Ahenk ve Bengi Dönüş


(Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/ahenk-ve-bengi/



İlk duyduğu şey su şıpırtıları ve fare iniltileri olmuştu. Sonra kendi ayak seslerinin bastığı taş zeminde ve paslı metal merdivenlerde yankılanması duyuldu. Bristol-Myers Squibb’in kullanılmayan lablarından biri. Sarı variller, üzerleri poliüretan kaplı bir plastikle örtülü, Bristol-Myers damgalı konteynerlar ve lastikleri inmiş eski model bir Taurus. “Sarı variller,” diye mırıldandı. “Sarı variller. Sarı variller. Nereden?” Kızı… (DEVAMI…)


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #2

Hayatımda okuduğum en güzel öykülerden birisiydi bu. O kadar harika ve o kadar harikaydı ki hakkında hangi övgüleri dizeceğimi bilemiyorum.

Kullandığın argolar, jargonlar, mevzular… Anlatımdaki ‘’tam dozunda’’ sanatsal dokunuşlar, muhteşem kurgu ve ‘’yanardağ’’ ile kurduğun eşsiz bağlam…Hayran kaldım. Öyle sarsıldım ki kıskanamadım bile. Doğrudan hayranlığa daldım. Soluksuz okudum.

Bazı eserler vardır, içeriğindeki ‘’nakarat’’lar kulaklarında çınlar ve o özel anlarda yardımına koşarlar. Şu sözlerin o çınlamayı bende yaratacaklar. Resmen öykünün anlamının da ötesine geçmiş ve kendisiyle birlikte tüm öyküyü çekiştirmiş:

‘’“Durdurulamayan bir güç ile taşınmaz bir obje karşılaşınca olan bu,” dedi. “Ahenk. Ve sanırım bunu sonsuza kadar yapmak bizim kaderimizde var. Bengi dönüş. Anlıyor musun?”’’

Tek bir ‘’olmasaydı iyi olurdu’’m var. Seçki, site yapısı gereği, paragraf başları bırakılamayan ve haliyle paragraflar arasına çift boşluk eklenen bir formda. Ekstra boşluklu paragraf yazımları da öykülerde kullanılınca okunması ıccık, minicik zor olabiliyor. Bu durum senin öykünle değil, siteyle alakalı. Yoksa, çift enterli sekans geçişlerine bayılırım.

TEBRİK EDERİM!


(Kasvet Ulu) #3

Vay canına!
Ne kadar güzel bir yorum! Kimse neden bir şey yazmıyor diye kaygılanırken bu yorum beni ziyadesiyle mutlu etti. Çok teşekkür ederim. Bir öykümün bu kadar beğenilmesi beni çok motive etti.

Bahsettiğiniz kısma gelirsek, galiba burada bir açıklama yapmam gerekecek. Öykünün genelinden anlamışsınızdır, Attilâ’nın sinemaya karşı bir ilgisi var. Papillon’a gitmeden önce de Joker gibi giyindiğini görüyoruz ve evinde bu bahsettiğiniz kısmı tekrar ediyor. Aslında o cümleler The Dark Knight filminde Joker ile Batman’in son sahnelerindeki konuşmadan bir alıntı. Zaten Attilâ orada o cümleleri söylerken aynanın karşısında o sahneyi tekrar canlandırıyor. Filmin o bölümünden bir alıntı mı ya da bir gönderme mi artık orayı size bırakıyorum. Ama bunu belirtmek istedim.

Şu paragraf olayını ben de fark ediyorum ama benim yazım tarzım maalesef bu şekilde. Okunuşu kolaylaştırması ve geçişlerin anlaşılması adına paragrafların ilk harflerini bold yaptım. Ama ancak bu şekilde oluyor. Bu tarzı değiştirmeyi pek düşünmüyorum.

Son olarak çok çok teşekkür ederim. Böyle yorumlar insanı gaza getiriyor. Görüşmek üzere, tekrar teşekkürler.


