Derdi Kendinden Büyük

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/derdi-kendinden-buyuk/



“Hayır!” Ülkenin en sık ormanlarından biri. O sık ormanların arasında, dört bir yana dağılmış, irili ufaklı yerleşkeler bulunur. Bazısı on evdir. Bazısı kış kadar yalnızdır, tüm çınarlara tek başına göğüs gerer. İşte, o koca çınarlara göğüs geren yalnız yapılardan birisi yıkılmış. Etrafa kıymıkları saçılmış, kocamış tahtaları orada burada. O karışıklığın içinde, bir kadın ağlıyor. Ellerinde,… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Normalde yaptığım detaylı yorumlardan yapmayacağım ama deneysel bir öykü olduğu ilk üç dört cümlede kendini belli ediyor. Benim gözlemim bu öyküde üslubunuz taklit, olay örgüsü spontane olmuş. Yaşar Kemal’in kalemiyle bir leviathan öyküsü yazılmış. Taklit hissiyatı üçüncü cümlede başladı yer yer zayıfladı son cümlede üçüncüden daha güçlü bir şekilde kuvvetlendi.

Ben okurken bundan çok keyif aldım çok ilginçti ve her ne kadar bunu istemeden bile yapmış olsanız bence olan bu ve deneysel işleri görmekten keyif alıyorum. :star_struck: Eğer bu yazdıklarımın farkında bile olmadan öyküyü yazdıysanız lütfen bir Yaşar Kemal kitabı elinize alın ve üslup kıyası yapın, aldığım keyfin on katını yaşarsınız tahminimce.

Öyküyü çok beğenmedim yalan yok ama yaptığınız harika: Siz farkında olsanız da olmasanız da gelişmenin kilometre taşlarından biri bu ve bundan sonraki öykülerinize ufak ufak göz atmadan duramayacağım.

Kaleminize sağlık.

1 Beğeni

Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşar Kemal okuma listemin içinde olmasına rağmen henüz okumadım kendisini, tek bir paragrafını bile. Siz dedikten sonra merakım iyice arttı.

Olay örgüsünün spontane olması kısmen doğrudur. Çoğu zaman iç hesaplaşmalarımdan, ruhsal “bunalımlarımdan”, rüyalarımdan yola çıkıyorum. “Rastgelelik” hissiyatı ondandır muhtemelen. Fakat bu kavramı tamamen reddetmiyorum tabii ki, yazdıklarımın büyük bir kısmı bundan besleniyor.

Deneysel uğraşlarımı dikkate almanız heyecanlandırdı beni, teşekkür ederim tekrardan. Yeniyetme bir yazar olarak altyapımı geliştirmeye odaklansam da “serbest çağrışım” olayı benim için büyük zevk. Haliyle yeni anlatımlara da açılmış oluyorum. Şu anlık “yazmak ve yazmak” benim için ilk sırada, elbette yazdıklarım kusurlarla dolu olacaktır.

Yeni okuyuculara her zaman ihtiyacım vardır. Pişman olur musunuz, olmaz mısınız bilmem ama ben yazmaya devam edeceğim elimden geldiğince :slight_smile:.

1 Beğeni

Merhaba, öykünüzü okudum. Öykünün ihtiyacı olandan vakti ona vermemişsiniz. Gereğinden önce bitirilmiş ve üzerinde biraz daha çalışılabilecek bir öykü olduğunu düşünüyorum. Acele edilmeden, öyküye hak ettiği alan verildiğinde ortaya çok daha iyi bir öykü çıkacaktır.

Giriş paragrafı güzel. Ancak anlatmak istediğiniz noktaya bir an önce varmak ister gibi bir haliniz var. Bu nedenle keyifle okunabilecek iki üç cümle daha yer verebilecekken bir an önce o noktaya gidiyorsunuz.

Bu cümle daha iyi ifade edilebilir. Bir manzara tasvir ediyorsunuz ancak bu kısım, fazlasıyla yazar müdahalesini çağrıştırdığından manzaranın doğallığını zedeliyor.

