Açgözlü Kurt ile Kuzu


(Kaan Akbulut) #1

Kurgu bir dünyada geçen, kısa ve masalımsı bir hikaye. İyi okumalar.

"Vaktiyle açgözlü bir kurt varmış. Önüne gelen her hayvana saldırır, karnı tok olsa bile öldürür ve hareket edemeyecek kadar şişinceye dek yermiş. Dünyanın dengesine ve nimetlerine olan saygısızlığı diğer hayvanların canını sıksa da diğerlerinin düşünceleri Kurt’un hiç umurunda değilmiş. Tek başına kurduğu sürünün lideriymiş ve hiçbir kurala uymazmış.

Günlerden bir gün, açgözlü Kurt’un yine karnı acıkmış ve kurt avlanmaya çıkmış. Güneş batmak üzereymiş ve etrafı görmek zorlaşmaya başlamış. Kurt, inkar ettiği atalarından süregelen yetenekleri sayesinde görüşle alakalı bir sorun yaşamıyormuş ve ormanda dolanmaya devam etmiş.

Ormanın tam ortasındaki Ulu Çınar’ın dibinde bir kuzu görmüş. Bu Çınar’ın etrafı tüm hayvanlar arasında kutsal sayılırmış ve en aç hayvan bile burada bulunan başka bir hayvanı öldürmezmiş; çünkü denilirmiş ki ‘tüm canlıların ataları burayı gözetir’. Kurt sırıtıp ağır ağır kuzuya doğru yürümeye başlamış.

Kuzu, Kurt’un geldiğini fark edince hiç kaçmaya uğraşmamış. “Beni burada öldürmeyeceksin değil mi?” demiş, “Ne de olsa burası Atalarımızın Evi. Beni burada öldürmezsin herhalde.”

Kurt birkaç adım daha atmış. “Öldürürüm, hem de gözümü kırpmadan,” demiş, “Benim adımı, namımı hiç duymadın mı? Ben meşhur Vahşi’yim!”

Kuzu biraz tereddüt etmiş. “Ya?” demiş sonunda, “Demek sen Vahşi’sin. Şahsen hiç böyle birinin ismini duymadım. Neyin meşhurdur ey Vahşi?”

Kurt, kendini tanımayan biriyle karşılaşınca şaşırmış. Biraz gururla, “Hiçbir hayvan beni sözleriyle alt edemez, yola getiremez,” demiş, “Ben kuralları tanımam ve onları, tıpkı sizin cesetleriniz gibi ezer geçerim!”

İyice kibirlenen Kurt, sonunda Kuzu’nun onu tanıması ümidiyle durmuş ve göz göze gelmişler. Kuzu, “Ya?” demiş, “Kendi atalarının koyduğu, senin doğmana ve büyümene olanak sağlayanların kurallara bile mi uymazsın?”

Kurt sırıtmış, “Tabii,” demiş, “Hiçbir engel beni durduramaz.”

Kuzu, “Binlerce kişi seni izlese bile utanmaz mısın hiç?” demiş, “Yani, her duygudan arınmış bir canavar mısın sen?”

Kurt, “Doğru. Bana benzeyen bırak bir kurdu, bir hayvanı bile bulamazsın,” demiş, “Eşsizim ve doğam bu. Kimse benim yaptığıma karşı gelemez. Gelseydiler şimdi yaşar mıydım?”

Kuzu, “Doğru,” demiş, “Yaşamazdın. Seni duydum galiba ben bir yerlerden.”

Kurt, “Ya?” demiş, “Nerelerden, kimlerden duydun?”

Kuzu, “Çiftçi Hergel’in hayvanlarını öldüren?” demiş ve Kurt cümleyi yarıda bölmüş. “Bendim.”

“Bir kuzunun postuna bürünüp onlardanmış gibi gözüken, sonra da tüm bir sürüyü öldüren?”

“Bendim.”

“Peki ya yemeğini paylaşmasını istedikleri için koskoca bir kurt sürüsünü sırtlanlara yem eden?”

Kurt hafifçe başını eğmiş. “O da bendim.”

“Peki ya-“

“Yeter!” diye bölmüş Kurt. Öfkelendiği gözlerinden belliymiş. “Amma konuştun. Aptal olduğumu mu sandın ha? Bu sadece vakit kazanmak için yapılan boş bir konuşma!”

Kuzu, “Hepsi doğru,” demiş, “Biri hariç.”

“Ne diyorsun be?” Kurt birkaç hızlı adım atmış.

“Aptal olduğunu asla sanmadım. Aptal olduğunu zaten biliyordum.”

Kuzu arkasını dönüp ağır ağır yürümeye başladığında Kurt, etrafına bakmış. Ağaç yapraklarının arasındaki binlerce gözün ışıltısı, geceyi daha korkunç hale getiriyormuş. Gözlerin kaynakları, birer birer yaprakların arasından çıkmış. Vahşi, bunların her birini tanıyormuş; öldürdüğü sürülerden geri kalan kurtlarmış bunlar. Kuzu arkasını dönmüş; suratının altından gözüken kurt dişlerinden bir damla salya akmış. “Bizde bir kural vardır Vahşi. Hiçbir kurt kendi kanından birini öldürmez. Ama, doğamız gereği, doğan gereği, bugün için kuralları çiğnemek zorundayız.”

Bu hikaye, eski zamanların meşhur tarihçi ve ozanlarından biri olan Odavi tarafından yazılmıştır. Yazıldığı zamanlarda Orkos Krallığı olarak geçen krallığın yöneticisi Kral Lerival acımasız bir adamdır. Sırf kendi çıkarları için ve toprak büyütüp daha fazla para kazanmak için, kendi insanlarını kandırarak onları ölüme sürüklemiştir. Her türlü pis işte bulunmuş ve kendisini suçlayan kimseleri gözünü bile kırpmadan öldürmüştür. Tüm zamanını ağaç evinde geçiren Odavi, bunun başka bir yolu olmadığını görüp bu hikaye üzerinde çalışmaya başlamıştır. Hikaye, birkaç ay içinde tüm krallıkta yayılmış ve baskı yüzünden sesini çıkaramayan insanlar, hikayedeki metaforu çözerek Kral tarafından uygulanan zorbalığa bir karşı vermeleri gerektiğini anlamışlardır. Sonuç olarak insanlar isyan etmiş, gecenin bir vakti saraya saldırmış ve tüm yandaşlarıyla beraber kralı yakalamışlardır. Tüm sarayda bir arınma gerçekleştirerek yönetimi devir almışlardır. Bu olay, tarihte Kuzunun İntikamı olarak bilinir.