Bir yeni öykü (lütfen okuyun:) )

Arkadaşlar, sevgili öykü dostları, yine sizlerle yazdığım bir öyküyü paylaşma arzusu duyuyorum. Alabilir miyim birkaç tenkidinizi eleştirinizi? Ama geçen sefer çok az kişi yorum yapmıştı. Keşke daha çok kişi fikir beyan etse.

Öykünüzü emin olun birçok kişi okuyordur. Ülkemizdeki okuyucu kitlesinin de çoğu sadece okur. :slight_smile: Yorum yapma, eleştirilerde ve tavsiyelerde bulunmak isteyen kesim çok az. O yüzden zorla okutma isteğinizden vazgeçmenizi öneririm. Siz yazın ve paylaşın. Gerisini okurların kendisine bırakın.

“Zorla” yorumu biraz aşırı bir yorum gibi geldi bana :slight_smile: Heyecanıma yormanız daha hoşuma giderdi. Tabii ki herkes okuyup okumamakta serbest.

Olabilir ben bu şekilde algıladım nedense yoksa herhangi bir kötü niyetim yok. Başkası da heyecanınıza yorabilir haklısınız. Umarım istediğiniz okuyucu kitlesine ulaşır ve arzu ettiğiniz eleştirileri alırsınız. :slight_smile:


Bir sebepten yine düzenlemek zorunda kaldım.

fazla sözü uzatmadan ilginize sunuyorum.

İnsanın yazdığı bir şeyi başkalarına okutma isteğini anlıyorum, en münzevi yazarın bile iki üç dostu vardır, yazar yazmaz hiç değilse onlara gönderirler bir tepki alabilmek için, sanırım çoğu zaman yazarlar ne yazdığını da bilmez. Başlığı görünce merak edip girdim, öyküyü de okudum ama ilk eleştiri olarak bir öykü okumuş gibi hissetmedim kendimi, bir günlüğün bir parçasını okumak gibiydi. İyi veya kötü bir öykü olmasından öte benim öyküden anladığım şey değildi diyelim. Çünkü bir olay örgüsü yok, anlatıcıyı bir karakter kılacak ayrıntılar yok. Aynı sorunla günümüz öykücülerinin kitaplarında da sıkça karşılaşıyorum. Ya sabırla sonuna kadar okuyorum ya da o yazara tövbe ediyorum.
Tavsiye kabul eder misiniz, nasıl karşılarsınız bilmiyorum ama öncelikle şu birinci tekil ağızdan çıkıp kendiniz dışında bir şey olmaya, karaktere yukarıdan bakmaya çalışın. Öykünün bel kemiğini oluşturacak bir olay örgüsü kurgulayın. Karakterlere diyalog yazın. İmge, sembol, metafor vs. kullanın. Öncesinde temel bir motif seçin, detayları verirken ondan uzaklaşmamaya çalışın. İlham almak için soluksuzca sabuklayan yazarlardan ziyade (mesela Kerem Işık, Melisa Kesmez, Sema Kaygusuz ve sonsuz sayıda başka Türk yazar) öykünün sınırlarını zorlayan, olay anlatan, kendi anlatım biçimini geliştirmiş yazarlar okuyun. (aklıma gelenler Çehov, John Cheever, Kafka, Poe, genç Türk yazarlardan, Engin Türkgeldi, Gamze Arslan.)
Tabii bu görüşlerime katılmayabilirsiniz, eleştiri istediniz, ben de böyle eleştirdim :slight_smile:
Başarılar

Çok teşekkür ederim. Bahsettiğiniz isimleri biliyor olsam da sadece Melisa Kesmez’e aşinayım. Yani okumuşluğum var. Seviyorum ben de onun öykülerini. Hatta sizin eleştirinizden sonra biraz daha kurgu açısından bir yaklaşım ve dışarıdan bakışla tekrar bakarım öykülerine :slight_smile: Benim olay-durum ikileminde olay öyküsü yazmakta zorlanan bir halim var öteden beri. Durum öyküsü oldu da diyemem elbette. Ama bu yazdığım o kadar da öyle gelmemişti. Tabii eksiklerimi anlamak için açtım başlığı. Tekrar çok teşekkür ederim:)