Yazar Adaylarına, Nice Canlar Yakmış Bir Editörden Tavsiyeler

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/yazar-adaylarina-editorden-tavsiyeler/

image

Pegasus Yayınları kurgu editörlerinden Kemal Küçükgedik “dost acı söyler” sözüne sırtını verip yazar adaylarına hayati tavsiyelerde bulundu. (DEVAMI…)

17 Beğeni

Konu ile alakali yanlis bir bilgiyi duzeltme geregi duydum. Amerika’da Public yani kamu hastaneleri vardir, tabi adi washington devlet hastanesi olarak ceviremeyiz public yani kamu hastaneleri vardir, paran sigortan yoksa bile eyalet hastaneleri sana bakmak zorundadir.

3 Beğeni

Şu yazıyı zamanında Martin Eden okusa; ilk eserini bastırır, adını hatırlayamadığım kızı kapar ve sonunda suları boylamazdı. Teşekkürler @Everfever

Not: Kitabı okumayan bluru açmazsa sevinirim.

1 Beğeni

Değerli tavsiyeleri ışığında hazırladığı bu dosyadan ötürü sayın @Everfever’a teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım bir gün dosyam elinize ulaşır :slightly_smiling_face:.

1 Beğeni

Bu kısma neden katilmiyorsunuz? Ben geçmişte tanıştığım yazar ve şairlerin ekseriyetini hesaba kattım, ayrıca yabancı birçok yazarın bu konudaki sözleri de bu yönde bildiğim kadarıyla. Yanlış hatırlamıyorsam Hemingway yazarlığın %99’u çalışmak %1’i yetenek der. Elif Şafak ise %85’i çalışmak %15’i yetenek der. Kendisinin yazın hayatında yetenek Hemingway’inkinden daha büyük rol oynamış olabilir.

Ancak tanimlarimiz kesin olmazsa ikimiz de doğruyu söyler ve anlasamayiz. Yazarlık derken neden bahsediyoruz? Edebiyat mı? Şairleri yani edebiyatın en saf hâlini disliyor muyuz? Benim deneyimim hiçbir şairin çok zeki olmadığı ama zekânın ötesinde bir hisse ve dile hukmettikleri. Öbür yandan yine Hemingway mesela öyle ahım şahım bir dile veya kelime dagarcigina sahip değildir, ha keza lovecraft. Ancak sınırlı kelime dagarciklariyla da hislerinize hukmedebilirler.

Yazarlar, edebiyatçılar, yalandan hikâyeler anlatırken en büyük gerçekleri söyleyebilir. Hepsi kendi gerçeklerini elbette. “Yazmak kolaydır,” der birisi, “tek yapmanız gereken daktilonun önüne oturup kanamak.”

Türkiye’nin sayılı zekalarindan sayılan, kariyerli, hesap mühendisi, mesleğinin zirvesinde, saygın insanların yazdıkları gözlerimi kanattı. Bir maden işçisinin cümleleri ise aklımı başımdan aldı.

Bir diger demek istediğim de şu: “Ne kadar zeki olduğumu göstermem lazım,” diyerek bir sidik yarışına girmeyin.

Tabii sizin görüşünüzün de haklı sebepleri olabilir.

5 Beğeni

Sizi anladım ama hâlâ katılamıyorum. Sizin savınızı doğrulayan bir deneyiminiz, gerçekten çok zeki bir yazarla tanışmışlığınız var mı? Sayısal, sözel veya duygusal zekâsı çok yüksek olan biri. Elbette arada ortalama üstü olanlar olabilir. Benim gözlemleyebildiğim zekânın yazarlığa etkisinin, cinsiyetin, ırkın, bıyık gürlüğünün etkisi kadar olduğu. İşin büyüsünü biraz bozuyor olabilir söylediklerim.

Peki ya maden işçisi diye soracak olursanız, o maden işçisi ömrünü edebiyata adamış, parasız kaldığı için mecburen maden işçiliği yapan biriydi. Zaten bir yazardı. İşi buydu. Mesaisi yazarlık olan biriydi. Şansı yaver gitmediği için maden işçiliği yapmıştı bir süre.
Hesap mühendisi ise sadece hevesli biriydi. İşi yazarlık değil, hesap mühendisliğiydi. Ben cerrah olmaya karar versem ne kadar başarılı olacaksam o da o kadar başarılı oldu.

