Hikaye Tanıtım;
Okuyacağınız bu hikaye aslında kendi benliğimize bir yolculuk. Söyleyemediklerimiz, korkularımız ve görünmez prangalarımız. Bu hikaye benim, sensin ve sokaktaki insanlar; hayatın içinden bir parça… Bu hikaye hayatını düşüncelerle heba eden iyi bir adamın, bir başka kişiye dönüşümünü anlatıyor. Eminim kendinden bir parça bulacaksın…
1.Bölüm: Adım
Her şeyin anlamsızlaştığı, tüm renklerin bir anda griye döndüğü anlardan biriydi. Koray, dünya adını verdiğimiz bu soluk mavi gezegen de ne kadar değersiz olduğunu anlamıştı… Daha da önemlisi 30 senelik hayatını ne kadar boşa yaşadığını, zamanın kıymetini bilemediğini anlamıştı. Kafasına takıp içini yiyen düşüncelerin aslında ne kadar anlamsız olduğunu da anlamıştı. Evet, Koray her şeyi kafaya takan biriydi. Bir karar alacağı zaman önce o kararın kötü sonuçlarını düşünür kendini hazırlar ve uygulamaya geçmek için bir süre daha düşünürdü; kötü düşüncelerin esiriydi. Belki de henüz çocuk yaşlar da her gün anne ve babasının kavgasına şahit olması onu bu hale getirmişti. Hayatı boyunca da kimseye kötülüğü dokunmamış, olabildiğince iyi niyetle yaşamıştı. İçten içe çevresinde yapılan kötülükleri, dünyanın o kadar da güzel bir yer olmadığını biliyordu… Ama onun düşüncesine göre her karar, hissedilen her duygu, atılan her adım kötü sonuçlanabilirdi; iyi biri olmak, istediği her şeyi kafasına göre yapmamak onun konfor alanıydı. Arkadaşına verdiği borcu geri alamayınca bile “dostluğumuz bozulmasın” diye sessiz kalmıştı. Ya da kız arkadaşıyla ne zaman tartışsa her zaman özür dileyen taraftı… Halbuki söyledikleri ile hissettikleri arasında uçurumlar vardı. Hissettiğini söyleyebildiği ve gerçekten istediğini yaptığı anlar kısıtlıydı. Bunun en büyük örneklerinden biri -ki mevzu bahis şuan onun geçim kaynağı oluyor. Koray’ın dedesi zengin sayılmazdı ama sahip olduğu iki evi ve bir dükkanı vardı, Koray 18 yaşına basar basmaz dükkanı onun adına yapmıştı. Dükkan boştu yani Koray’ın devam ettirebileceği bir iş yoktu. “Evleri babana bıraktım bu dükkanı da ailenin tek torunu olarak sana vermek istedim. İstersen kiraya verirsin, istersen günü geldiğinde sen bir şeyler yaparsın. Helali hoş olsun” demişti dedesi anahtarları Koray’ın eline verirken. Koray’ın en büyük hayali bir kitapçı açmaktı. Babası “aç kalırsın heba etme dükkanı da” demişti. İşte Koray’ın belki de hissettiğini söyleyebildiği sayılı anlardan biri buydu. Babasının yüzüne gayet ciddi bir şekilde “Bu dükkan benim ve istediğimi yapacağım” demişti. Gerçekten de dediğini yapmıştı. Yıllarca başka yerlerde çalışarak biriktirdiği paralarla tam 26 yaşında istediği gibi bir kitapçı açmıştı. Zaten 30 yıllık hayatında istediğini yapabildiği tek şey bu kitapçı dükkanını açmaktı. Saatlerce kitap okur, biraz sosyal medya da dolaşır ve ara sıra da kız arkadaşının onu neden aldattığını düşünürdü ve tabii ki arkadaşlarının neden sadece işleri düştüğünde arayıp sorduğunu düşünürdü. Gerçi cevabını içten içe biliyordu; insanlar sessiz olanı dışlar, hakkını savunmayanı çıkarları için kullanırdı. Koray 10 saniye içinde 30 senelik hayatını nasıl heba ettiğini böylelikle anlamıştı. Hayatı boyunca her kararın kötü sonuçlarını düşündüğünden istediği gibi bir hayat yaşayamayan Koray, o çok sevdiği kitapçı dükkanına giderken ölümle burun buruna gelmişti. Aldığı bir kararla değil, söylediği bir sözle değil, istediğini yaptığı için değil; dalgınlıkla! Dükkanına varmaya 10 dakika yürüme mesafesi kalmışken karşıdan karşıya geçeceği sırada bir anlık dalgınlıkla hızla gelen kamyonu görememişti. Şansı yaver gitmişti ve o beyaz renkli bilmem kaç tonluk kamyon Koray’ın önünden sıfıra sıfır geçmişti. Kamyonun hızıyla oluşan rüzgar Koray’ın yüzüne sertçe vurmuştu hatta kamyonun yan aynası burnuna sürtmüştü. 1 Adım… Koray ölüme sadece 1 adım uzaktaydı. İşte bu 10 saniye hayatını ne kadar boşa yaşadığını yüzüne tokat gibi çarpmıştı. Bir süre olduğu yerde çakılı kaldı. Kulaklarının içinde çevredeki insanların anlık korkuyla attığı çığlıklar yankılanıyordu. Artık düşünmüyordu. Sığındığı konfor alanı sanki paramparça olmuştu çünkü artık ölümle arasında sadece 1 adım vardı. Yanına pet su şişeyle gelen kız " Buyurun su için büyük geçmiş olsun" dedi. Koray kafasını kıza doğru çevirmedi bile, hiçbir şey demeden dümdüz yoluna gitti. Kamyon o an Koray’a çarpmamış olsa da onu öldürmüştü; diğer adımı sanki bir başkası atmıştı……