Karanlık, rutubetli ve her adımı çatırdayan o klasik terk edilmiş malikanelerden biri değildi. Burası, şehrin göbeğinde, yepyeni, akıllı sistemlerle donatılmış lüks bir rezidans dairesiydi.
Alper, banyodaki akıllı aynanın karşısına geçmiş, derin bir nefes alıyordu. Aynanın alt köşesindeki dijital ekranda nabzı yanıp sönüyordu: 72 bpm. Her şey son derece normal, sıradan ve huzurluydu. Son birkaç aydır geceleri duyduğu o tuhaf fısıltıları ve eşyaların yer değiştirmesini saymazsa, hayatında fantastik hiçbir şey yoktu.
Duşa girmeden önce telefonunu mermer tezgaha bıraktı. Tam arkasını dönmüştü ki, telefonun ekranı aydınlandı. Gelen bir mesaj vardı. Alper uzanıp ekrana baktı. Mesaj, rehberinde kayıtlı olmayan gizli bir numaradan gelmişti.
“Arkanı dönme. Aynadaki yansıman bir saniye geç hareket ediyor.”
Alper hafifçe gülümsedi. Arkadaşlarının ona yaptığı bayat bir şaka olmalıydı. Yine de içini tuhaf bir ürperti kapladı. Aynaya doğru bir adım yaklaştı. Gözlerini kendi gözlerine dikti. Sol elini yavaşça yukarı kaldırdı. Aynadaki Alper de sol elini kaldırdı. Aynı anda. Hiçbir gecikme yoktu.
“Saçmalık,” diye mırıldandı kendi kendine.
Telefon bir kez daha titredi.
“Çünkü o aynadaki sen değilsin. Aynadaki gerçek sensin. Şu an dışarıda duran şey ise benim.”
Alper donakaldı. Ne demekti bu? Mesajı tekrar okurken, banyonun içindeki havanın aniden buz kestiğini hissetti. Nefesi havada buharlaşıyordu. Korkuyla arkasını dönmek, banyodan kaçmak istedi ama bacakları kilitlenmişti.
Gözleri gayriihtiyari aynanın köşesindeki dijital nabız göstergesine kaydı.
Ekrandaki rakam hâlâ 72 bpm olarak duruyordu. Sabitti. Hiç değişmiyordu. Bir insanın kalbi korkudan patlayacak gibi çarparken nabzı nasıl sabit kalabilirdi?
Alper dehşet içinde göğsüne dokundu. Kalbi atmıyordu. Göğsü tamamen hissiz ve buz gibiydi. O an acı gerçeği fark etti; korkudan deliye dönen, kalbi küt küt atan ve o mesajı yazan kişi arkasındaki odada, yani gerçek dünyada duruyordu.
Alper, arkasını dönüp banyodan çıkmaya çalışan bedene doğru çaresizce bağırmak istedi ama ses telleri camın arkasında hapsolmuştu. Kendisi iki boyutlu düz bir camın içinde sıkışıp kalırken, aynadan firar eden gölgesi yavaşça banyonun kapısını açtı ve gerçek dünyaya adım attı.