Yetmiş İki Saat Savaşları

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/yetmis-iki-saat-savaslari/



“Önce kutup ayıları -beyaz ve tüylü yaratıklar- teker teker ölmeye başladı. Kendi dünyalarında da işler çok iyi gitmiyordu; habitatları gün geçtikçe daralıyor, eriyen buzullar, yemek kıtlığı onları insanoğlunun şehirlerine inmeye kadar itiyordu. İnsanoğlu kutuplarda petrol aradıkça, kutup ayıları zehirleniyordu. Zehirlenmeler, insanoğluna sıçradı. Balıkçılar, evlerine ve tezgahlarına taşıdıkları nimetlerinin pür zehir olduğundan habersizdi. Kendi silahlarıyla vuruldukları… (DEVAMI…)

Merhaba,

Öykü güzel bir küresel ısınma-iklim değişikliği fikriyle başlıyor. Eriyen buzullar sebebiyle yerinden edilen kutup ayılarını okuyoruz. Sonra vücudunda zehir biriken balıkları yiyen insanlarda beliren semptomlar anlatılıyor. Bira kapakları, izmaritler… Bunlar aslında maalesef insanların doğayı ve özellikle denizleri kirletmesi sebebiyle, özellikle de kuşların midelerinden çıktığını bildiğimiz, insan yapımı malzemelerle örtüşüyor.

Buraya kadar öykü biraz bilimkurgu, biraz distopya şeklinde gidiyordu. Sonra insanların balıklar sebebiyle değil, içtikleri sular yüzünden öldüklerini öğrendik. Ve insanlar bir anda balığa benzemeye başladılar. İşte bu noktada, öykü doğaüstü kurguya dönüştü.

Hikâyenin ana fikri ve sonu güzeldi. Ama eğer böyle bir sona bağlanacaksa, ben girişi biraz daha farklı beklerdim. Çünkü giriş bize gerçek bir distopya vadediyor; insanların kendi ürettiği malzemelerle öldürdüğü canlılar, dolaylı yoldan onların ölümüne sebep oluyor. Eğer herkes balığa dönüşecekse ve bu bilgi hikayedeki kilit noktaysa, en baştan buna benzer belirtiler yazabilirdiniz. Mesela ilk vakada bir hasta nefes alamamaya başlayabilirdi, filmini çektiklerinde akciğerlerinin küçüldüğünü ve yüzgeçlerinin çıktığını öğrenirdik.

Bunlar sadece öneri. Ben öykünün gidişatının değişmesini çok sevemedim, ama başka biri bu değişiklikten çok hoşlanabilir. Takdir elbette sizin.

Değişik ve güzel bir öyküydü. Üzerinde biraz daha düşünülüp çok daha uzun ve detaylı bir öyküye dönme potansiyeli var.

Elinize sağlık.

Sevgili Melis

Kaf Dagi konusu icin sanirim ilk defa yazmistin. Onu okuyamamistim. Bu yuzden gecikmeli olarak soylemek isterim. Seckiye hosgeldin. Yazarlik guzel ve cok caba gerektiren bir ugras.

Bu ayki oyku listesine baktigimda tanidigim yazarlardan ziyade ismi bana okuma istegi uyandiran oykuyu okumak istedim. Bu yuzden hikayenin adini ilgi cekici oldugunu soylemek isterim.

Dünyanın geri dönüşü olmayan bir yokoluşun eşiğinden sonra tekrar hayatta kalma mücadelesi okuyacagimi sanmisken sen insanlar icin yokolusu ve doganin buyuk bir kararlilikla intikamini almasini anlatmissin. Oncelikle bu yaratici bir yaklasim, insanlardan sonraki dunyanin nasil oldugunu merak ettiriyor.

Bu tarz yazimlarda genelde neden-sonuc ne kadar gucluyse hikayeyi icsellestirmek de o.kadar kolay oluyor. Ornegin, insanlar zaten baliklara yani deniz canlilarina donuyorlarsa, onlara saldiran yine deniz canlilari miydi?
“Cocuklar sunu anlamaniz cok onemli” diyen paragraf icin yorumum

Eline ve dus gucune saglik
Sevgiler
Dipsiz

Merhaba,

Hoş buldum, teşekkür ederim. Açıkçası, insanlık yok olduktan sonraki dünyayı ben de merak ediyorum; ama bu hikaye bir ütopya olsun istemedim. :slight_smile:

Sorunuza gelince, insanlar öldükten sonra deniz canlılarına benziyor; ya da onlar nasıl ölüyorsa benzer şekillerde ölüyor. Bir dönüşüm söz konusu olsa bile ölümden sonra gerçekleşiyor, yani kendi kendine saldırma durumu olmuyor.

Yorumlarınız için teşekkür ederim, benim için çok değerli.
Sevgiler,
Melis

Merhaba,

Eleştirin ve önerilerin için çok teşekkür ederim.

Muhtemelen daha açık olmalıymışım, herkes balığa dönüşmüyor. İnsanlar farklı şekillerde ölüyor, deniz canlılarının da farklı şekillerde öldüğü gibi. O ölümler insanoğluna sorumlunun kim olduğunu göstermek için var olan işaretlerdi.

Ben de üzerine düşünüp geliştirmek çok isterim, tekrardan teşekkürler.
Sevgiler,
Melis

1 Beğeni

Merhaba. Öykünün başlangıcı ve gelişimi hakkında pek çok yorum yapılabilir, eleştiri ve öneriler getirilebilir. Birkaç tanesi söylenmiş zaten. Ama ben sonunu, hikayenin bağlandığı yeri çok beğendim. Bu sanki bir taslak, çok daha güzel bir öykünün taslağı gibi. Elinize sağlık.

Yazmaya ve okumaya devam.