Bu cümleye itiraz edilmeli mi, emin değilim. Öncesinde karakterin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu, bu cümleyi kurmadaki saikini söylüyorsunuz. Öykünün devamında da karakterin karşılaştığı olaylara, diğer karakterlere aşina olduğunu gösteriyorsunuz. Ancak cümle yine de havada kalıyor. Bunun sebebi, aşinalığın okura tam olarak yansıtılamaması olabilir. Öykünün en iyi kısmı olan Haydarof ile muhabbet bölümü, belki biraz daha uzun ve açıklayıcı olsa bu cümle, okurda istenen etkiyi uyandırabilir. Ancak bütün okumalarımda, tepkinin doğallığı açısından da ilginçliği açısından da pek etkilenemedim.

Buradan itibaren devam eden kısım çok başarılı. Öykünün gidişatını tamamen değiştiriyor ve öyküye bir kimlik kazandırıyor. Kısa süresine rağmen Haydarof, öyküyü bir noktadan finale taşıma görevini başarıyla yerine getiriyor.

Bunu yazmadan, Haydarof’un hareketlerini betimleyerek verebilirsiniz.

Öyküdeki temel problem zaman. Bu cümleyi sabit bir nokta kabul edip öncesi ve sonrasına bakalım. Öncesinde karakterimiz Haydarof ile öykünün neredeyse yarısını oluşturan bir konuşma gerçekleştiriyor. Burada zaman doğal akışında. Atlamalar, kesmeler görmüyoruz. Ancak bu cümleden sonra bir anda zamanın daha hızlı geçmesine karar veriyorsunuz. Karakterimiz bir anda geri dönüp bulamaçtan bir tutam alıyor, sonra kuşlar ile uçuyor, balinanın yanına varıyor, bulamacı atıyor, bulamaç bir işe yaramıyor, balina ile konuşuyor ve ona esir düşerek katliamları görüyor. Olaylar birbirinin peşi sıra sıralanmış, ancak sahip oldukları zaman açısından farklılıkları bulunmuyor. Halbuki gerilimi artırmak için zamanın kullanımını ayarlayabilirdiniz. Bunu yapmak için de öykünün biraz daha uzatılabileceğini düşünüyorum.

Fikir olarak geliştirilmeye son derece açık bir fikir. Okurken göze batan bir imla, noktalama yanlışı da yok. Üzerinde biraz daha çalışılınca daha tam bir öykü olacaktır. Tebrik ederim.

1 Beğeni

Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazdıkça geliştiğimi görsem de hâlâ bocaladığım kısım var, bunları yavaş yavaş aşacağım.

Dediğiniz gibi metnin biraz daha açılıp genişletilmesi gerekiyormuş. “Haydarof kimdir ve neden gence yardım ediyor?” “Balina nereden geldi, kimdir o?” gibi gibi sorular havada kalıyor.

Diyaloglarımı geliştirmeye çalışıyorum, Haydarofla olan kısmı beğenmeniz benim için iyi haber.

Bitiş kısımlarında bocaladığımı fark ediyorum. Ona da daha çok çalışacağım.

Tekrardan teşekkür ediyorum.

1 Beğeni

Selam,

Kendi kabuğundan sıyrılmaya çalıştığın öykülerden biri. Tuhaf, şiirsel ama anlam sarsıntısı yaşatıyor. Kalemine sağlık.

Kurgusal açıdan pek çözemedim metni. O yüzden teknik konulardan ve anlamdan bahsedeyim.
Öyküde bir virgül bolluğu var. Virgüllerin yarısı atılsa öykü prangalarından kurtarılıp serbest kalacak sanki. Bu kadar kısa metin için bir tık yavaşlatmış öyküyü. Onun dışında zaman mekan olguları çok zayıf. Bir süre sonra öykü koşuyor, daha sonra merdivenlerden yuvarlanıyor. Aslında cümleler birbirini güzel takip ediyor. Şiirsel bir dil kullanmak istemişsin, başarılı da olmuşsun. Ama bazı cümleler anlamsal açıdan sıkıntılı. Özellikle öykünün en önemli cümlelerinden biri olan:

Bu bilinçli bir durum gibi görünse de bakmak ile duymanın anlamsal bağı eğreti durmamış mı? Neden duymak için bakmak zorundayız ki? Senin dünyanda işler böyle işliyor olabilir, eğer bu bir masalsa kabul edilebilir.

