Çınla Sonsuz Kere


(Ezgi Özbek) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/cinla-sonsuz-kere/



“Tavana bak! Her yer balon kaynıyor,” dedi yirmili yaşlarını yaşamaya başlamış kadın. Bir yandan da arkadaşının kolunu sarsarak şaşkınlığını fiziksel olarak da paylaşma derdindeydi. Hayır hayır sadece ne yapacağını şaşırmıştı. Arkadaşı balonları görmüştü görmesine ama sayıları bir elin parmakları kadar dahi etmezdi. Yanındakinin neden bunca abarttığını bilemeden “Mübalağa sanatına da pek düşkünsün. Çok bir şey… (DEVAMI…)


(Pelin ) #2

Merhaba,

Dürüst olmak gerekirse ben hikâyenizi takip etmekte biraz zorlandım. Eski ya da çoğunlukla kullanılmayan kelimeler (akıl yerine us, önce yerine evvela, ya da yerine veyahut gibi) bana fazla geldi. Elbette bu tarzı çok seven okurlar da var, siz de bunlardan biri olmalısınız.

Ama benim açımdan akıcılığı sekteye uğratan ikinci şey; Tostçu, Baloncu ve Temizlik Görevlisi’nin anlatılmasından sonraki kısımdı.

diye başlayan paragraf öykünün genelinden, özellikle cümle yapısı olarak çok farklıydı. Bundan sonra gelen, italikle yazılan yer çok daha farklı bir boyuta taşıdı öyküyü benim gözümde. Sonra birden tekrar nişana döndük, ki ben nişan olduğunu tamamen unutmuştum. Bağlantıyı kuramadım, sanki öyküye ara verilip başka bir konuda yazılmış gibi geldi bana.

Belki ben şu an çok yorgunum, belki tarzınıza hiç alışık değilim. Ama öykünün tam olarak ne anlatmak istediğini maalesef anlayamadım. Bu sizden değil, benden kaynaklanıyor olabilir.

Ama dile çok hâkim olduğunuz belli. Ben eski sözcüklerden hoşlanmasam da onlarla yazmanın zor olduğunu biliyorum ve saygı duyuyorum.

Elinize sağlık.


(Ezgi Özbek) #3

Merhabalar @pcd

Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim . Epey hızlı bir değerlendirme oldu benim için :slight_smile:

Öykünün tam olarak anlatmak istediklerine gelirsek; bu her okur için değişececektir. Mevzu biraz daha yaşam boyu kulak arkasına attıklarımızla alakalıydı. Araya giren bölüm de bir miktar bunlarla ilgiliydi.

İşin büyülü kısmında Sağır Sultan ve evreni gizliydi diyebiliriz. Baloncu’nun ana hedefi kendince yöntemlerle birilerinin önemsemediği olayları, kişileri vb. anımsatmaktı. Konu geçişleri sert gelmiş olabilir elbette bilemiyorum. Bunun dışında eski sözcükler kısmına gelirsek ben yaşlandım sanırım :grimacing: Günlük dilde sıkça kullandığım kelimelerdi verdiğiniz örnekler. Şimdilik bir tık uzak kalmışız gibi hissetsem de umuyorum gelecek seçkilerde tekrar görüşürüz.

İlhamla kalın!


(Pelin ) #4

İşte bunu hiç beklemiyordum :grin:

Ben öykünüzü bu açıklamalar ışığında ve sabah iyi bir kahvaltının üzerine tekrar okuyacağım :slight_smile:


(gayekskn) #5

Ezgiciğim merhaba,
Öykünün diline, anlatım tarzına ve uslübuna diyecek yeni bir şeyim yok. Gerçekten oldukça iyi, fark edilir ve ivmeleri yüksek.
Ancak benim algılayamadığım bölümler oldu. Son birkaç paragrafı birkaç kez okudum, ama tam kavrayamadım kadına ne olduğunu. Oldukça da merak ettim🤔
Belki biraz aydınlatabilirsin beni bu noktada.
Seni okumak ayrı zevk, ayrı bir tırmanış.
Daim olsun kalemin canım Ezgi💕


(Bihter Saatci) #6

Kalemini her daim ilgi ve hayranlıkla okuduğum, çok değerli arkadaşım. Yine bence kurgu olarak çok orijinal bir nokta yakalamışsın. Biliyorsun kurduklarını çok seviyorum. Eski kelimeler konusunda yapılan yorumlara katılmasam da (sanırım ben hayli hayli bir yaş sınırını aşmış olabilirim :smile: ) son kısmın anlaşılmasında bir tık güçlük yaşadığımı itiraf ediyorum. Zihninin kıvrımlarına sağlık. Tekrar görüşmek üzere :blush:


(Ezgi Özbek) #7

Merhabalar Gaye!

