24 Eylül 2018 Fenerbahçe - Beşiktaş Maçı Öncesi Yaşananlar

Tarihinin en başarısız başlangıçlarından birisi ile yeni sezona giriş yapan Fenerbahçe’de ağızları bıçak açmıyordu. Oyuncusundan teknik ekibine, yöneticisinden profesyonel çalışanına kulüpte fırtına öncesi sessizlik havası vardı. Dinamo Zagreb deplasmanında alınan ağır yenilgiden çok, futbolcuların isteksiz ve başıboş halleri rahatsızlık vermişti. Gelinen noktada kimse açık olarak dillendirmese de Beşiktaş maçının teknik direktör Phillip Cocu’nun kader maçı olduğu kapalı kapılar ardında kulaktan kulağa konuşulur olmuştu.

Çiçeği burnunda başkan Ali Koç, Cocu konusunda hata edip etmediğini değerlendirmek üzere yöneticiler ile görüşüyor, futbol direktörü Comolli ile fikir alışverişinde bulunuyordu. Yapılan transferlerin takıma geç katılmış olması ve oyuncuların birlikte oynamaya henüz alışmaması Cocu’nun en büyük sıkıntılarıydı. Bu konuda haklı olduğu herkes tarafından kabul görüyordu. Fakat oyuncuların arzudan ve hırstan uzak görüntüsünün bahanesi yoktu ve gerekli motivasyonu sağlamak Cocu’nun görev tanımında yazıyordu. Kariyeri boyunca en üst seviyede futbol oynayıp türlü sorunla boğuşmuş, PSV ile başladığı antrenörlük hayatında gençlik aşısını başarı ile tutturmuş olan Cocu bu yeni kriz dönemini yönetmekte zorlanıyordu. Türk futbolunun kendi dinamiklerini anlamaya başladığını hissediyordu ama vaktinin daralmakta olduğunun da farkındaydı. Beşiktaş maçının kendisinin kaderini belirleyebileceğini bilecek kadar tecrübe sahibiydi.

Cocu, Beşiktaş maçı öncesi başkan Ali Koç ve Comolli ile yapacağı görüşmeye analizleri, grafikleri ve dosya dosya raporları ile gelmişti. Toplantının gerçekleşeceği salona girdiğinde görüşmeye ilk gelenin kendisi olduğuna şaşırmamıştı. Erken gelmeyi seven, toplantılara hazırlık yapmayı ilke edinmiş birisiydi.

Cocu dosyalarını düzenleyip başkana ve Comolli’ye göstereceği verilerle dolu kağıtları masaya dizdikten sonra duvarda asılı duran saate baktı. Kararlaştırdıkları toplantı saatine bir dakika kalmıştı. Geç mi kalacaklardı acaba? Onu bu düşüncelerden söküp alan kapının önünde işittiği ayak sesleri oldu. Seslerden bir kaç saniye sonra, önce başkan arkasından da Comolli göründü kapıda. Başkan son derece samimi bir şekilde elini sıktı ve sarıldı Cocu’ya. Comolli de aynı samimiyeti gösterdi ve Cocu’nun karşısına, başkanın yanına oturdu. Bir tarafta Cocu, diğer tarafta Ali Koç ve Comolli vardı. Başkanın asistanının kapıyı kapatması ile birlikte toplantı gerçek anlamda başlamıştı.

Cocu her zamanki sakin tavrı ile takımın geldiği noktayı, taktiksel durumu ve Beşiktaş maçı için düşündüğü stratejileri bir bir anlattı. Oyuncuların bireysel durumu üzerinde de durarak hem Ali Koç’a hem de Comolli’ye tüm takıma hakim olduğu havasını vermeyi ihmal etmedi. O konuşurken Ali Koç ve Comolli bir an olsun sözünü kesmediler ve Cocu’nun söyleyeceklerini bitirmesini beklediler. O sözlerini tamamlayıp Beşiktaş maçına galibiyet için çıkacaklarını söylemesinin ardından Ali Koç, Cocu’yu dinlerken masanın üzerinde kenetlediği iki elinin parmaklarını ayırdı ve arkasına yaslandı.

