Black Mirror


(Hakan Tunç) #1

Hazır yeni sezonu da birkaç gün önce yayımlanmışken konusunu açalım.

Çok sevdiğim ve daha ilk zamanlarından beri severek takip ettiğim harika bir dizi. Netflix’e geçtikten sonra da 3 bölümden 6 bölüme çıkması çok daha mutlu etse de o ilk 2 sezon harika değil miydi? 4. sezonu da keyifle izledim ama diğerlerine göre daha bir hafif kaldı sanki :roll_eyes:

Bu arada son sezona (4. sezon) ait incelememizi okumadıysanız sizleri buraya alalım:

Sizlerin de yorumlarını bekliyorum! :metal:


#2

Son sezonu kötüydü. Pek beğendiğimi söyleyemem. İlk sezondaki tadı hiçbirinde alamadım maalesef.


(Simge Öztürk) #7

Black Mirror izleyince beni etkiliyor, triplere giriyorum kendi kendime :smiley: Sadece bana mı oluyor bilmiyorum ama… İzlediğim bölümden sonra en iyisi izlemeyeyim etkileniyorum diyorum da birkaç ay sonra izliyorum yine :smiley: Onun haricinde bazı bölümleri gerçekten boş oluyor, kötü oluyor.


(Gürkan Akkaya) #8

Yeni sezonun izlenmeye değer bölümleri 1, 4 ve 6.

Özellikle ilk 2 sezona göre gerçekten de tatmin etmeyen bir sezon oldu bu. Ama yine de hala etkileyici, hala düşündürücü…


(galeme) #9

2x02 White Bear adlı bölüm şimdiye kadar izlediğim en rahatsız edici, en gerilim dolu, izlemesi çok zor fakat bir o kadar da güzel mesajlar içeren muhteşem bir günümüz eleştirisi olmuş. İlk iki sezonu içinde en çok hoşuma giden bölüm bu oldu.


#10

Distopyanın her türlüsünü tüketmekten garip bir keyif alan,izlediğimde asla rahatsızlık duymayan bir insan olarak Black Mirror favori dizim.Neredeyse her bir bölümün ardında kafamda başka başka sorulara cevap aramaya çalışırken buluyorum kendimi.Bazı bölümleri belirli aralıklarla tekrar izlemeyi de seviyorum.
Son sezonunun da acımasızca eleştirildiğini ve insanların gömdüğü kadar kötü olmadığını düşünüyorum.Bana da normal temposunun bir tık altında gelen iki bölümü vardı,ama sırf son bölümü için bile sevilebilir bir sezondu.Bir de sırası karışık olsa da aynı evren içinde geçmesini ve belirli noktalarda birbirine bağlanmasını seviyorum,Metalhead bölümündeki oyuncak ayıların final bölümünde anlam kazanması gibi.


#12

Her bölümü sindirmesi zaman alan bir dizi benim için. En çok etkilendiğim bölüm Hated in the Nation (3x6), gözümü kırpmadan izlemiştim, bir de The Entire History of You (1x3), özellikle son sahnesi. 4. sezon neden bu kadar eleştiri aldı anlamış değilim. USS Calister (1), Arkangel (2) ve Metalhead (5) birer şaheserdi, Hang the DJ (4) ise izlemesi çok eğlenceliydi. Crocodile’ı sevemedim. Kör bebeğin öldürüldüğü sahne yıktı çünkü.

Sıralamam:

  1. Hated in the Nation
  2. The Entire History of You
  3. Nosedive
  4. Arkangel
  5. Metalhead

(Bahri Doğukan Şahin) #13

Son sezonu kötüydü, Netflix’e geçince kötü olmaya başladı gibi yersiz ve saçma eleştirilerin hiçbirine katılmadığım, her bir bölümü şaheser olan dizi.

Muhtemelen yeni sezonu 2019’un ikinci çeyreğinde falan gelir. Yine 6 bölümle yapacağını yapar ve gider. Seviyorum bu dizinin her bölümüyle bana tokat atmasını.


#14

Aşağıdaki haber diziden değil Çin’den gerçek dünyadan…

Bir Black Mirror distopyası olarak Çin - Peter Dockrill

Çin’de hayata geçen sistem Black Mirror’dakine benziyor. Tam anlamıyla Black Mirror gibi.

Yıllardır bir kablo hattında işlemekteydi: Dünyanın asla görmediği, genişleyen, teknolojik bir kitle gözetleme ağı. Ve çoktan harekete geçirilmişti.

Çin’in -2020 yılına kadar tam olarak faaliyete geçmesi beklenen- “Sosyal Kredi Sistemi”, yalnızca ülkenin 1.4 milyara varan nüfusunu izlemekle kalmıyor; bunun dışında, kimilerinin “güveni oyunlaştırma” adını verdiği devasa bir sosyal mühendislik deneyinde, insanları kontrol etmek ve baskı altında tutmak amacıyla tasarlandı.

On yılı aşkın bir sürede ağır ağır bir araya gelen bu büyük projenin temel mantığı, her bir vatandaşa ve aynı zamanda işletmeye bireysel bir güven puanı verilmesi.

KİMİN CENNETİ, KİMİN CEHENNEMİ?

Çin Komünist Partisi’ne göre, sistem “güven duyulan insanların cennette özgürce dolaşabilmelerine olanak sağlarken, güvenilmez kişilerin tek bir dahi adım atmasını zorlaştıracak.”

Avustralyalı bir dış haberler muhabirinin aktardığına göre, eşi benzeri görülmemiş sistem bunu becerebilmek için Çin’in 200 milyon adet CCTV (Çin’in resmi televizyon kanalı) kamerasından oluşan devasa teknolojik altyapısından yararlanacak.

Fikir, her şeyi gören gözlerin (kameraların) yüz tanıma sistemlerine bağlanarak kişilerin finansal, tıbbi ve yasal kayıtlarının oldukça gelişmiş, büyük veriler işleyen yapay zeka ağları tarafından düzenlenen ve incelenen cihazlarla çapraz kontrolden geçirilmesine dayanıyor.

Bu, benzerlerinden açık ara önde olan distopik* televizyon dizisi Black Mirror’ı akla getiriyor -özellikle de korkunç “Nosedive” bölümünü epeyce anımsatıyor-; ancak birçok başlangıç özelliği benzeşse de Çin’in nihai amacı daha ileri gidiyor.

TOPLUMU DENETLEME AMAÇLI EN YENİ YÖNTEM

Peterson Uluslararası Finans Enstitüsü’nde çalışan Martin Chorzempa, geçtiğimiz temmuz ayında New York Times gazetesine verdiği demeçte, “Bu, hükümetin ekonomiyi ve toplumu denetlemesi için kullanılan, potansiyel olarak tamamen yeni bir yöntem,” demişti.

“Amaç, algoritmik bir yönetişim.”

Böylesi karmaşık bir plan açısından, sosyal kredinin özü oldukça basit. Çin şehirleri genelinde halihazırda faaliyet gösteren yerelleştirilmiş pilot programlar aracılığıyla, vatandaşlara sayısal puanlar veriliyor.

Vatandaşlar, olumlu kişisel ve sosyal davranışları için -faturalarını zamanında ödemek, sorumluluk üstlenmek ve geri dönüşüm atıklarını düzgün biçimde ayrıştırmak vb- puan kazanırlar, bu da onlara daha iyi kredi olanakları, daha ucuz toplu taşıma ve hatta hastane hizmetleri alırken daha kısa bekleme süresi gibi avantajlar sağlar.

Diğer yandan, şayet kuralları ihlal ederseniz, dikkatli olun. Ödemelerini geciktirenler, kırmızı ışıkta karşıya geçenler veya sigara yasağı olan alanlarda sigara içerken yakalanan kişiler cezalandırılacak.

‘DİJİTAL DİKTATÖRLÜK’

Bir “dijital diktatörlük” olarak nitelendirilen bu sistemde, vatandaşlar her ihlalde bir ceza puanı alacak; bu durumdaysa, finansal cezalar ve hatta seyahat kısıtlamaları gibi şeylere maruz kalacaklar.

