Çatlak Patlak, Yusyuvarlak, Kremalı Börek ve Sütlü Çörek


(Ufuk ) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/catlak-patlak-yusyuvarlak-kremali-borek-ve-sutlu-corek/



Biliyorum, siz buraya sağır sultan konulu bir öykü okumaya geldiniz ama boş verin şimdi onu, ben size başka bir şey anlatmak istiyorum. Geçen gün duştayken bir anda aklıma enteresan bir fikir geldi. Tam kafamı şampuanladığım an bu fikrin gelmiş olması pek hoş olmadı tabi ama o mevzunun detaylarını konu dışına çıkmamak adına pas geçiyorum. Gördüğünüz… (DEVAMI…)


(Pelin ) #2

Merhaba,

Mizahi anlatım çocukluğumdan beri ilgimi çeken, yazmak istediğim bir alandır ama kalem oynatabilmiş değilim. Bence en çok yetenek gerektiren daldır edebiyatta. Ben sizde bu yeteneği gördüm, zaten siz de farkındasınızdır bunun.

Diliniz açık, anlatımınız ilgi çekiciydi. Temanın dışında olmakla da suçlayamıyoruz, o kadar başarılıydınız :sweat_smile:

Elinize sağlık.


(Ufuk ) #3

Merhabalar,

Çok teşekkür ederim öykümü okuyup yorum bıraktığınız için. Beğenmenize sevindim.

Mizahi anlatım, kullanmayı sevdiğim bir üslup aslında. Bazen öykü en baştan beni oraya çekiyor. Ben onu ciddiyete çağırıyorum, o ise “ya bırak şimdi ciddiyeti, hayat zaten yeterince ciddi, biz keyfimize bakalım,” diyor. Böyle garip bir çatışma durumundan türüyor yani. :slight_smile:

Tema konusunda diyeceğimi öykünün içinde yeterince açık bir biçimde aktardığımı düşünüyorum. :joy:


(Hiçliğin bekçisi…) #4

Selamlar,

Madem geri dönmüşsünüz ben de bir uğrayayım iki şeker ikram edeyim dedim ama olmamış. Bu ne yahu? :roll_eyes: Hayatımda okuduğum -abarttığımı bir kenara koyarsanız- en yarım öyküydü. :smiley: Takılıyorum elbette ama yarımlık konusunda değil diğer mevzuda.

Güzeldi su gibi akıp gitti. Hatta “Ufuk Yasin Yurtbil Hikaye anlatıcısı, okur-yazar-inceler” kısmında bir an dedim ki “N’oluyoruz be?” :smiley: Forumda okuma yapınca böyle görünüyor ve öykünün bittiğini kavramak zor oluyor. Bir tık daha uzun olsun isterdim. Ayrıca bu mevzuyu ben de daha önce düşünmüştüm. Havsalamın çocukken zorlandığı bir mevzuydu bu takım şeyler. :smiley: En çok da kardeşimi uyuturken anneannemden ağzıma dolanmış “Dandini dandini dastana, danalar girmiş bostana…” beynimi yakmıştı o seneler. Neyse efendim. Okurken keyif aldım. Benim gibi başkalarının da böyle şeyler düşünmesi hoşuma gitti. :slight_smile: Nicelerini beklerim. Hoşça kalın.


(Ufuk ) #5

Merhaba Agape,

Ne de iyi etmişsin gelmişsin. Şekerler de getirmişsin. Çok şeker, çok sağol. :smiley:

Öyküyü yarım bulmuş olman çok normal. Tekerlemelerin hiçbiri mantıklı bir yere bağlanmadığı için öyküde de öyle havada bırakmanın doğru olacağını düşündüm. Bir yere bağlanıp bir sonuca varsa, tekerlemenin yarattığı anlamsızlığa ters düşer ve bizi o havadan kopartıp gerçek dünyaya getirirdi. Böyle havada, 3 saniye öncesini hatırlamayan japon balığı gibi bırakmak o açıdan daha doğru geldi. :slight_smile:

Yanlışsam, suç bende değil bize bu tekerlemeleri öğretenlerdedir. Sorumluluk kabul etmiyorum. :stuck_out_tongue:


(Murat Barış Sarı) #6

Merhaba Ufuk,

Öncelikle seni tekrar görmek hoş bir sürpriz oldu.

