İnstagram sayfam için bir hayvan maskot arıyordum ve ben de dedim ki neden Tavşan olmasın?
Yaaa yanlışlıkla yanıtlama şeyine basmışım, öyle yapmayacaktım. Yanlışlık oldu. ![]()
Çok tatlı olmuş tavşanlar. ![]()
Teşekkür ederimmm ![]()
Doktorluk yerine heykeltraş olman lazımmış ![]()
Sondakinin adını unuttum ama ona ve bebek hipoya bayıldım.
Hepsi aşırı iyiler.
Piglet ismi, winnie the pooh’dan. ![]()
Çok teşekkür ederim.![]()
Yeryüzündeki bütün matematiksel fonksiyonları, sinüs dalgalarının toplamıyla ifade edebiliriz - bu durum, Fourier dönüşümüyle ortaya çıktı ve bilimde, teknolojide büyük kolaylık sağladı.
Neredeyse 10 km’ lik spor amaçlı bir yürüyüşte ne kadar ter üretebildimse o kadar ter ürettim. ![]()

Daha uzun bir inceleme ile tekrar karşınızdayım. Spoiler yemeyeceğiniz kısa bir yazı.
Eline sağlık hocam, Fourier Transform’un köpeğiyiz. İşim ve tezim gereği vaktiyle bayağı kullanmıştım bunu, aslında nasıl/neden çalıştığını pek de anlamayarak. 3blue1brown reyisin ufuk açan videosu kafamda oturtmuştu bu olayı benim. İlgisini çeken olur belki, buraya bırakayım şöyle:
Çok teşekkür ederim. ![]()
Videoya bayıldım, çok güzel anlatmış. Okullarda da böyle anlatsalar keşke.
Bilimkurgu Kulübü’nde yayınlanan Yeni Şaman adlı hikayemi İngilizceye çevirip Asimov’s Science Fiction’a, Yerli Bilimkurgu Yükseliyor’da yayınlanan Beş Parsek Davası’nı ise Clarke’s World Magazine’e yolladım.
İki gün önce, 2013’den beri üzerinde çalıştığım İstanbul belgeseli Bir Çürüyen Ütopya’yı Antalya Film Festivali Belgesel Yarışması’na yolladım. İki senedir üzerinde çalıştığımız bilimkurgu animasyon projesi Geleceğin Tarihi’ni ise yarın-öbürgün yolluyoruz Antalya Film Forum’a.
Yoğun ve beklenti dolu bir bir-iki ay geliyor. Şans dileyin.
FT’yi severiz ama FFT’nin köpeğiyiz, çünkü fakiriz.
Çaktırma hocam ben de aslında hep FFT kullandım
FFT’yi de bir youtube videosu kafamda oturtmuştu ama o videoyu bulamadım ![]()
Yalnız bu nümerik vs analitik meselesi eğitim sistemimizin kanayan yarası olabilir. Yani mesela analitik yaklaşımla calculusa vesaireye harcadığım zaman: yıllar. Karşılaştığım, analitik çözüm uygulanabilen problem oranı: 0. Nümerik metotlara harcadığım zaman: bir yüksek lisans dersi (4 kredi). Nümerik metotla çözdüğüm problemlerin oranı: %100. Sanki bir yanlışlık var gibi
Hayır zaten analitik meseleleri de tam anlamamışım ya da anlatamamışlar vaktiyle, onları da gidip yutup dayılarından öğrendim sonradan. Kaybolan gençliğimiz ne diyelim ![]()
Haha, benzer şeyleri tecrübe etmişiz hocam. Yıllarını vektör calculus’a ve diferansiyel denklemlere ada, mesleğinde bu yöntemleri uygulayarak çözmen gereken neredeyse hiçbir problemle karşılaşma.
Ben yine de bu eğitimi boşa harcanmış yıllar olarak görmüyorum, işin bir bilim yanı var bir de mühendislik. Mühendis işin bilimsel kısmını da ucundan tanımalı bence.
Nümerik çözümler bana da daha sezgisel geliyorlar. Onun dışında öyle problemler var ki (akışkanlar mekaniği, kuantum mekaniğinin bazı denklemleri, üç cisim problemi vesaire) zaten analitik metodlarla çözmek imkansız, sadece nümerik olarak sonuca yaklaşmak mümkün.
Açıkçası ben nümerik yöntemlerden de sadece dolaylı yoldan yararlanıyorum. Kullandığım simülasyon programları bana FFT ve Monte Carlo gibi araçları zaten sağlıyorlar. Radyo frekans elektroniği veya dijital sinyal işleme gibi alanlarda nümerik matematik becerilerin tabii biraz daha keskin olmak zorunda. Senin alanında nasıl bilmiyorum.
Prensipte buna ben de katılıyorum, ama geri dönüp bakınca uygulamada pek de öyle olmamış gibi. Yani işin bilim yanına zamanı harcadım ama karşılığını almadım gibi. Hocam mesela lineer cebir ile ilgili farklı okullardan (Bilkent, Boğaziçi, İTÜ, fen lisesi) farklı düzeylerde (undergrad, grad, olimpiyat, lise) dersler aldım; ama bu 3blue1brown reyizin video serisini izleyene kadar kafamda bir sürü şey hiç oturmamış, izleyince fark ettim. Okey ben de ideal öğrenci değildim belki ama, yani nasıl bu kadar zamanı lineer cebir üzerine harcayıp determinantın geometrik anlamını öğrenmemiş (ya da öğretilmemiş) olabilirim, insan hayret ediyor. Yani işin bilimsel tarafını tanımayı geç en temel şeylerini anlamamışım bile. Ki bu konuda yalnız ya da azınlık olduğumu da sanmıyorum. Bişeyler çok yanlış gibi ![]()
Kesinlikle! Hatta benim çalıştığım alanlarda bunlar çoğunluktaydı. Tezim 3 nokta probleminin bir varyantı üzerineydi. Optimizasyon problemleri falan zaten analitik metotların oturup ağladığı işler. Genelde silisyuma elektrik fırlatıp çıktıya bakmaktan ötesi elden gelmiyor hahaha.
Valla hocam bizim işler biraz daha vahşi batı tadında. Belki şimdiye kadar hep start-uplarda ya da danışman olarak çalışmış olmamın da etkisi varmıştır ama bir şeyler oturduğunda genelde state of the art’ın gerisinde kalmış oluyor. Meslekte genel bir “kimse ne yaptığından pek de emin değil” havası var gibi geliyor bana.
Ne bileyim bir şeye monte carlo lazım oldu milletin ekibinden eleman çaldım oturduk pythonda discrete event simulation yazdık üstüne monte carlo scripti uydurduk bir tane. Çalıştı, işimizi gördü (hala da görüyor diye duyuyorum). Ama en doğrusu o muydu, Allah bilir. Belki. ![]()
Neyse çok uzatmayayım, ama bizde de derinlikten ziyade genişlik daha önemli gibi görüyorum ben. Ft’yi tez dışında bir kaç yerde kullandım, hepsinde hazır paketten FFT aldım işimi gördü heheh.



















