Yarım Kalacak Öyküler

Bu başlığı aklıma anlık gelen ama yarım kalacağı yüzde 72 ihtimalli olan öykülerim adına açıyorum. Zaman zaman buraya mini yarım hikayeler atacağım. Hepsine gelişigüzel isimler vereceğim ki belki devam edersem karışmasın.

Zyv…a

Khaven ülkesi geniş kahverengi topraklara sahip can sıkıcı bir ülkeydi. Evler, eşyalar, kıyafetler gözün gördüğü her şey kahverengiydi. Aklın alamadığı ise bunun neden böyle olduğuydu… Sokaklarda yürüyen halkın yarısından fazlasının aklında bir bu bir de dünyaya nam salacak o kişinin kim olacağı sorusu büyük zaman kaplardı. İlk sorunun harcadığı zamandan dolayı oluşan dalgınlıklar ülkede yaşanan kazaların başlıca sebeplerinden birisiydi. Bu nedenle ülkenin yönetimi bu konuya basit bir açıklama getirerek kazaları önlemeye karar verdi.

Açıklamada ülkenin bu rengi seçmesinin nedeninin iki ana noktaya dayandığı yazıyordu. Bunlardan biri ikinci soruyu daha önemli hale getiriyordu fakat ileri gelenler bunu pek de düşünemedi. Ülkenin ana rengi kahverengiydi çünkü dünyaya nam salacak kişi diğerlerinden daha iyi ayırt edilebilecekti. Bir de eğer olur da başka ülkede kahverengi giyen birisini görürseniz mutlaka Khaven vatandaşı olduğunu rahatlıkla bilecek ve ona güvenebilecektiniz.

Khaven’de herkesin soyadı Khaven’di ve herkesin adı “A” harfiyle başlardı. Böylece dünyaya nam salacak o kişinin kendilerinden olduğunu bileceklerdi. Eh, tabii tüm dünya da Khaven’i bilecekti.

Burada birisi öldüğünde önce Khaven’in ünlü kahverengi toprağına sıvanır sonra da bir kenarda kurumaya bırakılırdı. Ünlü “Sonradan Sıvanmış Dağlar” böyle oluşmuştu. Eğer haddinden fazla yağmur yağarsa büyük büyük dedenizi kapının önünde görebilirdiniz. Tabii eğer tanıyabilirseniz… Tanıyamazsanız bahçe duvarına nahoş eklemeler yapmak akla gelen ilk tercihti. İkinci tercih diye bir şey zaten yoktu.

Chaven ülkesinde ise herkesin adı Chaven’di ve soyadları “V” ile başlardı ve ülkelerine inanılmaz bir saygı duyarlardı. Bu sebeple her Chaven dediklerinde başlarını eğip kaldırdıklarından ayaklarına da çok dikkat ederlerdi. Dışarıdan gelen bazı yabancılar bu noktada oldukça rahatsız olurlardı. Üstelik batıl inançları olan birisi için Chaven ilk yakılıp yıkılması gereken ülkeydi.

Burada da her şey kahverengiydi. Gözün ve gönlün görebildiği her yer kahverengi toprakla kaplanmıştı. Zaten o kadar çok rüzgar olurdu ki kısa zamanda bu kahve toprağın tozu sizi asimile ederek kendinizden şüphe etmenize neden olurdu.

Chaven’de ölüler tozla kaplanmaları için önce bir direğe asılıp sonra da açılan derin çukura direkle birlikte çakılırdı. Ünlü “Sonradan Tozlanmış Dağlar” da böyle oluşmuştu. Eğer fırtına çıkarsa büyük büyük dedenizi kapının önünde görebilirdiniz. Tabii tanıyabilirseniz… Eğer tanıyamazsanız tarlanızda tıngırdayacak tekinsiz bir korkuluk yapmak akla ilk gelen fikirdi. Diğer fikirler pek rağbet görmemişti.

Bu iki ülke birbirine düşman veya birbiriyle dost değildi. Hatta bu iki ülkenin birbirinden haberi olduğunu söylemek bile mümkün değildi. Zaten birbirinden haberi olmayan bu ülkeler hiçbir şey olamazdı.

Çerçi Abc…z dünyadaki bütün ülkeleri gezmeyi kendisine amaç edinmiş birisiydi ve adı alfabenin tüm harfleriydi. Gittiği her yerde adıyla ilgili birtakım uzayıp giden ikili tartışmalardan sonra bu ismi kendisine seçmişti. Zamanla alakalı takıntıları vardı. Adını söylemeye üşendiğinden genelde Abc der ve aşağı yukarı beş saniye bekledikten sonra z diyerek bitirirdi. Bu onun normalde adını söylediğinde geçecek zaman kadardı.