Şimdi bunu okuyup, her şeyi bırakıp mesaisini yazarlığa adamayı düşünenlere not: Siz bilirsiniz. Arada maden işçiliği yaparsanız benden bilmeyin :slight_smile:

4 Beğeni

Yazar çok zeki olmalı demedim ki zaten. Önce onlarca çeşide bölünmüş zeka türlerinden hangisi olmalı yazarda, diye düşündüm. Sonra da duygusal zekası yüksek olmalı dedim. :grin: O konuda anlaşmamış mıydık? Ayrıca evet birçok yazarla tanıştım. Birçok şair de tanıyorum. Hiçbiri bir Einstein değildi. Çünkü Einstein’ın zeka türüne sahip olmaya ihtiyaçları yok. Olay bu, duygusal zeka. Onların duygusal zekası var.

2 Beğeni

@Everfever Tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Olanı olduğu gibi açıktan yazmanız çok güzel. Yalnız bir sorum olacak. Bu düşünce kafamı hep bulandırıyor. Gerçekten de yazarlar ve eserler dikkate alınırken Instagram, YouTube ya da başka sosyal mecralardaki popülerlik önemli oluyor mu?

Önemli oluyor. Peki neden önemli oluyor? Neden edebiyat dergilerinden ziyade sosyal medya etkin oldu? Kaç dergiye abonesiniz? Peki kaç YouTube kanalına?

Bir yayinevine dosya yolladiginiz zaman söylediğiniz şu: “Merhaba. İlk kez elime kalem alıp bir şeyler yazdım. Beni kimse tanımıyor. Kitabimin satması için bir sebep yok. Şimdi bana bı 10-15 bin liralık yatırım yapar mısınız? Büyük ihtimalle havaya gider o para ama ben çok sevinirim.”

Ben size böyle bir teklifte bulunsam ne cevap verirdiniz?

1 Beğeni

Yazdım sildim… Yazdım Sildim… Tek kelimeyle Saçmalık dedim. Sonra biri benim düşüncelerime tek kelimeyle saçmalık dese ne hissederim dedim gene sildim. Belki Kemal Bey’e haksızlık etmek istemedim. Konu benim için onun çok dışında. Bir kişiye cevap veriyor gibi olsun istemedim.Ama yazmadan da edemedim. Metin o kadar buradan, içimizden birinin metni gibi değil, sanki yabancı bir makaleden alınıp türkçeye çevirilmiş gibi duruyor ki gene yazmadan edemedim…

Bunlar da benim tecrübelerim:

1- Yayınevlerinin neredeyse tamamına yakını gönderdiğiniz şeyi okumaz. Muhtemelen çalışan bir stajyer bulup ona postalarlar o bile tamamına bakmaz.
2- Biz yayınevi diyoruz ama birçoğu aslında firma dır. Firmalar kar amacı güderler. Haliyle kitabınızda o birkaç satırda aradıkları şey satış rakamı olur.
3- Öyle Kemal Bey’in bahsettiği gibi gördüğünüz yerleri, okuduğunuz şeyleri yazmayın. Kraliyet ailesinde hiyerarşi nedir, armalar neyi simgeler filan kasmayın. Bol yeşillikli kaleli bir yer seçin İskoçya, İngiltere, bir kız, bir prens bir de savaşçı arasında aşk üçgeni kurun gitsin. Yerli bir eser ortaya koymak isteyen arkadaşlarda, İstanbul’un bir semtinde ki Kadıköy çok uygundur bir kız lisesi kurup oraya 3-4 kişilik bir kız çetesi yeterleştirsin. Son olarak bunlara 16-17 yaş arası süper özelliği olan, vampir yada bir mafya babasının oğlu bir delikanlı ekleyip aşk sarmalında 5 dakika çevirin. Eseriniz hazır.

4- Sandığınız kadar iyi bir yazar olmayabilirsiniz, yahut yeterince çalışmış olmayabilirsiniz ama inanın piyasada size bunu söyleyebilecek yahut değerlendirebilecek bir yayınevi (şirket) yok.

Peki estin gürledin ama ne elde ettin?

Ben şunu anladım:

  • Bir şey şayet gerçekten kaliteliyse o şey kendini ortaya koyuyor. İyi yazılmış bir metin eninde sonunda kendini okutuyor.

  • Ben yazdıklarımı pdf formatında arkadaşlarıma dağıtıyorum. Başta ezikçe geliyordu ama şimdi kendi okuyucu kitlemi kurdum. 5-6 kişilik bir grup ama her yıl 1-2 kişi daha ekleniyor. Aldığım geri dönüşler para kaygısıyla değil gerçek hisler oluyor. Eğer sorun eser ortaya koyabilmekse bu en güzel yöntemlerden biri. Maddesel olarak kitap ile sınırlı değilsiniz. Bu şeyi Youtube gibi görün. Televizyonda 5 para etmez spikerler, programlar bir halt yaptığını sanıyorken, bu kanallardan red yemiş pek çok kaliteli iş internette kendini gösterebiliyor.