Hükümeti yolsuzlukla suçlaması nedeniyle kara listeye alındıktan sonra sosyal kredi sisteminin kariyerini yok ettiğini ifade eden araştırmacı gazeteci Liu Hu’nun başına gelen şey tam olarak buydu.

Bu damgalanmış “sahtekâr”, yalnızca hareket tarihi belli olmayan bir tren yolculuğu yapma şansına sahip ve sosyal medya hesaplarının -yaklaşık 2 milyon takipçisi vardı- kapatılarak, çalışma şansının ortadan kaldırıldığını belirtiyor.

Hu’nun, Foreign Correspondent adlı siteye aktardığına göre, çoğu Çinlinin bu tür cezaların hayatlarını nasıl etkileyebileceğinin farkında olmadığına inanıyor.

“Çinli insanların ruhsal durumundan bunu görebilirsiniz,” diyor.

“Gözleri kör ve kulakları tıkalı. Dünya hakkında çok az şey biliyorlar ve bir yanılsama içinde yaşıyorlar.”

Ne var ki sosyal kredi sistemi bundan daha da ötesine uzanıyor.

Bu oyuna tâbi olanlar yalnızca bireyler değil. Öyle ki, Çin’de kurulu şirketler de, sınır dışındaki işletmeler de sisteme dahil: Halihazırda, uluslararası havayolları, tartışmalı sistemin bazı diğer ulusların egemenliğine doğrudan müdahale korkusuna yol açan baskıcı yönlerini hissediyorlar.

Çin’deyse, yapılan araştırmalar, henüz gençlik çağındaki sistemin bir süredir uygulanmakta olan pilot programlarının sağladığı avantajlardan keyif alan ve sosyal açıdan müreffeh olan vatandaşlar arasında popüler hale geldiğini gösteriyor.

Farklı bir deyişle oyun başladı.

Geçen yıl NPR’ye verdiği demeçte, Şangay’da yaşayan satış görevlisi Joyce Hu, “Uzun vadede, vatandaşların karakterlerinin iyileştirilmesine yardımcı olacak gibi görünüyor,” diyor.

“Mahremiyetimi ihlal etmediği sürece, sorun yok,” diye ekliyor.

HABER KAYNAK: https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2018/10/03/bir-black-mirror-distopyasi-olarak-cin/

AYRICA:
CHİP dergisi Temmuz - Eylül 2018 sayısından:





Son Aldığınız ve Alışveriş Listenizde Olan Kitaplar
#15

Yararlı bir dizi insana bir şeyler katıyor. Bir de kaldırması zor oluyor. Her bölümü ayrı bir film gibi ve her bölümü çok iyi. Art arda izleyemiyorum, psikolojim kaldırmıyor.

Şimdi yazacaklarım 3.sezon 2.bölümü izlemeyenlere spoiler olabilir. Bu bölümde Cooper oyunu denemek için beyaz bir odaya giriyor. Bu odada ilk kez makineyi test edecek ve bu kısıma kadar oyun şirketinin yöneticisiyle görüşmüyor. Bölümün sonundaysa tüm olayların bilinçaltının ürünü olduğu ve daha ilk denemeden itibaren oyunun içinde olduğu ortaya çıkıyor. Peki bu adam şirket yöneticisini görmeden nasıl onu düşünebiliyor? Ya da oyunun belirli bir kurgusu var da bu kurgu Cooper’ın beynine mi yükleniyor?
İzleyenlerin düşüncelerini bekliyorum :slight_smile:


Hated in the Nation bölümünde kötü tarafı bulamadım :thinking: Sosyal linç gerçek ve sürekli oluyor. Sosyal linç psikolojik sorunlarla hatta intiharla sonuçlanabiliyor. Yani buna sebep olan herkes aslında birer katil oluyor. Peki bu öldürülmek için geçerli bir sebep mi? Olay iyice Death Note’a döndü kafamda.
Bu arada aynen şöyle düşünüyorum:


(Hüseyin gök) #16

5.ci sezona ait trailer yayınlanmıştır.


(Sadece Emre ) #17

Son sezonda izleyiciyi değil de “içeridekiler”i hedef alıyorlarmış gibi geldi bana.

Bölüm 2: 8/10