Konusu geçmişken, şöyle çok güzel bir radyo tiyatrosu var Sultanı Öldürmek kitabının:
https://soundcloud.com/search?q=Radyo%20Tiyatrosu%20-%20Sultanı%20Öldürmek
Konusu geçmişken, şöyle çok güzel bir radyo tiyatrosu var Sultanı Öldürmek kitabının:
https://soundcloud.com/search?q=Radyo%20Tiyatrosu%20-%20Sultanı%20Öldürmek
40-50 yıl sonra bu kitap okunuyor ve basılıyor olursa yayına hazırlayanlar, editör “burada bahsedilen bakan şu” gibisinden bir şeyler der mi?
Devir değişir de o bakan layığını bulursa belki gerek kalmaz. Farz-ı muhal tabii, sonuçta kurgu bunlar. ![]()
… belki eskiden de berbat bir yerdi dünya, belki eskiden de bu kadar bencil, bu kadar kadar aptal, bu kadar cahildi insanlar ama bu kadar cüretkár değillerdi. İnanmasalar bile bilgiye kıymet veriyorlardı, vicdanlı olmanın öneminden bahsediyorlardı, merhametli olmak gerekir diyorlardı. Haklı olmanın, adil olmanın, fedakâr olmanın bir anlamı, bir değeri vardı. Oysa şimdi insanlık barbarlık dönemine geri dönmüştü. En kıymetli şey güç güce sahip olmaktı. İster zenginlikle, ister siyasetle, ister dinle, ister futbolla, ister çalarak, ister uyuşturucu satarak, isterse öldürerek elde edilmiş olsun hiç fark etmez, güce sahipsen bütün kapılar açılıyordu. Üstelik kimse de sana bu saltanatı, bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettin diye sormuyordu. Çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı. Cehalet bütün kötülüklerin temeliydi. Ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, zalimlik aklınıza ne gelirse cehaletin üzerinde yükseliyordu. Eskiden cahillik utanılacak bir şeyken, şimdi halkın otantik bir kimliğiymiş gibi sunuluyordu. Bilgili olmak adeta bir suça dönüştürülmüştü, cahillik ise artık milli kimliğimiz olarak alkışlanıyordu. Bu da hayatı öldürüyordu işte. Yaşamanın manasını elimizden alıyordu. Toplumun, ailenin, arkadaşlığın, aşkın, sevginin, hepsinin içini boşaltıyordu. Alıştığımız dünya, alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından. İşin kötüsü herkes, hepimiz şikâyetçi olmamıza rağmen elimizden hiçbir şey gelmiyordu.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı - S186
Sokrates’in bir lafı vardır. Şöyle der; ‘‘Sadece bir iyi vardır: Bilgi. Sadece bir kötü vardır: Cehalet.’’
Neyse ki kitap gerçekleri değil hayal ürünü bir ülkeyi anlatıyor ![]()
Sanki kurgu evet ama her akşam TV’lerde gördüğüm ahlak, erdem vs diye gürleyen bir avukat var. Bazen mafyanın avukatı bazen deprem de yıkılan ve binlerce insanın ölümüne neden olan binaları yapanların avukatı olarak görüyorum. Kurguda da böyle biri var, bu gerçek biri sanki. ![]()
Kitabı bende alacağım da İBB beni bu ay fazla zorladı
Ben Nevzat kitaplarının hepsini okumadım, bir sıkıntı olur mu hocam?
Önceki kitaplarda da ufak tefek göndermeler hep oluyordu, bunda da biraz var. Hatta Müştak Serhazin ile doğrudan Başkomser Nevzat romanı olmayan Sultanı Öldürmek kitabı için de gönderme yapılmış. O kitap da Nevzat soruşturmaya dahil oluyordu.
Geçmiş kitaplar okunmadığı için anlaşılmayacak bir durum şu ana kadar okuduğum sayfalarda görmedim.
Bakalım bu kez her kitapta şöyle bir değinilen ve Nevzat’ın karısı ile kızının ölümüne neden olayın düğümü de çözülecek diye bekliyoruz. ![]()
Beyoğlu’nun En Güzel Abisi kitabında geçen hikayeden bahsediyor. 2013’de çıkmıştı o kitap, soruşturma esnasında Nevzat’a birisi nerede olduğunu kanıtlamak için 31 Aralık 2013 tarihli bir davetiye göstermişti.
“Geçen yıl” olmuştu diyor. Bu durumda Yırtıcı Kuşlar Zamanı hikayesi 2014 bahar aylarında geçiyor diyebiliriz.
Ahmet Ümit, Nevzat daha fazla yaşlanmasın diye bir sene koymuş araya
ama şöyle bir sıkıntı var. Güncel olaylara yapılan göndermeler ile çelişiyor bu durum.
Sıcağı sıcagına yazıyorum
ama Yırtıcı Kuşlar Zamanı okuduğum en tempolu Başkomser Nevzat hikayesiydi gibi geliyor şu an bana.
En başından bu yana hep bir gizem olarak kalan, Nevzat’ın karısı ve kızının ölümü ile ilgili düğüm de çözülmüş oldu.
Yukarıda olan bir yorumumda yazmıştım, daha yakın yılların son 2-3 senenin güncel olaylarına göndermeler var ama Nevzat bu kitap da hikayeden anladığım kadarıyla 2014 - 2015 yılında. Belki Ahmet Ümit, Nevzat 10 yıl daha yaşlanmasın diye bunu yaptı belki gönderme yaptığı olaylardan bir dava açılmasın diye daha geçmiş bir zaman için bunu yaptı, bilemiyorum ama benim için şu an hem Başkomser Nevzat’ın hayatından büyük bir düğümün çözülmesi hem de hikayesi ve temposu ile 10 üzerinden 10 puan aldı kitap benden.
Harika. Storytel e gelmesini bekliyorum heyecanla. ![]()
Kasımda Ankara’ya geliyormuş. Geldiğinde gidip soralım beraber. ![]()
Beni davet etmiyor musunuz ![]()
Kasım ayında Dikmen Kızılay arası yol açık oluyor mu? Otobüs dolmuş çalışmaz, Melih gelemez diye düşünmüştür @isos81 ![]()
Sizler giderseniz yürüyerek de olsa gelirim ben, sıkıntı değil ![]()
Beraber dedim ya, hep beraber işte. ![]()
Sen Batıkent’te değil miydin ya, metroyla gelirsin diye düşünmüştüm. Ankara’da kışlar eskisi gibi değil. Mevsimler de öyle. Kasım’da daha karlar başlamamış olur, yollarda da sorun olmaz. ![]()
@alper gideriz derseniz ben varım.