulara inanmaya başlıyoruz. Toplumsal hafıza sekteye uğramış oluyor bir nevi. O yüzden önemlidir böyle dönemlerde yaşayıp yazar olmak, olanları aktarmak.

2 Beğeni

Merhaba,

Ben de tam tersini anladım aslına bakarsanız. Yani aklıma Kurtuluş Savaşı ve sonrası gelmedi ama her halükârda, yazar sizin dediğinizin tam tersini söylemiyor mu? Yazar hâkim ideolojinin bir zafer ilan edeceğini/ettiğini, bu sırada verilen kayıpların unutulduğunu, muhalif seslerin susturulup hafızaların silindiğini söylüyor. Hatta, “Hatıralarımız düzenlendi, değiştirildi ve silindi,” diyor. Yollardaki ve tarlalardaki çamur gibi şekillendirilen (hatıraları düzenlenen) insanlar olmaktansa, kendi hafızasını fısıldayan insanlar olalım diyor. Safsata ve dedikodu dediğiniz şeyler de bunlardır işte. Belgesi olmayan, kişisel hafıza fısıltıları. Ne kadar itibar edilebileceği kişiye kalmış. Ancak yazarın savı resmî olarak düzenlenen, şekillendirilen "asılsız ve içi boş efsanelerin bir koleksiyonu"na karşı kişisel hafıza fısıltıları üretmek, korumak ve bunu edebiyat yoluyla çoğaltmak ve mümkün olduğunca çok insana ulaştırmak.

Kısacası: Benim anladığım kadarıyla, yazar toplumsal hafızanın şekillendirilebilen, düzenlenebilen ve silinebilen bir şey olduğunu, bu yüzden hâkim güç tarafından çamur gibi oynanabildiğini söylüyor. Toplumsal hafıza kitleleri peşinden sürükler, biz de sahnenin en köşesinde göz yaşlarımızla izleyelim ve fısıldayalım diyor. Toplumsal hafızanın akıntısına kapılmayalım, kişisel hafızamızı koruyalım. Bu sizin çıkardığınız anlamın tam tersi değil mi?

2 Beğeni

Yazarın aslında bahsettiği şey sizin düşüncenizle örtüşüyor. Kendimi ifade etmek konusunda çok başarılı değilimdir aslında ama ne demek istediğimi kısaca anlatmaya çalışayım. Safsata olarak demek istediğim şey, olmayan olayları varmış gibi anlatıp, gerçek bir anıymış gibi sunanlar ve bunu bilinçli yapanlar. Bir ispatı olmadığından oraya sahte bir anı yerleştirirler. Amaç kültürü ve/veya sevilen kişileri hedef almaktır. Soğuk savaş bir nevi. Benim aklıma gelen bu oldu. Fakat katılıyorum yazarın demek istediği şey, zafer çığlıkları atan yöneticiler varken bir yandan acı dolu olayların yaşanması devam edecektir. Hep unutulur, bir söz vardır ateş düştüğü yeri yakar. Yine de kendi milletimiz açısından bakacak olursak duyarlı olduğumuzu, başka memleketlerin bizim kadar olamayacağını düşündüğüm oluyor. Biri açıdan bakacak olursak pozitif enerji lazım, demek ki virüs geriliyor demeleri moral yükseltmek olabilir. Burada yazar aslında diyor, ki gözlemci olun. Bu olanlara şahit olan insanlar olarak acılar ve gerçekleri ifade edecek fırsatınız olacak. Saklanan gerçekleri belki de bizim kitapların satır aralarında bulacaklar diyor. Kendi görüşlerini sunmuş ve bu virüsün insan yapımı olup olmadığı konusunu zafer çığlıkları arasında kaybolup gidecek diyor. Sorgulamak gayet doğal olmalı fakat kasti yapılan şeylere de fırsat verilmemeli. Amerika karşıtları virüsü onlar çıkardı diyecekler, Çin düşmanları diyecek ki bunu onlar kendi halkına yaptı. Biri diyecek ki bu İlluminati veya kabalın işi. Gerçek söylentiler ile bilerek çıkartılmış zarar verici söylentiler aynı değiller. Her zaman birşeyler saklanabilir, aile içinde de. Çocuktan al haberi derler, çocuk bilmez söyler. Fakat doğru olup olmadığını bilemezsin. Neyse öyle işte ben aklıma gelen konuya değindim, yazar başka şey anlatmak istemiş olabilir. Fikrini de katıldığım yerler var tabi.

1 Beğeni

KAYNAK
Bir yangın yerinde, yangın bittikten sonra… Yangının ilk nerede, nasıl ve hangi nedenle başladığı araştırılır. Asıl etkeni bulmak ve tekrarını önlemektir amaç… Bilgi budur. Bilim; bu bilgileri kullanarak ilerler. Bu olayı yaşayanların duyumsadıkları ise; sanatın konusudur. Hakikat: ayrıntıda gizlidir!

2 Beğeni

Güzel çeviri için çok teşekkürler