Öncelikle pek kıymetli değerlendirmen için teşekkür ederim. Öyküye gelen genel yorumlardan sonra bir daha baktım bazı kısımlara. Aslında öykünün ilk iki paragrafı son kısımları tamamlayan bölümler olarak karşımıza çıkıyor. Ki öyküyü kurgularken arka planı geliştirmeye devam ettiğim için bu durum böyle oldu sanırım. Yani öykünün arkasında birçok detay daha vardı kafamın içinde kalmalarını yeğledim :smiley:

Kadına ne oldu dersek; tavanı dolduran ve sayıları sadece kadına çok fazlaymış gibi görünen bu balonların içinde, cinler sebebiyle yinelenen bazı cümleler vardı. Ki bu cümleler de kadının zamanında kulak arkası ettiği üç farklı yaşama aitti. Sanırım orada tüm bunlar biraz girift bir yapı oluşturdu. Kadın da en sonunda kendi kaygı dolu cümleleriyle beraber; Baloncu’nun onu işitmek mecburiyetinde bıraktığı cümleleri haykırmaya başladı. Bir nevi sesli bir yayın aracına çevirerek herkese duyurmuş oldu.

Bunun dışında nişana dair tüm detaylar; bu ara kendi nişanım dahil katıldığım etkinliklerle alakalı bir patlama oldu galiba :smiley: Kurgunun akışı için kullandığım arka planda hazırdı bu sebeple Baloncu Kadın imajı içime sindi aslında hayli. Öyleyken böyle yanı Gayeciğim :smiley: Fazlaca konuştum sanırım ama meğersem ben bu öyküyü biraz kendime yazmışım. Buradan bunu anlıyoruz :smiley:

Şimdilik ilhamla kalman dileğiyle; öykünde görüşmek üzere :slight_smile:


(Ezgi Özbek) #8

Merhabalar arkadaşım!

Kurgunun yakalandığı yerleri her seferinde detaylı bir şekilde irdelemeni gerçekten çok seviyorum. Benim için hayli keyifli oluyor seni şaşırtmak. Anlaşılma konusundaki detaylı yorumları da seninle konuştuk aslında sonrasında. Gözüm kapalı bir şeyler aramışım da bulduğum da bana kalmış gibi bir haldeyim :smiley:

Şimdilik çok teşekkür ediyorum; gelecekteki seçkilere fiyakalı bir selam bırakıyorum. Evren bunu alır götürür bize yazma gücü verir bence :slight_smile:


(Bihter Saatci) #9

Ahaha buraya gizemli gülücükler bırakıyorum :smile: evrene selam olsun!!!


(gayekskn) #10

Şimdi oturdu kafamda. Çok teşekkürler Ezgi😊 Nişan göndermelerini anlamıştım bu arada. O ilk bölümleri, aklıma seni getirerek, hafif tebessümle okudum.
Görüşürüz, sevgilerimle💕


(Kasvet Ulu) #11

Merhaba @zencefilos

Tarzın kendine has ve bir yandan da çok umursamaz. Bu benim çok taktir ettiğim bir şey. Herkesin benimsediği çok anlaşılsın, süper anlaşılsın, herkes anlasın mantığını kırdığın için seni tebrik ediyorum. Genelde okunma kaygısı ile böyle düşünenler çok oluyor. Ama sen zaten okunacağını biliyorsun galiba ve bu yüzden tamamen kendin için yazıyorsun. Bunun için tebrik ve teşekkür. :+1:

Öyküye gelirsek,
Okuduğum iki öykünü de çok gerçekçi rüyalara benzettim ben. Bir şeyin etkisinde kalıp bütün gece boğuştugumuz, uyanınca da gerçek gibiydi dediğimiz bir öykü okudum yine. Tabii bir öyküde her şeyi anlamamıza, anlamlandırmamıza gerek yok. Bir mesaj taşımasına, anlaşılma kaygısı gütmesine de gerek yok. Ama benim bir öyküden beklentim bana ne kattığıdır. Senin öykünde okuyan ve yorumlayan birçok arkadaş gibi pek bir şey anlamadım, zaten bir anlam ifade etsin ya da anlaşılsın diye yazılamamıştı bence. Daha ziyade içsel bir yolculuktu. Ben de bu yolculukta sana eşlik etmekten hoşnut oldum. Meraklandım, ilham aldım. :+1:

Kalemine sağlık. Görüşmek üzere. :pray:

Ek: Bu arada sen dememde bir sakınca yoktur umarım. :sweat_smile:


(Ezgi Özbek) #12

Merhabalar @ulu.kasvet

Öncelikle bir sakıncası yok tabii ki diyerek ve teşekkür ederek başlayayım. Sanıyorum kendimi yanlış ifade ettim yukarıda. Çünkü ne okunma garantisiyle yazıyorum ne de böyle bir beklentim var. Evet kendim için yazıyorum tabirini kullanıyorum çünkü yazdıklarım öncelikle benim hoşuma giden ürünler olmalı. Yıllardır bu böyle oldu bir yerlerde yayınlamak işin sadece bir basamağı benim için. Beğenilme kaygısı insanı olmadığı bir noktaya sürükleyebilir o tarz fikriyatlardan korkarım biraz. Lakin konumuz bunlar değil. Kendime yazıyor olmak tabirinin okuyan kişiyi dışladığım gibi bir algı yaratmasını istemediğim için açıklama gereksinimi duydum sadece :smile:

Bunun dışında öyküyü içsel bir yolculuk olarak değerlendirmezdim ben aslında gözlemlediğim birçok şeyin ortaya çıkmasıydı. Ki yazma eyleminin geneli zaten bundan ibarettir çoğu zaman en azından benim için. Ve dürüst olmak gerekirse bir anlam ifade etsin diye yazmıştım :smile: Anlaşılmama kaygısı gütmedim ya da fikirlerimi gizleyeyim saklayayım da demedim. Yazdıklarımın çoğu kendi dertlerinden türeyen işler. Buradaki derdim de umursamadığımız haber başlıklarının, insanların, olayların kısaca yaşamın zamanın genel akışında kaybolmasıydı. Duymazdan gelme halimizden muzdarip bir öyküydü yani.

Okuyan kişinin durup da kendisinin neyi önemsemediğini veyahut kulak arkası ettiğini düşündüğü tek bir an varsa şayet bu öykü benim için yeterli düzeyde anlaşılmış demektir diyerek de kapatıyorum yorumu.

Tekrar teşekkür ederim, ilhamla kal!


(Merve Aydın) #13

Ezgi güzel arkadaşım merhaba :slight_smile:
Bu kez anlaşılması güç ve kapalı anlatımlarınla dolu sağlam bir öykü var önümde. Balonların içinin helyumla değil de duyulmayan, arka plana atılan kelimelerle dolu olması fikri sağır sultan temasının işlenmesi açısından çok yaratıcı olmuş. Tostçu, baloncu, temizlik görevlisi ekibinin bir uydu gibi birbirlerinden haber almaları yüksek gözlem yeteneğinin öyküye hoş bir yansıması. Eski kelimeler kullanımın ise bana zaten çok normal gelen bir şey ve açıkçası kelimenin eskisi yenisi olduğuna pek inanmıyorum. Ha bu kelime konusu belki bende mesleki deformasyondur. Herkesin fikri başka olabilir :slight_smile:

Tüm bu olumlu eleştirilerimin yanısıra sanki bu öyküde bazı kopukluklar var gibi. Sanki arkada dönen birtakım şeylerden sanki senin haberin var ama okurun yok gibi. Bu gibi durumlara bazen ben de düşebiliyorum. Seni anlıyorum. Bu sanırım bunun bir öykü olmasından ve bizim daha çok kelime ile daha fazla yazma ihtiyacımız varken burada kelimelerimiz sınırlı olduğundan oluyor. Sanırım kısaltma kaygısı bilinçaltımızda dolanıp duruyor ve bir şeyler öyküde eksik kalıyor. Senin latif kalemini bildiğimden ve enerji olarak da uyumlu olduğumuzu düşündüğümden öykünün ne demek istediğini, öykünün derdini elbette anladım. Fakat seni bilmeyen birisi bu öyküyü okuduğunda ee yani, diyebilir. Sen de öyle düşünür müsün bilmiyorum ama öykünün paragraflarını kendi dosyasında biraz daha birbirine bağlayabilirsin Ezgi.

Seni, kalemini, güzel ruhunu çok sevdiğimi zaten biliyorsun canım arkadaşım. Büyülü kalemin daim olsun.


(Ezgi Özbek) #14

Merhabalar Merveciğim!

Yalan yok bu öykü ortada salındıktan sonra yazma iştahım bir miktar azaldı :smiley: Kafamın gerisinde bir yer inatla anlaşılması güç noktaları bulamıyor ki belirttiğin helyum mevzusu da en kapalı noktasıydı bana kalırsa. Paragraflar arasındaki kopukluklara gelirsek sanırım dediğini yapacağım. En azından kesme işaretleri bile eklesem o bölünme anlarını netleşecektir gibi geliyor.

Arkada dönen detaylar benim için çok canlıydı evet cağnım. Ama kurguya katkı sağlamadıkları için eklememiştim. Standart bir rutindi aslında, çocukların pistte oynayışları, takı sırasındaki o bekleyişler, ne bileyim salonun üst katında ayağını balkona yaslayıp aşağıdaki masayı kirleten gençler gibi ayrıntılar mevcuttu. Veyahut Sağır Sultan’ın evreninde olabilecekler kafamda dönüp durmuştu. Baloncu dışında elçileri kim olabilir falan gibi ama bu da öykü dışında olduğundan eklememiştim.

Bununla birlikte bir arkadaşım bu öyküye dair konuştuğumuzda tüm bu ayrıntıları anlattığım için olsa gerek kurguyu devam ettir dedi. Sanıyorum genel eleştiriler ışığında uzatacağım bu kurguyu. Belki burada da paylaşırım en azından doğduğu yerde gelişmeye devam eder.

Kıymetli yorumun ve yapıcı yaklaşımın için çok çok teşekkür ederim! İlhamın sonsuz olsun :slight_smile: