Ailemizin En Büyük Sırrı


(Nurgök Özkale) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/ailemizin-en-buyuk-sirri/



Annem, gözlerini gözlerime dikip; “Teyzen aradı” diyor. Kapının önünde kalakalıyorum. Teyzem mi; o da kim? Haaa, şu kendimi bildim bileli annemle arası açık olan, anlatılanlara göre, halimizin vakti-mizin yerinde oluşunu bir türlü çekemeyen, anneannemin evinde, bayramdan bayrama; o da denk gelirsek karşılaştığımız kadın mı? O mu aramış? Hayra alamet değil bu. Annem, sezgimi doğrular gibi,… (DEVAMI…)


(Kasvet Ulu) #2

:clap::clap::clap:

Son zamanlarda okuduğum en iyi öykülerden biriydi. Kalemine sağlık. Duygu yüklü ve sürükleyiciydi. Sonunu içten içe tahmin ediyordum, yanılmadım ama yine de resmen bir sonraki cümleyi kovaladım. Çok meraklandırdı. Tebrik ederim.

Tek bir yerde okuyuşum sekteye uğradı. Bu öykünün ikinci baskısı olursa bu kısmı koyup koymama konusunda bir kez daha düşün derim.

Spoiler

Görüşmek üzere. :+1: :blush:


(Nurgök Özkale) #3

@ulu.kasvet
Çok teşekkür ederim. :pray::pray:
Önerini dikkate aldım.
Görüşmek üzere. :raising_hand_woman:


(Cankut Değerli) #4

Merhabalar.
Oldukça duygusal bir öykü olmuş, ellerinize sağlık.
En başta işlerin nereye gideceği belli olmasa da bir noktadan sonra tahmin ettiğim şey gerçekleşti.
Aslında son dönemde televizyon dizilerinde falan da işlenen bir konu sanırım bu ama siz de oldukça başarılı işlemişsiniz, tekrar ellerinize sağlık diyorum.


(Nurgök Özkale) #5

@cankutpotter
Merhaba,
Zaman ayırıp öyküyü okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Duygularımızı paylaştığımıza sevindim.

Televizyon izlemediğim için diziler hakkında hiçbir fikrim yok. Bu nedenle bir görüş belirtemeyeceğim.

Günlük çalışma programının içinde çeşitli yazma alıştırmaları yapıyorum.
Öykü Seçkisi için Sağır Sultan temalı bu öyküyü yazarken Mürsel Çavuş’un Yaratıcı Yazarlık Defterindeki bir alıştırmadan yola çıktım.

Kişisel olarak, alıştırmalar üzerinde çalıştıkça, daha önce farkında olmadığım bir çok malzemenin açığa çıktığını gözlemledim.
Yazma becerilerinin alıştırma yaptıkça gelişeceğini tecrübelerimle görüyorum.
Daha yapacak çok şey var. :blush:

Yeri gelmişken, kitabı ( alıştırma defterini) yazma ile ilgilenen herkese tavsiye ederim.

Bilenler vardır mutlaka ama değinmekte fayda görüyorum.

Bu vesileyle, yazma alıştırmaları yapmak isteyenlere, ayrıca,
Celil Öker’in Genç Yazarlar İçin Hikâye Anlatıcılığı Kılavuzu’nu,
Sevinç Sayan Özer’in Çağdaş Kısa Öykü Sanatı ve Politikaları ile
Danell Jones’un Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri’ni ve
Stephen King’in Yazma Sanatı kitaplarını da hararetle öneririm.

Yazmak için çalışıp didinen herkese kolaylıklar diliyorum. :blush:
Sevgiler.


(gayekskn) #6

Merhabalar @Lightsky
Kaleminizin oldukça sakin, iyi ve etkileyici olduğunu söylemeliyim. Öykünüzü çok beğendim. Ama ben en başlarda sonucun bu olduğunu anladım. Bu kötü bir şey değil elbette. Sadece sezmesem vuruş daha kuvvetli olabilirdi.
Bir de kabus bölümleri muazzamdı. Biraz daha okumak, üçe parçalanmış halinde biraz daha kalmak isterdim.
Sonuç olarak, genel anlamda oldukça iyi bir anlatım ve öyküydü.
Elinize sağlık. Kaleminiz daim olsun. :blush:


(Nurgök Özkale) #7

@gayekcelik
Merhaba Gaye,
Güzel sözleriniz ve katkınız için çok teşekkür ederim.
Kâbus sahnelerini detaylandırabilir miydim, detaylandırsam ne olurdu?
Doğrusu, üzerinde düşünmeye değer.
Öykü biraz demlensin. Diğer taslaklarda değerlendireceğim.