Tıngır mıngır yol alan arabasını her yerden topladığı ahşap, çamur, taş, kemik gibi şeylerle inşa etmişti. Kendisinin “Gidilecek Yol” dediği, başkalarının ne zıkkım derse diyebileceği, yolda atı Zyv…a ile kafasındaki düşüncelerle “Konargider” ülkesine doğru gidiyordu. Buraya varmak büyük bir başarı olacaktı. Yaklaşık sekiz yıldır bu ülkenin peşindeydi ya da ülke onun peşindeydi. Sürekli yer değiştirdiklerinden ve kendisinin de uyması gereken bir zaman çizelgesi olduğundan en sonunda bu ülkeyi görebilmesi heyecan verici olacaktı.

Konargider ülkesinde bazılarına göre tam bir kaos hakimdi. Herkesin ismi ve soyismi bambaşkaydı. Kimse kimseyi pek tanımaz, zaten de tanımak istemezdi. Herkes kendi kafasına göre takılıp kendi keyfine bakardı. Burada her kafadan bir ses çıkar, herkes her konuda bilinecek her şeyi bilir ve kendisini büyük bir şey zannederdi.

Konargider ülkesinde öldüğünüzde başınıza yaşarken gelenlerden daha fazla şey gelebilirdi. Yakılabilir, denize atılabilir, gömülebilir, kemiklerinizden fal bakılabilir, direğe çakılabilir, boynunuzdan sallandırılabilir veya ailenizin aklına ne eserse o olabilirdiniz. Bir şöminenin üstünde küçük küçük torununuza bakarken kendinizi bulabilirdiniz. Tabii tanıyabilirseniz… Nihayetinde çoğunlukla hayvanlara yem olurdunuz.

Çerçi Abc…z kafasındaki düşüncelerden sıyrılınca paniğe kapıldı. Hesaplamalarına göre varması gereken zamandan daha önce varacağı şehrin puslu silüetinden belli oluyordu. Hemen atını durdurup derin bir nefes aldı. İç cebindeki “Akla hayale gelmeyecekleri gözünle gör” adını verdiği içeceğinden bir iki yudum içti. Gökyüzüne kısık gözlerle bakıp saatini çıkarttı ve yine paniğe kapıldı. Şimdi de varması gereken zamanda varamayıp geç kalacaktı. Hemen dizginleri eline alıp atını hızla sürmeye başladı.

Çerçi Abc…z böyle böyle Konargider ülkesine, varması gereken zamanda mı yoksa varması gerekmeyen zamanda mı vardı diye bakmasına fırsat vermeyen bir keşmekeşin içine Zyv…a ile dört nala daldı.

Ekleme: Telefonun klavyesine henüz alışamadığımdan hataları gören ve belirtenler itinayla kurbağa yapılır. :buyucu:

7 Beğeni

Ey kurbağalar gelin görün cadımız aslında sihirli karışımlar ile öykü de yazıyormuş! :frog:

Şaka bir yana güzel bir öyküydü. Kaleminize sağlık. Devamını bekliyoruz. :slightly_smiling_face:

2 Beğeni

Hiç fena değil okunur. Devamı gelsin :slight_smile:

Gördüm sanki birkaç hata ama neyse kurbağa olmayayım şimdi durduk yere :sweat_smile: Telefon da hayırlı olsun, güle güle kullan :slight_smile:

2 Beğeni

Akşam artık bilgisayar açarsam bakarım.

@NamelessOne Teşekkürler Oturan Kurbağa. :buyucu:

3 Beğeni

Sanırım yükselen kurbağa sayısı kafanızı karıştırmış. Benim ismim değildi o, başka bir kurbağaya ait. Yada benim yeni ismim mi? :thinking::frog:

2 Beğeni

Bu aralar herkese öyle deme kararı aldım. :buyucu:

2 Beğeni

Peki biz size yürüyen Cadı mı demeliyiz?

1 Beğeni

Bence dememelisiniz ama siz bilirsiniz. :buyucu:

3 Beğeni

Yok demeyeyim o zaman, kalsın. :frog:

2 Beğeni

Cadılar yürümez yalnız, süpürge ile uçar. :airplane:

1 Beğeni

Bizim Cadımızın süpürgeden daha farklı bir şey yolculuk ettiğini sanıyordum.

1 Beğeni

Cadılar uçmaz, havada sabit dururlar. Hareket eden dünyanın kendisidir. Bir cadı bu kadar efor harcayacak kadar sabırlı değildir. Cadı, yalnızca havada durmakla ilgilenir. Geriye kalan dünyanın kendi problemidir.

3 Beğeni

Doğru. Hatta bir cadı Dünya ile Güneş arasına girerse buna “Cadı Tutulması” denir. :sun_with_face::jack_o_lantern::earth_americas:

3 Beğeni

Dünya ile Ay veya Ay ile Güneş arasına girerse ne denir peki?

3 Beğeni

Dünya ile Ay arasına girerse Kurbağa, Ay ile Güneş arasına girerse de Kazan tutulması deniyor.

4 Beğeni