Son olarak bize ne anlattı bu öykü sorusunun cevabı yok. Bu öykünün neden yazıldığı anlaşılmıyor. Üzerinde çok daha fazla düşünülebilirdi. Bütününde bir mantık göremedim ben.

Kendimi alıntılayayım: Kıvranıyorsun, çırpınıyorsun, doğum sancıları çekiyorsun, kendini bulmaya çalışıyorsun. Kendi sesini bir gün mutlaka bulacaksın, onun denemeleri, çırpınmaları bunlar. Seçki’deki yazarlardan çok ilham aldığını görüyorum. Benim tavsiyem Seçki’yi takip ederken bir yandan da daha çok kitap okuman olacak. Ve çok daha fazla düşünmen, düşünmen, düşünmen…

1 Beğeni

Değerli yorumun için teşekkür ederim.

Kusurlarımı benimseyerek yoluma devam ettikçe onları ortadan kaldıracağım. Bazen de üzerinde çok durmamayı yeğliyorum, duruma göre değişebiliyor. Okurlara eksik, mantıksız görünen kısımlar bana mantıklı gelebiliyor. Ben bunu “Yeterince iyi anlatamama” ya veriyorum. Emin adımlarla ve sabırla gelişeceğim.

Düşünmek, okumak ve yazmak benim için önemli kavramlardır. Daha iyisini başarabileceğime inanıyorum.

Tekrardan teşekkür ederim.

Merhaba Vektor

Öykünü ve yukarıdaki yorumları da okudum. Bazılarına katıldım, bazılarına katılmadım. Kendimden yola çıkarak yaparsam yorumumu, anlatımını çok başarılı buldum. Eksikler, geliştirilmesi gereken yerler vs vs var, evet ama bence tüm bunlara çok yakınsın. Deneysel öyküleri seviyorum. Çalışmanda etkileyici cümleler var. “ Annesinin gözleri çığlık çığlığa” gibi çok şey anlatan cümleler.

Sondaki şu diyaloglar metnin şiirselliği içinde hafif kalmış gibi geldi bana, eğer tekrar düzenleyeceksen belki düşünmek istersin.

“annem ve babam öldü benim, neden inanmıyorsun?” “Canisin, inanmıyorum sana,”

Kalemine sağlık, bence gittiğin yol iyi bir yol

1 Beğeni

Yorumunuz için teşekkür ederim. Doğru yolda olduğumu söylemeniz çok önemli, doğru adımlar attığımı bilmek cesaret verici. Çok daha iyi işler yapacağıma inanıyorum.

Öykümle alakalı birçok cevapsız soru bıraktığım şimdi gözüme çarptı. Kendi ağzımın içinde konuşuyormuş gibi hissettim. Bu tip metinler yazacaksam bu ölçüte dikkat etmem, okuyucuyu mantık çerçevesinde bilgilendirmem gerekiyor.

1 Beğeni

Selam,
Olay örgüsü çok önemsemedim açıkçası. Daha çok ruhsal bir tema bu, düz yazı şiiri gibi. Onu da başarılı buldum.
Ben özgün de buldum, ilk başta daha gerçekçi hayata dair sonra daha sürreal gibiydi.

Bence bir sanat eseri bu. Eğer tam anlamıyla bilinçliyse başarılı. Eğer bir tür ruhsal kusma ise belki biraz daha organize hale getirilebilir. Yani kontrol edersiniz demek istiyorum.

Ben beğendim. Elinize sağlık.

1 Beğeni

Yorumunuz için teşekkür ederim.

Yazdıklarımız, planlı bir yaratımın izlerini taşıdığı gibi bilinçaltımızın ve rüyalarımızın parçalarını da taşımaya meyillidir. Rastgele yazan biri olduğumu söyleyemem lakin yazının başında düşündüklerimizle ortasında düşündüklerimiz bir olmuyor çoğu zaman. Şahsen durumuk böyle. Yine de elimden geldiğince gayret ediyorum. Günün birinde başaracağım.

1 Beğeni