Yedinci Gün


(Müge) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/yedinci-gun-muge-kocak-guvenc/



Tanrı dünyayı altı günde yarattı… 1. Gün ışığı yarattı. Cenneti ve yeryüzünü de yarattı. 2. Gün gökyüzünü yarattı. 3. Gün deniz ve karaları , otlarla ağaçları yarattı. 4. Gün gökyüzüne güneş , ay ve yıldızları koydu. 5. Gün balıkları ve kuşları yarattı. 6. Gün hayvanları ve adem ile Havva’yı yarattı. Yedinci gün, tanrı dinlendi… Evler… (DEVAMI…)


(Kasvet Ulu) #2

Merhaba. Kaleminize sağlık. Çok beğendim. Karanlık, baş döndürücü, sonunu bile bile gözlerinizi kaçıramadan takip ettiğiniz bir dram olmuş.

Benzer şeyleri konu almışız bu sayıda. Zaten bir önceki öykünüzde tarzlarımızın uyuştuğunu düşünmüştüm, o öyküyü de çok beğenmiştim. :+1:

İnsanın aklına ister istemez Se7en geliyor. :sweat_smile: Dini bir epigraf, yedi sayısı, ekstrem cinayetler… İster istemez düşündürüyor. Tabii filmle alakası yok öykünün.

Ufak bir geri bildirim olarak öyküyü redaksiyonda daha uzun süre tutmanızı önerebilirim. Ufak tefek yanlış sözcük kullanımları ve anlam kaymaları tespit ettim. Bir kez daha üzerinden geçildiğinde silinecek pürüzler.

Sonraki sayıdaki öykünüzü merakla bekliyorum. Görüşmek üzere. :+1:


#3

Seçki içindeki en iyi öykülerden biri olmuş, tebrik ederim :+1: Öykü, her bir olayın içine biraz daha girme isteği uyandırıyor, bu hem iyi hem de kötü sanırım :grimacing: Olayları biraz daha derinlemesine okumak istiyorsun (iyi tarafı) ama kısa kesildiği için tadı damağında kalıyor, hayal kırıklığı yaşıyorsun (kötü tarafı ama kurallar yüzünden böyle olmak zorunda tabi).

Biraz daha uzun yazabilme şansın olsa mükemmel bir iş çıkacakmış, konu daha da uzun bir şekilde yazılmayı hakediyor :sweat_smile: Bir düşünün derim.

Onun dışında elbette bazı cümlelerde anlam kaymaları, konu kopuklukları olmuş ama göze batmıyor, hata aramak için aradığında görüyorsun.

Kısacası kaleminize sağlık, bir sonraki sayıda yine öykünüzü okumak isterim :relieved:


(Müge) #4

Merhaba Kasvet

Beğenmene çok sevindim :slight_smile: sen demem de bir sorun yoktur umarım. Böyle yorumlar alınca, her yazıdan sonra içine düştüğüm acaba oldu mu kaygısı tamamen olmasa da bir nebze azalıyor :slight_smile: Borges yazdıktan sonra yazılarına dönüp bakmazmış, ben de neredeyse böyle yapıyorum :))

Bu öyküyü yazarken aklımda Seven yoktu ama evet haklısın ortak yönleri kesinlikle var. Bolano’nun 2666’sını okurken yazdığım bir öyküydü ve kesinlikle oradaki etkileri şimdi görüyorum. Tabi ustanın yanına bile yaklaşamam o ayrı :slight_smile:

Redaksiyon sorununu farketmedim bile. Bu yüzden başka gözün okuması çok faydalı. Tekrar teşekkürler.

Bu arada senin öykünü okudum ve tekrar okumak üzere geniş bir zamana bıraktım. Şimdiden eline sağlık yine ilginç ve özgün bir öyküye benziyor.

Görüşmek üzere
Müge


(Müge) #5

Merhaba ne kadar güzel bir yorum yapmışsınız. Üstümde şimdi daha iyisini yazmam lazım diye daha büyük bir sorumluluk hissediyorum :blush:

Öyküyü açmayı düşünebilirim haklısınız. Ama ben galiba biraz uzatınca dağılan biriyim :slight_smile: Zaman gösterecek.

Kelimeler ve anlam kaymaları üzerine daha çok eğileceğim ve siz de eleştirilerinizi esirgemeyin.

Tekrar teşekkürler.

Görüşmek dileğiyle :slight_smile:
Müge


#6

Merhaba, öykünüzü okudum ve çok beğendim. Yukarıda arkadaşların belirttiği gibi sanırım öykünün temel eksikliği kısalığı olmuş. Farklı karakterler ve onların hayat hikayeleriyle geniş bir ağ kurmuşsunuz. Bu da öykünün atmosferini çeşitlendirmiş. Oluşturduğunuz atmosferin içerisinde daha çok vakit geçirmeyi isterdim. Aşağıda gözüme çarpan birkaç noktayı belirtmek istiyorum. Belki gözden geçirmek isteyebilirsiniz.

Buradaki ‘‘sarışın’’ kelimesi olmasa da olur aslında. Aşağıda Emel Naci’nin sarışınlığını öyküye çok iyi geçirmişsiniz, burada alakasız duruyor.

Soğukkanlılıkla yazılmış ve öykünün atmosferini inşa eden cümlelere örnek. Bir kez daha tebrik etmek istediğim için alıntılayayım dedim.

Bu ifadede bir hata var. ‘‘İşlerinden dinlendi.’’ şeklindeki bir kullanımın doğru olduğunu sanmıyorum.

Yukarıda da dediğim gibi öykünün atmosferini başarıyla kurmuşsunuz. Bunu yaparken uzun ve kısa cümleler kullanımınız dikkatimi çekti. Kararında kullanılması bir yana sanırım öykünün sonunun kısa cümleler ile anlatılması bilinçli bir tercih. Sahne sahne ilerlediğimiz hissiyatını iyi veriyor. Keşke öykü biraz daha uzun olsaydı da okurken aklımıza takılan soruların cevaplarının peşine düşecek aralığa sahip olsaydık. Hikayenizi Tevfik’in geçmişini de içeren bir roman olarak okumayı isterdim. Nihayetinde karşımızda bir öykü olduğu gerçeğine dönersek son ana kadar merakla okutan, kurduğu dünyada okura atmosferini hissettiren ve okuru geren bir öykü olmuş. Tebrik ederim.


(Müge) #7

Zaman ayırıp okuduğunuz ve yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim :slight_smile:

Siz yazınca tekrar okudum, evet haklısınız sarışına gerek yokmuş, başka bir sıfatla bütünleştirebilirim o cümleyi.

“ve Tevfik bütün işlerinden dinlendi” aslında, girişe alıntıladığım, Hristiyanların Kutsal Kitabında geçen “Tanrı bütün işlerinden yedinci gün dinlendi” cümlesine doğrudan bir göndermeydi. Cümlenin kuruluş yapısını, Tevfik’i tanrılaştırdığımı göstermek için aynı bıraktım. Belki istediğim etkiyi verememişimdir, kimbilir :slight_smile:

Tespitleriniz çok doğru. gerçekten öykünün bütününü soğukkanlılıkla yazmaya çalıştım. Yani duygu yoğun olmasın istedim. Eğer duygusuzluğun duygusunu verebilmişsem ne mutlu bana. Romana çevirme kısmını yazılanlardan sonra ciddi ciddi düşündüm. Öykünün içeriği dediğiniz gibi genişlemeye uygun. Ben becerebilir miyim onu da zaman gösterir sanırım.

Teşekkürler
Müge


(gayekskn) #8

Sevgili Müge,
İyi bir polisiye okuyucusu olduğumu düşünürüm. Yazmak istediğim öncelikli dal polisiye. Bu yüzden öykünüzün damarlarımda bıraktığı uyanma hissini pek sevdim.
Bakış açınız, yaratımınız son derece başarılı.
Birkaç yıl önce, kaçırdığı insanları öldürüp dondurarak kendine aile yaratan bir adamı izlemiştim. Gerçek hikayeydi. Kendine insan parçalarından deniz kızı yaratan Tevfik, onu izlerken yaşadığım ürpertiyi verdi bana.
Sonunda bir tık tempo hızlanmıştı. Belki intiharı biraz daha dolu dolu okumak hoşuma gidebilirdi.
Tebrik ediyorum. Polisiye candır✌️
Görüşürüz sonraki Seçki’lerimizde🌟


(Müge) #9

Sevgili Gaye,

Bu güzel yorum için çok teşekkürler. Böyle bir etki yaratmayı başarabildiysem ne mutlu bana.

Evet, sonundaki temponun hızlı olduğu konusunda haklısın. Nedense kısa tutup her birine bir sahne havası vermeyi denedim :slight_smile: Tavsiyeleri mutlaka dikkate alacağım bir sonraki öykülerimde.

Tekrar teşekkürler
Umarım görüşürüz :slight_smile:


(Murat Barış Sarı) #10

Çok karanlık ve fazlasıyla gerçekçi bir öykü olmakla birlikte bence esasen polisiye değildi. Bu sebeple bana kısa da gelmedi. Zaten hepimiz “nedenini” merak ediyorduk ve bunu öğrendik. Eğer “kimi” yazmak isteseydiniz o zaman kısa kalabilirdi.

Gerçi öyküyü çok bağlamıyor ve değerini düşürmüyorsa da belki nedene çok da takılmamalıyız. Sonuçta yarım düzine insan öldürdü ve nedeni de neyse ne… O insanların da nedenleri ve hikayeleri vardı.

Tabi tekrar etmek gerekirse bu öykünün değerini düşürmüyor. Nitelikli bir eserdi, tebrik ederim.


(Müge) #11

Çok teşekkür ederim. Yorumunuz ve özellikle yazımı nitelikli bir eser olarak nitelendirmeniz gerçekten çok değerli. Burada gerçekten çok şey öğreniyorum ve her bir yorum da bana daha fazla yol gösteriyor.

Okuduğunuz ve değerlendirdiğiniz için teşekkürler
Müge


(Ezgi Özbek) #12

Merhabalar,

Kurgunuzu daha evvel okumama rağmen yorumlama kısmı biraz gecikti aslında kusuruma bakmayın. Bu temada okuduğum öykülerin arka planında gerçekleri ortaya serme hali vardı. Sanırım artık günümüz dünyasından bezmekten öte bir yere doğru sürüklendiğimiz için topluca taşmaya başladık. Değerlendirmenizdeki detaylar ve yaklaşımınız sonucunda kaleminizi daha yumuşak veya sakin beklemiştim. Okurken muhteşem bir şaşkınlık hali yaşadım!

Net, keskin ve ne istediğini bilen bir dil kullanmanız, seçtiğiniz vahim olayı farklı bir noktaya taşır nitelikte olmuştu. Jargon çoğu yazarın kalemine iyi oturmazken size yakıştığını belirtmekten kaçınmayacağım. Parçalardan bütüne doğru ilerlerken bazı detayları sezmemizi istediğinizi düşünüyorum. Bütündeki vahşetin daha kanlı ve korkunç olacağının habercisiydiler adeta. Keşke kalemimize dolup taşan, tonlarca istismardan uzak sadece umutlu yarınlar olsa.

Kaleminize sağlık, şaşkınlığımdan memnunum!

İlhamla kalın.


(Müge) #13

Güne böyle bir yorumla başlamak çok güzel. Sizi şaşırtabildiysem ne mutlu :slight_smile:

Beni tanıyan ve yazılarımı okuyan arkadaşlarımdan aldığım yorumlarından bazıları da buna benzer oluyor. “İçinden canavar çıkmış Müge! :blush:

Ve “keşke” temenninize yürekten katılıyorum. Her şey güzel olsun ve olacak.

Kolay gelsin
Müge


(Merve Aydın) #14

Açıkçası bu kadar karanlık öyküler zaten yeterince karanlık olan dünyamızda bana rahatsızlık veriyor ve okumayı tercih etmiyorum. Benimki bir kaçış. Yaşadığımız coğrafya göz önüne alındığında e bari öykülerde olmasın, diyerek bu tip eserlerden uzak duruyorum. Fakat!
Yanlış anlaşılmasın. Elbette öykünüz toplumsal yaraların kabuğunu kaldırmış. Hatta öyle kaldırmış ki yaralardan akan kanlar boğazımda kaldı da boğuldum sanki. Bu başarıdır. Kaleminiz çok kuvvetli. Bir okuyucuya bu hissi yaşatmak, yaşatabilmek gerçekten iyi bir yazarın işi. Aynı konuyu herhangi biri daha vasat bir şekilde de anlatabilirdi. Ama o zaman bu kadar etkilenebilir miydim? Sanmıyorum. Cümlelerinizin vuruculuğu konunun etkileyiciliğini fazlasıyla arttırmış. Önemli olan o kalemin ucu o boğazı nasıl kesti, o sarı saçları nasıl gördü, gencecik insanların ölümünü nasıl tasvir etti ve belki de en vurucusu annesinin suistimaline maruz kalan 11 yaşında küçücük bir çocuğun mahvolmuş ruhunu bize nasıl verdi. Ayrıca öyküye serpiştirilmiş tarihi ayrıntılar da eseri etkileyici yapan bir diğer ayrıntı.
Sevgili Müge. Yorumu yazarken dahi ellerim titriyor. Öyle sarsıldım. Ama dediğim gibi bu senin büyük başarın. Belki de ben çok etkileniyorum. Olabilir. Seçki sayesinde çok muazzam yazarlar tanıdım . Sen de onlardan biri oldun şimdi. Hep yaz. Kalemin daim olsun.


(Müge) #15

Sevgili Merve

Dediğin gibi galiba biraz karanlık öyküler yazıyorum. Son zamanlarda içlerine biraz absürd unsur katmaya çalışarak, gerçeklikten uzaklaşsınlar istiyorum. Bu öykü biraz kendi kendini yazdı. Aslına uysun diye olayda geçen mekanların adlarını ve birbirinden uzaklıklarını bile hesapladım :slight_smile: Son kısım beni de çok zorladı. Olabildiğince saklamaya çalıştım yazıda, okuyanların gözüne sokmadan anlatmaya çalıştım. Umarım başarabilmişimdir. Galiba bilinçli olarak rahatsız etmek istiyorum ki gevşeme eğiliminde olduğumuz zaman dahi - ki insanız ki buna ben de dahilim ki günlük hayat kaygısı toplumsal sorunlardan bizi uzaklaştırabiliyor doğal olarak - biraz sarsılalım.

Bu güzel sözlerin için çok teşekkür ediyorum ve ne mutlu bana ki yazımı okumuşsun. Yazdığın kelimeler o kadar değerli ki, yaptığın yorumu hakedebilmem için çok çalışmam lazım. Burada ben de güçlü kalemlerle karşılaşıyorum ve bu beni daha iyi olmaya yönlendiriyor.

Görüşmek dileğiyle
Müge


#16

Sevgili @Muge_Kocak

Çok güzel düşünülmüş, bağlanmış ve her bir gün için seçilen suçun çevresindeki çember birbirinin üzerine oturabilecek bir şekilde düzenlenmiş. Böylece kahramanın karanlık geçmişi daha vurucu olmuş. Hazır yorumumu bu gizemin açıklandığı yere kadar getirmişken şöyle bir ekleme yapmak isterim.

Bir zamansal düzlemde tam oturtamadığım bir konu var: Tıp Fakültesini bitirmesi aslında ilgili paragrafın sonuna daha çok yakışırmış gibi geldi. Böylece insan vücudu parçalarını hünerle dikmesini hem babasından gelen terzilik yeteneklerine hem tıp bilgisine bağlanabilirmiş gibi geldi. Ayrıca, bu kısmı vurgulamak için hikayedeki kurbanların "kolunun kopartılmasını"değil becerikli bir şekilde “kesilmesini” beklerdi. BU sayede belki polisin 7 gün içinde Tevfik’i bulmasının altını biraz daha doldurabilirdin. Böylece polis arabasının onu takip etmesini de nedensellik bağında kafamıza daha iyi oturtabilirdik.

Bu günlerde izlediğimiz polisiye-suç-gerilim dizi senaryoları ayarında güzel bir hikayeydi. Gerekli motivasyon-sebep-olanak karakterde bulunuyordu.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Müge) #17

Sevgili Dipsiz

Zaman ayırıp okuduğun ve yorumladığın için çok teşekkürler. Gerçekten yorumlayanlar zor ben zahmetli bir iş başarıyor. Bunun için de ayrıca tebrik etmek istiyorum. Sizin de emeğinize sağlık.

Değindiğin konulardan ilki olan tıp fakültesini bitirmesini, altıncı güne bilinçli olarak atmıştım. Çünkü o gün, Tevfik günüydü. Belki biraz daha vurgulayabilirdim. Hem terzi oğlu hem de tıp okuyan biri olarak cinayetleri daha düzgün işleyebilirdi ya da ben bunu daha fazla detaylandırabilirdim. Dolayısıyla söylediğin kopma yerine kesmeyi kullanabilirdim. Ama sanırım bu kadar açık vermek istemedim. Koparılan bir uzvun yaratabileceği gücü kesmede bulamadım. Özellikle de halterci kollar gücü temsil ettiği için ve belki de Tevfik’in kadın gücüne olan hıncını vermek istediğimdendir. Bilmiyorum :slight_smile:
Polislerin nasıl Tevfiği bulduğu detayına hiç girmek istemedim çünkü okuyanın ilgisini bölmek sanırım benim de ilgilimi bölecekti.

Yorumların düşündürücü ve geliştirici. Verdiğin detayları bir sonraki yazılarımda mutlaka düşüneceğim.

Çok teşekkürler
Müge