    -Benim öncelikli derdim fikirlerimi ve kurgumu 450 sayfa arasına ve iki kalın kapağa koyup imza gününe gitmek değil. Bunun içinde rahatım. Mesela Kemal Bey hiç bahsetmemiş ama bazen bir kısa hikaye yazıp köşeye atarım. Bir yıl, bir buçuk yıl aradan sonra açar ne yapmışım diye bakarım ve onun iyi bir fikir mi yoksa geçmişte öyle sandığım birşey mi olduğuna karar verir ona göre geliştiririm.

Bence siz de buna karar verin. Sıkıntı illa kitap çıkarmaksa yukarıda yazılanları yapın. Ama değilse hiç kasmayın… Sonuçta öldükten yıllar sonra bile keşfedilen pek çok yazar var. Ayrıca herbiriniz Dünyada eşi menendi olmayan bir kar tanesisiniz!!!
Sadece kör adamların bahçesine düşmeyin…

5 Beğeni

Yayınevlerini hilal-i ahmer’le karıştırmaya devam ederseniz çok üzülürsünüz. Banka yayınevleri haricindeki bütün yayınevleri kâr amacı güden şirketlerdir ve bu bir sır değildir. Neden bunun aksini düşünüyorsunuz?

3 Beğeni

Ben aksini düşünmedim. Sanırım bir editör olarak siz de tam olarak okumadınız.
"Biz yayınevi diyoruz ama birçoğu aslında firma dır. Firmalar kar amacı güderler. Haliyle kitabınızda o birkaç satırda aradıkları şey satış rakamı olur"

Hatta ben birde bu yayınevlerini : Bir yıl sonra bastığı kitapların bir çoğu tanınmayan, belli bir yaş grubuna yönelik sadece haz satan şirketler olarak görüyorum. :slight_smile:

Her neyse bu forum zaten sonuç elde edemediğimiz pek çok tartışmayı yaşadı. Yenisine gebe bırakmak istemem… Size işinizde başarılar dilerim.

7 Beğeni

Mesele bu durumu kişisel algılamakta bence. Okumayan bir milletiz, okuyanların ne okudukları da ortada. Yerel yazarların okunma oranı da ortada. Sayın Küçükgedik de gayet mantıklı bir şekilde gerçekleri ortaya dökmüş. Her sözüne katılıyorum.

Neden kitap bastırma peşinde olduğumuz önemli. Para kazanmak mı? Bir sanatçının, eserinden para kazanmayı düşünme hakkı vardır. Ama olmuyor işte, Türkiye’de olmadı ve olmayacak da.Çok satar olacak popüler kitapları Seçki’mize öykülerini gönderen yazarlar bile yapabilir şahsen ama basit düşünürsek onların bunu yapmak istemediklerine adım gibi eminim. Yayınevlerini ve editörleri anlayışla karşılamak lazım. Eğer amaç yazdıklarınızı insanlara duyurmaksa dergilere gönderirsiniz, eş dosta dağıtırsınız, belki sokakta gelen geçene verirsiniz, kendi blogunuzu oluşturursunuz; bunun yolları çok.

Editörlere saygım sonsuz. Hatta çevirmeni, redaktörü, son okumacısı vs. adını sayamadığım birçok yayınevi çalışanının bizleri iyi edebiyatla buluşturmak için canla başla çalıştıklarına eminim.

3 Beğeni

“Ayrıca herbiriniz Dünyada eşi menendi olmayan bir kar tanesisiniz!!!**
Sadece kör adamların bahçesine düşmeyin…”
Aşırı katılıyorum cümlenize!!!

“Bugüne kadar hep x yaptım, işe yaramadı.”

“Belki de x şeklindeki düşünce yanlıştır. Belki de y yapmalısınız.”

“Hayır!!!”

“Tamam. Siz bilirsiniz.”

3 Beğeni

:upside_down_face:

Editörün sözlerine karşılık “Siz eşi benzeri benzeri olmayan bir kar tanesisiniz” diyenler olmuş kimseyi karşıma almak istemiyorum fakat ateşin yaklaşık beş yüz bin kere keşfedildiği, Harry Potter’ın iki kere yazıldığı, ampülün binlerce kere icat edildiği dünyadayız. Burada kelime oyunu falan yapmıyorum, ateş diğer keşfedenlerden habersiz yüzbinlerce kez keşfedildi, Harry Potter serisi neredeyse tamamen aynı şekilde J. K. Rowlingi tanımayan birisi tarafından aynı zamanda yazıldı. Her evde en az beş tane bulunan ampulü bulan adam bile eşsiz değilken bizler de fikir açısından eşsiz değiliz.
Yazdığım her şeyi unutun telif hakkı koruma süresi neden öldükten sonra 70 yıl ile sınırlı bunu bir düşünün.