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #4

Yorum gelmemesi veya az gelmesi, tık sayısının az olması gibi durumlar seçkinin ilk günlerinde de vardı. Genelde çok uzun öyküler okuyucu bulamıyor çünkü insanlar okudukları şeyin onları tatmin edip etmeyeceğini bilemiyor. On beş dakikanı verdikten sonra ‘’bu neydi şimdi?’’ diyerek ekranı kapatmak pek de hoş bir tecrübe değil. Üstelik, Rıhtım’ın genel ‘’yazarlığı geliştirme’’ işlevi sayesinde çoğu yazar yeni şeyler deniyor. Haliyle, bunların bir kısmı öyküleri biraz daha kötü hallere soktuğu için de tatminsiz ekran kapatma sayıları artabiliyor.

Senin öykün de, bence, uzun olduğu için başka yorum almadı ve tık sayısı bu kadar azaldı. Yorum almadıkça da forum sıralamasında geriye düşmeye ve gömülmeye başladı.
İnsanlara tüm iyi niyetinle ve karşılıksız sunduğun şeyin değer görmemesi çok kalp kırıcıdır. Bunu bildiğim için bu son günlerde ‘’yorum almamışlar’’a bakmaya başladım. Senin öyküne de öyle denk geldim ve çok memnunum.

Bu arada, benim öyküm de tek bir yorum aldı. Onu da seçkinin çok önceki zamanlarından tanıdığım ve muhtemelen beni tanıdığı için öyküme güvenle bakınan birisi yapmıştı. :slight_smile:
Benim öyküm de uzun birhayli. Diğer ‘’yorumsuzlar’’ın hatırı sayılır bir miktarı da o şekilde.
Gelecek sefere daha kısa bir şeyler yazmay düşünüyorum sırf bu mevzudan dolayı.


(Murat Barış Sarı) #5

Öyküyü çok beğendim.
Geçen ayki öykü de çok güzeldi.
Diyaloglar özellikle başarılı.
Yorum ve tıklanma sayılarında metnin uzunluğunun, seçkideki arkadaşlıkların, bazen de karşılıklı yorumlaşmaların etkisi oluyor.
Size bir fikrimi beyan edeyim. Bu bir tavsiye ya da challenge değil. Sadece sizin de bu konudaki fikrinizi merak ettiğimden yazıyorum.
Belli ki kara mizah ve yeraltı edebiyatı tarzında iyi hatta çok iyi işler çıkartabiliyorsunuz. Farklı bir tür denemeyi planlıyor musunuz? Yoksa “Bunu seviyorum böyle devam edeyim” mi diyorsunuz.


(Kasvet Ulu) #6

Merhaba. Beğenmenize sevindim. Aslında yorum konusundaki endişem ‘acaba yanlış mı anlaşıldım’ üzerindeydi. Çok ilginçtir günlük hayatımda çok kullanamamama rağmen yazdıklarımda fazlaca küfür kullanıyorum. Buradaki yumuşak, samimî ortamı bozdum mu diye sorun ettim. Onun dışında bir sıkıntım yoktu, az çok kestirebiliyordum.

Aslında bu ay seçkiye yazdığım ikinci öykü bu. Bir süredir üzerinde düşündüğüm bir bilim kurgu öyküsünü de kaleme aldım. Biraz fazla uzun ve fazla kapsamlı oldu ve yanardağ temasını pek kullanamadım. Onu bildiğim şekilde yazdım. Sonra aklıma bengi dönüş olayı geldi. Kaos ve düzen. Benim asıl alanım bilim kurgu ama bilim kurgu bence öyküde zor oluyor. Aynı şekilde fantazi de öyle. O yüzden burada biraz yeraltı deniyorum. Güncel şeyleri yazmaya gayret ediyorum. Sorunuzun cevabına gelince ben her konuda her türde yazabiliyorum, hiçbir sınırım yok. Biomda yazdığım gibi; hastayım ve bağlarımı kopardım. Hiç tahmin edemeyeceğiniz şeyler hakkında da yazmışlığım var. :slight_smile: Teşekkür ederim.


