Adanmış Esaret, Özgür Zürafa ve Ölüm

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/adanmis-esaret-ozgur-zurafa-ve-olum/



Düşümde Karana’dayım. Hayvanat bahçesinde. Yüksek ağlarla kuşatılmış bir alanda koştururken görüyorum onu ilkin. Merakla yanaşıyorum. Beni görünce hemen yanıma geliyor. Alışkın olmalı. İri cüssesine oranla epey ufak başını uzatıyor uysallıkla. Minik kulakları, bir taç gibi mağrurca taşıdığı zarif boynuzları, uzun kirpikli, dostça bakan gözleriyle korkutucu değil. “Hadisene Taresi, besle onu!” diyor babam. Gururla pırıldayan yeşil… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Sitare, hayal gücüne sağlık. Kurgun, meselen, kelimeleri seçişin. Bence çok güzel bir öykü olmuş. Daha kompakt bir isim ve daha az isimsel ayrıntı istedi gözüm ama bunlar öykünün bütününe etki edecek şeyler değil. Emeğin dert görmesin.

Teşekkürler Hande, beğendiğine sevindim. Aslında öyküdeki her ismin bir anlamı var.
Taresi Sitare. Toluyan kardeşim Tolunay. Kanara Ankara, ÇOA , Atatürk Orman Çiftliği gibi. (Hita ile Gula bana kalsın:) Geçmişimle paralel kurguladım hikayeyi. Bu yüzden biraz isimler detaylı oldu. Selam ve sevgiler.

1 Beğeni

Keyifle okudum öykünüzü, kaleminize sağlık.

Merhaba; Ankara, İstanbul ve Korona’yı çözdüm de diğerlerini anlayamadım:) Kaleminize sağlık güzel bir öykü özellikle ortasına kadar çok ilginçti. Hafızanın yerine gelmesini ve düğümün çözülmesini biraz daha zorlayabilirdiniz sanki. Toluyan’ın hayal olmasını beklemiyordum. Kaleminize sağlık:)

Teşekkürler sevgiler

Merhaba Taresi Sitare yani benim,
Toluyan, Tolunay kız kardeşim:)
Çao aslında Aoç yani Atatürk Orman Çiftliği: çok eğlendim yazarken ,
yorum ve eleştiriniz için çok teşekkürler sevgiler