Ave Sokağı Yanardağı


(Elif ) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/ave-sokagi-yanardagi/



Bu akşam hayattan turuncu bir şey istiyorum. Belki bağcıkları elimi acıtmayan yeni bir ayakkabı. Bunun için annemin yedi zengine daha hiçbir anlam ifade etmeyen resimleri yok pahasına satması gerek. Beyaz zeminin üzerine üç tane daire boyayınca mest oluyorlar. Bunu yapmasını istemiyorum. Öyleyse ucuz bir oyuncak da olur. Fikir içimde doğduğu an karın boşluğum tarafından reddediliyor.… (DEVAMI…)


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #2

Çok naif bir öyküydü. Başlarken böyle bir şeyle karşılaşacağımı düşünmemiştim. Daha ‘’klasik’’ bir şeyler beklemiştim. Beklediğimi bulamadığım için memnunum.
Tuhaflığa çok güzel bir kişilik geçirmişsin. Onu bir çocuk yapmışsın. Benzer tuhaflıkta (veya, ‘’daha da tuhaf’’lıkta) işlenmiş öykülerde yaşadığım anlayamama sorunundan eser yoktu. Sanırım bunun sebebi hem güzel yazılmış olması, hem de hepimizin bir zamanlar (ve umarım hala) çocuk olması.

Tabletten yazdığım için alıntı yapamayacağım ama öykünün başlarında bir yerde, annenin hareketlerini aktarırken şimdiki zaman yerine -di’li geçmiş zaman kullanmışsın. Bilemiyorum bilerek mi yaptın ama ban öyle gelmedi nedense.
Bunun dışında, bence, öykü kusursuzdu.
Tebrik ederim.

EKLEME: Nedense ‘’naif’’ için TDK’ya bakma gereği hissettim. Anlamlarından bazıları kastetmek istediğim şeye uygun değilmiş. ‘’çocuksu, doğal, samimi’’ bağlamında kullanmıştım.


(Elif ) #3

Merhaba Selçuk,

Öncelikle bu ayrıntılı yorumun/eleştirin için teşekkür ederim. Anlaşıldığıma, öykü adına konuşuyorum elbette, sevindim. Daha evvel yazdıklarıma göre benim için farklı bir öykü oldu. Sanırım her yenisi için böyle diyorum.

Yürüdüğümüz yolun sonundaki sarı sokak lambasının altında bir beden seçiliyor. Önünde bir tezgâh. Annem görür görmez hızlandı. “Turuncu,” dediğini duyar gibi oldum. Kanım lıkır lıkır akmaya başlıyor.

Burayı kastediyorsan eğer, farkındayım. Devam eden eylemleri <seçiliyor, hızlanıyor, oluyorum> şeklinde sürdürdüğümde o sahneye yakıştıramadım. Öykünün tamamı bu zamanda geçiyor, biliyorum ama açıkçası sadece öyle olmasını istedim. Umarım haddimi aşmadan cevap verebilmişimdir.

Eğer karıncaların yandıklarını yazsaydım çocuksu gelmeyecekti. Ama onları yakmadım, çocuksu oldu. İnce çizgiler ürkütücü olabiliyor. Değil mi?

Teşekkür ederim, görüşmek üzere. :ant:


#4

Sevgili Pow Pow Ayini,

@Elif

Biliyorum o öykündeki bu ifadeye takılıp kaldım. Sana böyle hitap etmekten kendimi alamıyorum. Sen tut çocuklara gaz maskesi giydir ve uçan süpürgelerle okuldan kaçmalarını sağla! :slight_smile:

Hikayelerinin genel bir özelliği var - sanırım kalemin buna çok yatkın - kahramanlar sürekli ve çok yoğun bir devinim içinde. Ancak onlara bu devinimi sağlayacak geniş alanlar ya da uzun hikaye akışı vermiyorsun. Bu yüzden dar alanlarda çok yoğun bir şekilde titreşiyorlar. Bu yüzden hikayelerin hep olduğundan daha büyük, anlattığındn daha fazlası ve bana her hikayende Elif’in farklı bir versiyonunu dinliyormuşum gibi geliyor. Bu yüzden de subjektif ve çok “sen”.

Elbette her yazar kahrama kendisinden bir parça yükler ancak seninkilerin bu kadar samimi olması ve içerdiği “sen” miktarı.

Belki bir gün “onu”, “bunu” ya da “şunu” anlatırsın. Merakla gideceğin yönü bekliyorum.
Senin yolculuğun ilginç ve beklenmedik oalcak gibi geliyor.

Eline ve düşgücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Ezgi Özbek) #5

Merhabalar Elif,

Her temayı kendine has bir tarzla yorumlayışını keyifle takip ediyorum. Öykülerini okurken çoğu zaman metne gömülü birçok fikir olduğunu seziyorum. Seni okurken zamanla bu gömüleri bulmaya çalışmak gibi bir hedefim oldu diyebiliriz. Bir rengin peşinden nerelere gidebiliriz? Epey uzaklara sürüklenebiliriz sanırım. Bir çocuğun dünyayı algılayış şeklindeki masum takıntılar kaleminle farklı bir tona bürünmüştü.

Metnin sonunda kendi içimde bir sorguya düştüm. Vicdanın keşfi mi yoksa doğru ile yanlış arasındaki rengin gride gezinmeye devam edemeyecek olmasını anladığımız o an mı mühim kestiremiyorum aslında. Ki kendi çocukluğuma döndüğümde bu noktayı nasıl aştığımı anımsamıyorum elbette.

Sonuç olarak senin kaleminde renklerin efsunu ve minik kelime oyunları birleştiğinde turuncuya bulanmış bir özgünlük çıkabiliyormuş demek ki :slight_smile:

Kalemine sağlık, ilhamla kal!


(Elif ) #6

Merhaba,

Böyle hitap etmen beni çok mutlu ediyor. Hayal ettiğim bir şeye dönüşmüşüm gibi hissediyorum.
Bu yoğunluğa ve devinime bilinçli bir etkim yok. Yalın olmaya dair ayrı bir çabam da yok. Müdahale etmek doğru gelmiyor, üstelik yapamıyorum da.

Yazmaya başlarken kendimi bu kadar kattığımı fark etmiyorum. Samimi bulduğun kısımları benimle özdeşleştirmen çok ince bir düşünce.
Yazı yolculuğum nasıl devam edecek, edebilecek mi bilmiyorum. Fakat şu noktada birlikte olduğumuzu bilmek iyi hissettiriyor.

Çok teşekkür ederim. Beni neşelendirdin ve yazma hevesi yükledin.

Sevgiler, bolca!


(Elif ) #7

Merhaba,

Ben çocukken turuncu oyuncaklarım vardı. Büyüyünce de diş fırçam turuncu oldu.
Turunçgillere bayılırım.
Karınca yakmadım neyse ki.

Güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Mutluyum sayende.

Sevgiler.