(Dağhan) #7

Merhaba Kasvet Ulu.
Şimdi öyküyü tamamladım. Geçen ay ki öykünüzü de çok beğenmiş, özellikle de diyaloglara hayran kalmıştım. Bu öykü için ise tek bir şey diyebilirim: fazla iyi. Diyaloglar, kurguda ki geçişler, hepsi çok sağlamdı. Hatta öykünün bu denli uzun olduğunu görünce, biraz tırsmıştım; en iyisi sonra okuyayım dedim- demesine ama bir oturuşta da bitirdim. (Öykünün uzunluğu başta korkutsa da, iyi bir metin görünce insan okumadan da duramıyor. En azından tam benlik bir hikayeydi. Dili de iyi olunca, aktı gitti.)
Argo kullanımı vs bence çok yerinde. Gerçek karakterler olduğunu hissediyorsun. Rahatsız edici hikayeler yazan yazarları seviyorum. Dilediğince rahatsız et :))

Bir sonraki öykün için sabırsızlanıyorum. Bol bol yaz Kasvet Bey.


(gaye çelik) #8

Merhaba @ulu.kasvet
Öncelikle kaleminizin gerçekten iyi olduğunu ve çok beğendiğimi söyleyebilirim.
Sadece biraz uzun olduğu ve zaman bulamadığım için, ancak üçüncü tıklayışımda öykünüzü tamamlama fırsatı buldum.
Küfürler beni hiç rahatsız etmiyor, gayet güzel serpiştirmişsiniz.
Beni bir tek rahatsız eden şey var, o da öykülerinizde çeviri tadı almış olmam. Yerli bir yazarı okuyor gibi hissetmiyorum. Bu iyi mi kötü mü tartışılır elbette.
Ama bildiğim bir şey var, yolunuz çok açık. İlhamınızla ve öykülerinizde kalın, görüşmek üzere🙌


(Kasvet Ulu) #9

Merhaba. Çok teşekkür ederim. Yani daha kısa yazmaya gayret edeceğim derdim ama kendimi o şekilde kısıtlamak istemiyorum. Rahatsız etmeyi seviyorum ama uyarıyorum. Daha bir şey görmediniz. :sweat_smile: Bunlar daha iyi günlerim.


(Kasvet Ulu) #10

Merhaba. Çok teşekkür ederim. Argonun rahatsız etmemesi içimi rahatlattı. Öykülerimde çeviri tadı almış olmanıza çok üzüldüm. Acemi yazarların çokça yaptığı bir hatadır bu ama ben bu konuyu geride bıraktığımı düşünüyordum. Galiba şöyle kalıplar size bunu düşündürttü:

Aslında bunlar benim günlük hayatta kullandığım kalıplar. O yüzden çok sıkıntı etmiyordum. Bu konuya özen göstereceğim. Benim en dert ettiğim şeydir çeviri gibi yazmak. Çünkü yeni yazarların en büyük sorunu bu. Tekrar teşekkürler.


(gaye çelik) #11

Evet kesinlikle bu kısımlarda hissettim bunu. Hem çok profesyonel duruyor hem de yabancı yazar havası veriyor. Bence üzüleceğiniz kadar büyük bir ayrıntı değil. Sadece bilginiz olsun diye söyledim.
Ayrıca eklemeyi unuttuğum bir şeyi de hemen buraya bırakayım, öykünüz birçok şey öğretti bana. Bilmediğim birçok detay kattı. Bence bu çok daha güzel. Öğrenmeden okumayı sevmem çünkü.
Görüşürüz diğer seçkilerde😊


(Murat Barış Sarı) #12

:grin: Pekala.
Gelecek seckilerde gorusmek dilegiyle o zaman.