Forumda zaten eleştiri girmek için, tek ölçüt eleştiriyi giren kişinin beğenme ölçütü. Sanırım başlıkta da hata var. “Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz” konusuna girince adam sanıyor ki yazdıkları “eleştiri” kavramını dolduran şeyler. Sonra bu saçma yorumlara itiraz edince “elit” oluyorsun.
Hoşgeldin bu arada elitliğe. Nickine “-sama” eklenmesini yönetimden talep edebilirsin.
Dediğiniz mantikli aslında. Ama BK’de basılan kitaparın çoğu bilimkurgunun ilk örnekleri ve bu şekilde bilimkurgunun yıllar içinde nasıl geliştiğinu daha iyi anlayabiliyoruz.
Seri diye hepsini almak zorunda değilsiniz, sizi zorlayan yok. Kitabı almadan önce internette yorumları, incelemeleri okur ona göre alırsınız.
Serideki kitapları da günümüze göre değerlendirmek her zaman hatalıdır. Yazıldığı döneme göre incelemeniz gerekiyor. H.G.Wells ustanın tüm kitapları şu an için çok basit gelebilir ama o dönemler için inanılmaz eserler. Bu yüzden bu kitaplar başyapıt. Ve unutmayın bilimkurgu sevmeniz her bilimkurgu kitabını beğeneceğiniz anlamına gelmiyor.
Edit: Mesela Tanrıların Tohumu kitabını çok beğenmiştim, yazıldığı döneme göre bakınca beni çok şaşırmıştı ama insanlara anlattığımda bön bön suratıma baktılar. Çünkü kitapta bahsi geçen konu günümüzde mümkün olabilecek bir şey. Kimse o dönemde bunları yazmanın nasıl bir şey olacağını düşünmüyor.
2-3 kitabını beğenmediğin bir seride dersin ki bu seri bana göre değilmiş. 46 kitaptan 36 tanesini beğenmediğin veya zevk alarak okumadığın bir seriyi en başta niye toplarsın ki! Herkes her çıkacak kitabı beğenecek diye bir durum yok ama gelip de serinin neredeyse tüm kitaplarını zevk alarak okumadığını belirten ve sadece belli başlı kitapların yayımlanmasını isteyen birinin cümleleri bana SAÇMA geliyor. İlk yorumumda dememiştim ama şimdi diyorum.
Bu kitaplar yıllardır Türk okurların gelmesini beklediği serilerden oluşuyor. Yıllardır insanlar Heinlein bekliyor, Mars Üçlemesi bekliyor. Türü tanımlayan, yol gösteren o köşe taşlarını görmek istiyor. Doğrudur, bazı kitaplar tarzınıza uymayabilir ama yıl olmuş 2019. Her türlü mecrada kitaplar yorumlanıyor, eleştiriler yapılıyor, artısı eksisi çıkarılıyor, puanlamalar yapılıyor. Kitapları araştırıp kendi beğeneceğiniz kitapları almak daha mantıklı değil midir sizce de? Şahsen ben goodreads puanlarına çok önem veririm mesela, her ne kadar eski klasik kitaplar için en iyi kıstaslardan biri olmasa da.
Sayın beyefendi, madem haksız yere size elit dediğimi düşünüyordunuz, -sama dediğimi düşünüyordunuz niye sildiniz yazınızı? Haklıysanız yazdığınız yazı sizi haklı çıkarmaya yeterdi. Kaldı ki yazdığınız o “elit”, milleti üstten gören iletiniz, kimsenin hiçbir eserle ilgili, özellikle kendi sevdiğiniz yazarlar, diziler hakkında olumsuz yazamayacağını söylediğiniz yazınız “Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz” konusunda değil “Abartıldığını Düşündüğünüz Kitaplar” konusundaydı, hani ilk mesajında şöyle bir açıklama yapılmış olan konu.
Evet, siz istediniz, Rıhtım yaptı! Herkesin öve öve bitiremediği kitaplar vardır, gerek dijital, gerek gerçek ortamlarda methiyeler dizilir bu eserlere, yorumlar ziyadesiyle pozitiftir, eseri okuyan herkes mest olmuştur. Heyecanlanırsınız doğal olarak ve en kısa sürede kitabı edinirsiniz, sonrasında okumaya başlarsınız, ama bir türlü bu “mükemmeliyet” nerede anlayamazsınız. Sayfalar sayfaları kovalar, ama kitap sizi tatmin etmez, okuduğunuz cümleler, o cümleleri söyleyen karakterler, her şey şişirilmiş bir balondur. Ve kandırıldığınızı düşünürsünüz, buruk bir şekilde “bu muymuş yani?” dersiniz ve belirli bir noktadan sonra “bitsin bari” diyerek devam edersiniz. Kitabı bitirdiğiniz vakit inceden bir öfke vardır bedeninizde, ama her şey için çok geçtir. Ziyadesiyle abartıldığını düşündüğünüz kitaplar nelerdir? Atış serbest!
Yani evet o konuda yazma nedeni zaten herkesin övdüğü fakat kişinin beğenmediği kitaplar, yani direkt
“_ kişinin beğenme ölçütü_” aranıyor konuda.
Belki unutmuşsunuzdur diye hafızanızı tazeleyeyim dedim, gerçi belki de ben yanlış yapıyorumdur, sonuçta sizin gibi elit bir beyefendiyi eleştiriyorum, ne haddime. Yanlış yaptığımı anlayamayacak kadar aciz biriyim, kusurumuz varsa affola.
Kaldı ki yazdığınız o “elit”, milleti üstten gören iletiniz, kimsenin hiçbir eserle ilgili, özellikle kendi sevdiğiniz yazarlar, diziler hakkında olumsuz yazamayacağını söylediğiniz yazınız “Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz” konusunda değil “Abartıldığını Düşündüğünüz Kitaplar” konusundaydı, hani ilk mesajında şöyle bir açıklama yapılmış olan konu.
Ben öyle bir şey söylemedim siz öyle anlamışsınız.
Bilimkurgu klasiklerinden okuduğum kitapların çoğunun çevirisi güzeldi, ama Fahrenheit 451’i Dost Körpe katletmiş resmen. Okuduğum kitaptan hiçbir şey anlamamıştım.
Ben Fahrenheit 451’i çok beğenerek okudum ama sizin yorumunuzu okuduktan sonra düşününce gerçekten cümleler arasındaki bağlantı çok kopuktu genelde. Diyaloglar yazar tarafından son derece kaliteli yazılmış ama betimlemeler ve olay örgüsü gereksiz karmaşık ve anlaşılmaz oluyordu yer yer. Sanırım bu durum sizin dediğiniz gibi çeviri kaynaklı.
Dune serilerinin hem eski kabalcı çevirilerini, hem de yeni ithaki çevirilerini inceleme fırsatım oldu. İkisi de dost körpe çevirisi bu arada. Yenilenmiş çevirilerde daha akıcı bir hal almıştı metin, satır satır ingilizcesine/türkçesine bakıp incelemedim çeviri doğruluğu hakkında bir şey diyemem ama üslup daha akıcı yeni çevirilerde.
Juke-box para atınca makinede yüklü olan şarkıları seçip çalabildiğiniz bir makine. Ray Bradburry “joke-box” olarak buna gönderme yapıyor kitapta ama çeviri de hem anlam kaybolmuş hem de şaka.
Orijinal metin:
“(…) and most of the time in the cafés they have the joke-boxes on and the same jokes most of the time (…)”