Atropos

Gecenin en karanlık saatleri bunlar
Ruh, çıplak toprağa uzanmış
Ölüm Perisi, baykuş donuna bürünmüş haberci
Çığlıkları derimin üstünde geziniyor
Yosunlar ağaçlardan sulara köprü olmuş
Bin örümcek ağı bir duvak eder;
Bin örümcek adımında bir ölüm
Korkak tavşanların ayak sesleri
Çakalların iniltileri
Sarmaşıklarla kamufle olmuş şeytan
Arş-ı Âlâ’dan yeryüzüne uzanan bir çizgi gözleri;
Kibir ve aşktan bir yol
-Ama aşktan-
Gecenin içindeki sis yıldızların hüznü,
Karanlığın öfkesi
Sarınır bedenime tül bir perde
Ciğerlerime çöken ağırlık
Sağ yanıma gelen ürperti
Her nefesimde içimden bin parça,
Bir ölüm
Sana tutunmak diken tutmak, Atropos;
Bir muammasın sen merhamet ve zulmet çizgisinde dolanan
Mecburiyet’in kızı,
Gecenin ve Karanlığın dölü
Dudakların bir kadeh Lethe,
Çiriş otunu süs takmışsın saçına,
Ruhumu beslersin
O ki kötülüğün çiçeği
Huzur yığar bakışlarıma
Ne de güzelsin sen Aisa
Bir kapısın özgürlüğüme uzanan,
Kaos’a uzanan
Korkuyor sana uzanmaya bedenim
Ruhum can atıyor kavuşmaya
Kardeşlerin yolumu açmış
Sırtlarında her renkten yaşam
Bana sundukları sensin
Bu ne cömertlik!

Ben gelemiyorum sana Aisa
Sen gel bana
Bırak arda kalan kalsın
Bırak gülen gülsün, ağlayan ağlasın
Bırak yıldızlar kaysın çocuk düşlerine
Anneler kendilerine dua etsinler artık
Bırak sokaklarından genç kızlar geçsin
Gülüşleri Ay’ı utandıran
Bırak sana uzanayım
Ellerim kavuşsun çelikten ellerine
Kan revan içinde kalsın şu orman
Zalim tanrıça
Merhametli ana
Katı sevgili
Annenden almışsın gözlerini.

2 Beğeni

Anlatım hoş olmuş. Kelimeler ürkek durmuyor. Hepsi yerini biliyor. Kalemine sağlık.

1 Beğeni

Teşekkür ederim yorumunuz için.

1 Beğeni