Öyküyle ilgili söylenecek bir şey yok, bize çok samimi ve eğlenceli bir şeyler anlattın ve biz de içimizde bir neşe ve keyifle dinledik.

Özlemişiz, iyi yaptın.
Tekrar görüşmek dileğiyle…


(Ufuk ) #7

Merhaba Murat,

Sürpriz yapmayı severim, karşındakinin gerçek hislerini en net görebildiğin andır. :slight_smile:

Öyküyü samimi ve eğlenceli bulman beni ziyadesiyle memnun etti. Birincil amacım buydu. Okuyanın yüzünde bir tebessüm oluşturmak…

Ben de Seçki’yi özlemiştim. Bakalım gemiyi buraya demirleyebilecek miyiz yoksa bir geçerken mi uğradık… Bunu zaman gösterecek. :slight_smile:

Sevgiler, selamlar…


(Hiçliğin bekçisi…) #8

Katılmakla birlikte aslında benim asıl demek istediğim sanki bir paragraf daha olmasıydı. :thinking: Neden dersen inan hiç bir fikrim yok. İç sesim öyle diyor. Bir parça daha ama tabii bu hali de güzel. :blush:


(Ufuk ) #9

Hımm. Anlayabiliyorum demek istediğini. Aslında kafamda iki ayrı final vardı. İlk yazdığım bundan biraz daha uzundu. Sonra konu bütünlüğünden çıktığımı düşünüp sildim ve şu ankinde karar kıldım. Bir dahaki öyküde bunun üzerine biraz daha düşüneceğim bakalım. Konu bütünlüğünde kalma uğruna sonunu kısa tutmak ne kadar mantıklı? :slight_smile:


(gayekskn) #10

Pek güzeldi! Masallardan yola çıkıp, uzayın derinliklerine yolculuk yaptık. Her unuttuğumuz anda, duş ve Sağır Sultan ile sarsıldık. :blush:
Güzel bir yolculuktu, yol arkadaşlığı için teşekkürler.
İyi ki dönmüşsünüz o zaman Seçki’ye✌️


(Ufuk ) #11

Harika, tam duymak istediğim şeyler! Masal ya da tekerleme diye burun kıvırmamak lazım, onun içinden bize çok malzeme çıkar düşüncesi ile hareket etmiştim. Aynen sizin de dediğiniz gibi bir yolculuk vardı hayallerimde. Bu yolculukta benimle birlikte var olmayan diyarlarda yaşanmamış anılara sürüklendiniz ama mazur görün; param yoktu, otostop çekmem gerekiyordu. :stuck_out_tongue:

Teşekkürler! Umarım eski ritmimi tekrardan bulabilirim. Bakalım bakalım…

İlerleyen Seçki’lerde görüşmek ümidiyle…


(Merve Aydın) #12

Merhaba.
Yüzümde kocaman bir gülümseme ile okudum. Bir tekerlemeyi kuantum fiziğine bağlamanıza, okuyucuyu net bir şekilde yönlendirerek seslenmenize bayıldım. Mizah dolu dili çok severim.
Kaleminiz daim olsun.


(Ufuk ) #13

Merhabalar,

Yeterince kurcalar ve göz kararı hayal gücü eklersek, her sıradan metnin altında bizi bambaşka diyarlara sürükleyecek hikayeler bulabiliriz. Bence kurmaca metinler bize bu imkanı veriyorken belirli kalıplara kısıtlı kalmak büyük bir hata. Farklı yaklaşımları harmanlamayı ve okuyucuyu şaşırtmayı seviyorum. Bu öykü de ona bir örnek oldu. Dilimize dolanmış bir tekerlemeden kuantum fiziği ve görelelik kuramına farklı bir üslup ve esprili bir dil ile zıplamak sanırım yeterince olağandışı olmuştur. :slight_smile:

Sizde böyle güzel düşünceler oluşturabilmiş olmak benim için mutluluk verici. Umarım diğer öykülerimden de aynı zevki alabilirsiniz.

Öykümü okuyup yorumlarınızı benimle paylaştığınız için de teşekkür ederim.

Selamlar.