“Sözleriniz bitti mi?” diye sordu başkan.

Cocu başıyla onayladı ve yanıtladı. “Evet hepsi bu kadar. Sizin sormak istediğiniz bir şey varsa, üzerine konuşabiliriz.”

“Söyleyeceklerinizi dinledim. Takımı ve oyuncuları taktiksel anlamda maça nasıl hazırladığınızı anlıyorum. Bu konuda eminim Comolli’nin eklemek isteyecekleri vardır,” diyen Ali Koç sözlerine devam etmeden önce masaya doğru eğildi ve ellerini masanın üzerine koydu. “Lakin benim asıl sormak istediğim oyuncuların motivasyonunuzu nasıl sağlayacağınız. Şu ana kadar oynadığımız hiç bir maçta oyuncuların gözlerinde o ateşi, isteği, arzuyu göremedik. Beşiktaş maçında da bu durum yaşanırsa korkarım ki taraftarın tutumu farklı olacaktır.”

“Bingo!” diye geçirdi içinden o ana kadar söze girmemiş olan Comolli.

Cocu’nun gözleri başkana kenetliydi. Başkan açık ve seçik olarak, “Taktiği falan boşver. Bu oyuncular neden sahada hırslı ve arzulu görünmüyor, forma için savaşmıyor bana onu söyle,” demiş ve Cocu’yu köşeye sıkıştırmıştı.

Cocu’nun buna vereceği yanıt Hollanda futbolu ile Türkiye’de oynana futbolun farkını gösteriyordu. “Her oyuncu maça kendini hazırlamak zorundadır. Benim görevim en hazır oyuncuyu sahaya sürmek ve ondan verim almak.”

“Çarkların doğru şekilde işlediği bir makine gibi,” diye ekledi Comolli.

Ali Koç artık kendini tutamıyordu. “Peki bana şunu söyleyin o zaman; çarkları yağlamazsanız makine nasıl çalışacak?”

Cocu tartışmanın gideceği yeri anlamış ve beklentiyi öğrenmişti. Konuyu daha fazla uzatmadan gereğini yapacağını taahhüt edip, başkanın ve Comolli’nin ellerini sıktıktan sonra toplantı odasını terk etti. Odadan çıkarkenki yüz ifadesinin girerkenki ile aynı olması onun ne kadar “buz adam” bir karakter olduğunu belli eder cinstendi.

Başkan ve Comolli, Cocu toplantı odasından çıktıktan sonra telefonlarına sarıldılar. Aramasını gerçekleştirmeden önce başkan Comolli’ye döndü ve “B ve C planlarının durumu konuştuğumuz gibi mi?” diye sordu.

“Teyit edip size döneceğim,” yanıtını verdi Fenerbahçe’nin sportif direktörü.

Ali Koç için her türlü riski öngörüp ona göre adım atmak içgüdüsel bir davranıştı. “Cocu’nun bu işi kıvırabileceğine hâlâ inanıyorum ama olası bir Beşiktaş mağlubiyeti felaket anlamına gelebilir ve ne kadar istemesek de bizi radikal kararlar almaya itebilir.”

Başını sallayan Comolli başkandan izin isteyip telefon görüşmesini yapmak üzere koridora çıktı. Ali Koç tek başına kaldığı toplantı odasında önce saate ve sonra da parmağıyla gökyüzünü işaret eden Atatürk portresine baktı. Ne yapması gerektğini biliyordu. Karar vermiş olmanın verdiği rahatlama ile kendinden emin adımlarla odadan ayrıldı.

Fenerbahçe Beşiktaş maçının sonucu bir çok gelişmeye gebe görünüyordu.


Not: Hikaye tamamen kurgudur.


Benzer kurgularımı okumak için Ekşisözlük’teki gurlino’nun kısa hikayeleri başlığını takip edebilir ya da www.duslerdengercege.com blog adresime girebilirsiniz.

1 Beğeni