Bakanlığımızın MUÖB Politikası - 2. Bölüm

“Şimdi kürsüye, kendisi de eski bir zombi olan dernek başkanımız Hayri Bey’i davet ediyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti, muöb’lerden (mutasyona uğramış ölü bedenler) yararlanma politikalarına ağırlık vermeye başlayalı 20 yıl olmuş, söz konusu politikaların ekonomik ve sosyal hayata büyük katkıları olmuştu. Z1B1 virüsüyle enfekte olmuş kişileri tanımlamak için Bakanlık tarafından belirlenen muöb terimine halk pek ısınamamıştı ve bu kişiler için “zombi” ve “zombi birey” terimleri daha yaygın olarak kullanılmaktaydı.

Z1B1 virüsüne küçük yaşlarda yakalanan Hayri Bey, “Haydi Zombiler Okula” kampanyasından yararlanarak ortaokulu bitiren ilk zombi birey olmuş ve bu üstün başarısı sayesinde gün gelip TMKYD (Türkiye Muöb’lerini Koruma ve Yaşatma Derneği) başkanı seçilmesinin yolu açılmıştı. Başkan, usul adımlarla kürsüye çıktı ve konuşmasına başladı:

"Öncelikle, bundan 20 sene önce, zombi bireylerin eğitimini savunduğu çalıştayda uğradığı kalleşçe silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden, ilk zombi şehidimiz olarak kabul ettiğimiz değerli eğitimci Oğuz Tekatar’ı minnetle anıyorum. Onun ölümü, toplumumuzda şok etkisi yaratmış ve her zaman mazlumun yanında yer alan halkımız, “hepimiz zombiyiz” sloganıyla bizlere olan desteğini göstermişti. O günleri ne zaman hatırlasam, gözümden bir damla kan gelir.

Hepimizin bildiği gibi, çok zor günler geçirdik. Sokakta beyin yeme yasağı ilk ilan edildiğinde ne yapacağımızı bilemedik. Çoğumuzun, o zamanki parayla 3000 liralık cezayı göze aldığını hatırlıyorum. O zaman kelle paçacılar da bu kadar yaygın değildi, yani beyin yeme dürtümüzü köreltecek hiçbir şey yoktu. İnsanlar bizim doğal içgüdümüze saygı duymadılar. Şimdi düşünüyorum da onların da haklı sebepleri olabilir, beyinlerini yedirmek istememiş olabilirler. Neyse ki sayın devlet başkanımız, kendisinden Allah razı olsun, her mahalleye bir kelle paçacı açılmasını zorunlu hale getirdi de beyin talebimizi bir nebze olsun karşılayabildik.

Hayatımı anlatsam film olur derler ya, benimki tam da öyle işte. Eskiden bize kız bile vermezlerdi, hâlâ da kolay kolay vermezler. Zamanında ben de bir insana aşık oldum. Babası, “benim zombiye verilecek kızım yok” demiş. Kız, ‘Babam zombi kıyameti de kopsa, beni sana vermez. Kaçır beni.’ dedi. İnsanların aşkımızı yadırgamayacağı, mutlu olabileceğimiz bir yer bulma hayaliyle yola çıktık. O zamanlar sosyal mesafe kuralını bilmiyorduk. Yolda karnım acıkınca kızın beynini yemeye çalıştım ama aç kaldım. Meğer kızda beyin yokmuş.

Ortaokulu nasıl bitirdiğimi çok soruyorlar. Hiç unutmam, bir gün biyoloji dersinde plastik beyin yemiştim, hızımı alamayıp arkadaşlara saldırınca hocam tuttu kolumdan, beni kelle paçacıya götürdü. ‘Bundan sonra sana her hafta kelle paça ısmarlayacağım. Yeter ki sınıf arkadaşlarının beyinlerine dokunma’ demişti. Hakkını ödeyemem doğrusu.

Neyse ki zombi bireyler olarak artık eskisi kadar baskı altında değiliz. Kelle paçacıların yaygınlaşması ve sosyal mesafe kuralının hem insanlara hem de bizlere öğretilmesiyle Z1B1 virüsünün yayılım hızı oldukça azaldı. Fakat ayrımcılık hâlâ var. Bunu da insanıyla, zombisiyle kenetlenmiş bir millet olarak aşacağımıza inanıyorum."

Salonda büyük bir alkış koptu. Bir süre sonra soru-cevap faslına geçildi ve izleyicilerden birisi söz aldı:

“Ordumuza bağlı zombi birliklerinin yaptığı hizmetler ortada. Millet olarak size müteşekkiriz. Fakat sosyal medyada faaliyet gösteren zombi karşıtı bir oluşum olan Beynimizi Yedirmeyiz Platformu’nun son günlerde dillendirdiği bir iddianın aslını sizden öğrenmek istiyorum. Asker uğurlamalarında hâlâ insan beyni yiyormuşsunuz, doğru mu?”

Salon bir anda buz kesti…

  1. Bölümün Sonu

Virüsün adı Z0MB1 olsa daha ilgi çekici olurdu sanki?

Aslına bakarsanız aklıma geldi ama o kadar da tesadüf olması inandırıcı olmaz diye düşündüm, geriye kalan her şey çok gerçekçi olduğu için :smiley:

1 Beğeni