Öyküyü kurgularken, Cemal’in biyolojik ailesinin okuyucu açısından sürpriz olmasını amaçlamadım.
Okuyucu bu gerçeği baştan sezsin, bilsin istedim.
Biyolojik ailesi ve kardeşlerinin kimler olduğunu ararken, Cemal’in aslında bilmediği, asıl farkında olmadığı, (Sağır Sultan’ın bile anladığı) "öteki"nin gerçekliğiydi.
Sürprizi Cemal’in bu gerçekliğe çarpması olarak kurgulamak istemiştim.
Diğer taslaklarda bu konu üzerinde de, daha netleşmesi için, çalışacağım.
Ne güzel oldu. Öykü üzerinde birlikte düşündük.
Çok teşekkür ederim. :pray::pray:
İyi çalışmalar, kolaylıklar dilerim.
İlham verenleriniz çok olsun.
Sevgiler :blush:


(Merve Aydın) #8

Merhaba. Çok sakin, sade fakat aynı zamanda vurucu bir öyküydü. Böyle bir sakinlikle böyle vurucu bir konuyu anlatabilmek büyük başarı. 40 yaşında 2 çocuk babası birinin evlatlık olduğunu öğrendiği an girdiği çocuk psikolojisini yansıtışınız, devlet memuru ile olan sinir harbi de okuyucuya çok iyi geçmiş diye düşünüyorum. Kaleminizi yapı olarak Hasan Ali Toptaş’a benzettim. Gerek konunun geçtiği coğrafya olarak gerek vurgu olarak yer yer hissettim bunu. Öykünün sonlarına doğru ondan kaçan iki kuzeninin kahramanın kardeşi çıkma ihtimali aklıma düşüverdi. Bu açıdan şaşırtıcı bir son olmadı benim açımdan. Bir de bazı kelimeleri tire ile ayırmanızın özel bir sebebi var mı? Belki bilmediğim bir yöntemdir ve bir özelliği vardır. Gerçekten bunu merak ettim. :slight_smile:

Kaleminiz ilhamınız daim olsun. Görüşmek üzere.


(Nurgök Özkale) #9

Merhaba Merve, @merveriii
Yorumunuz, güzel sözleriniz ve katkınız için çok teşekkür ederim.
Okuyucunun kahramanın biyolojik kardeşlerini sezmesini özellikle istemiştim.
Bazı kelimelerin arasındaki işaretler, gönderdiğim metinde, sayfaların sağ tarafına denk gelen kesme işaretleri. Gözden kaçmış. :slightly_smiling_face:
Sizin de kaleminiz ilhamınız daim olsun. Görüşmek üzere.
Sevgiler.


(Müge) #10

Merhaba. Elinize sağlık. Güzel bir öykü kaleme almışsınız.

Ancak affınıza sığınarak, diğer öykülerinizin güçlülüğü bu öykünüze nazaran çok daha ağır basmış.
Belki de diğerlerini okuduğum için, sizden ve kaleminizden beklentim yüksek :slight_smile: Başarılı kurgularınız, anlatımınız ve tasvirleriniz var ama nedense bu öykünüzde benim için havada kalan bir takım yerler oldu. Bunlar tamamen bir okuyucu olarak kişisel gözlemlerim ve yanılıyor da olabilirim.

Çevremde bu anlattığınız olayı bizzat yaşayan iki aile var. Bir aile veren taraftan, diğer aile ise verilen çocuk konumunda. Aileler söz konusu olduğunda - hele ki anladığım kadarıyla sizin öyküde ele aldığınız birbirine yakın bir aile - 40 yıl bir sırrı tutmak kolay değil. Sağır sultanın duyduğu bu sır bir şekilde karakterinizden uzak kalmış. Böylece temaya uygunluğunu aktarmışsınız.

Dedenin, bu sırrı ölüm döşeğindeyken aktardığı bölüm, sırrın büyüklüğüne nazaran hafif kalmış. Oradaki tepkiler, annenin hemen kabullenip “ah yapma baba ne olur” demesi, bu sahneyi gözümde biraz gerçekçilikten uzak kıldı.

Daha sonra karakteriniz, şüphesi yüzünden kabuslar gördüğü, oldukça daraldığı bu gerçeği, bir kez olsun anneye ya da aileye sormuyor, onlardan öğrenmeye çalışmıyor. Elbette bu yazarın tercihi ama eğer ailesine sormayacaksa en azından metin bize bunun nedenini verebilirdi.

Ülkemizdeki sosyal destek uzmanları nasıl bilmiyorum ya da gerçekten bu şekilde gidip öğreniliyor mu ama sizin yarattığınız karakter önce sanki umursamaz başlıyor daha sonra “çıkın dolaşın hava alın şımartın kendinizi” gibi çok kişisel bir tavsiye veriyor. Burada benim karakter konusunda kafam karışıyor. Biraz Amerikanvari biraz yurdum memuru karışımı.

Yine bana ilginç gelen başvurusuna aldığı cevapta biyolojik ailesinin kendisiyle görüşmeyi kabul ettiği yazıyor. Ama - bizim tipik Türk aile yapımızda - bu gibi “sırlar” başkalarının önünde değil, kendi içimizde söylenip kapatılır. Yani acaba o gelen kağıttan sonra, bu iş sosyal destek uzmanı, psikolog karşısında değil de kendi içlerinde mi çözülseydi diye düşünüyorum.

Öykünüzdeki koku kısımları, çevre tasvirleriniz en beğendiğim yerler oldu.

Kaleminize sağlık, dediğim gibi sadece düşüncelerimi aktarmak istedim.

Görüşmek dileğiyle


(Nurgök Özkale) #11

@Muge_Kocak
Merhaba Müge,
Düşüncelerinizi aktardığınız için çok memnun oldum. Çok teşekkür ederim. :pray::pray:
Ne iyi ettiniz.
Değerlendirmeniz, bir okuyucu ve yazar olarak gözlemleriniz benim için çok kıymetli.
Diğer taslaklarda dikkat çektiğiniz konular üzerinde düşünecek ve telafi etmeye çalışacağım.:slightly_smiling_face:
Görüşmek üzere,
Sevgiler.