Çırak şiir derlemesi

Kendi karanlığımda bırakın beni

Alıştım belki zifiri karanlığa

garipsemez oldum geceleri

bazen ay ve yıldızlar yoldaslık ederdi bana

şimdi onlar da yabancı

artık yol bulamaz mıyım yoksa

Yeni bir yol mu görünüyor uzakta

sanmıyorum iki dünya da zifiri karanlık

lakin en karanlık olanı içim

kim olduğunu bilmez mi insan

neden her defasında sorgular herşeyi

kaç lisan bilmeli kaçından anlamalı insan

nasıl bakmalı kaç telden çalmalı gözler

ne insan ne lisan anlattı bizi

kim duydu sessimizi

kaç bakış can yakmadan dokundu

hangi roman anlatmadı dostoyevski gibi

hiç anlatmadı. hayat o kadar basit mi

insan değeri bakışı başarısı dini nezdinde ölçülüyor

evet hayat bu kadar basit

tek yapman geren deney faresi gibi koşmak herhalde

işte bu basiti bile yapamıyor bazen insan

anlatacak lisan bulamıyor

çünkü nereye baksa aynı gözler aynı sözler

değişmesi gereken de o bakışlar altında ki o sözler ardındaki

ardında bıraktığı izler olmadı hiç

hayatın yüklediği yük mü ağır yoksa verilen mana mı daha ağır

kaç kilo basar insan değeri

insan yaptıkları ile mi yoksa varlığı ile mı kıymetlidir

kaç kilo eklemeli sevmek sevilmek için

kaç insan hayatta iz bırakmadan gitmiş

bu kadar kolay mı gerçekten

ama küçük te olsa insanlar dokumuştur

tıpkı benim dokunamadıgım gibi

belkide umut etmeyi bırakmak gerek

yalnızca yarış atı gibi koşuşturmak yeterlidir yaşamayı hakketmek için

en büyük zulmü düşünerek mi verir kendine insan

bazen vicdan bile bela oluyordur belki

kendini terkedebilir mi insan

bırakır mı sevmeyi sevilmeyi

tek bilmek istediğim neden dünyaya geldiğim

hakkediyor muyum burada olmayı

bıraksa insanlar hesap sormayı

gözleri yalanları söylemese mesela

insan denen varlık ne menem bir şey ki

bu kadar bekletiniyi sırtına yükleniyor

ağladığında kalk ağlama yap denmese mesela

bunu dediğim için kendimi suçlu hissetmesem

bazen bir muamma olur

sürekli muammaya kayar insan

insan acizligine niçin aldanmaz sanki

ahir de olsa zaman

durmak çok zor belki

kaç kere pişman olur insan dünyaya geldiğinde

kaç kere şahitlik eder insan acizligine

madem bu kadar zordu sürünmek şarttı

neden zati insan yerine zati böcek zati yaprak olmaz o zat öyleyse tabi

bir muamma mı yoksa yüze çarpan hakikatler mi

milyonlarca gönül olsun neye yarar

hepsi paramparça olmuşsa eğer

var olmak için yaşamak mı gerek

yoksa bir parça mutluluk mu

en çok koyan alıştığım mutluluk sandığım şeyler

bir şekilde yaşayınca

ölüm elde olmayınca katlanmak gerek

bu kadar zor olmamalıydı belkide

yine de umut varmışcasına yaşamak neyime

süslü bir sepet gibi olmak gerek kanaatimce

bu kadar boş ve basit olmak zor olmamalı

kendimce yaşasamda bir zamir miyim diye sormaktan alamıyorum kendimi

bir sözcük bir anlam bir dize ifade edecek kadar varmıyım

bir lanetli şüphe Kara bulut gibi üzerimde

oysa ne kadar kaybolabilir daha fazla insan

kaç lisan yeter bunu anlatmaya

akik taşı gibi değerli mi yanılmıyorsa

Elmas olmasa bile

kaç yıl ayrımı var daha

başlangıçsız son mümkün değil mi benim gibi

Gözlerin ile gönlün gördüğü değişir .

sorsanız, Çiçekli bahçelerde neler gördüğümü.

hummalı böğürtlenlerdeki renkleri ,

bir muamma belkide .

lakin gördüğüm hızla geçen arabalar

kaybettiğim seneler yada kaybolan umutlardı.

birbirine bakmadan ,anlamadan geçip giden insanlar

hele ki sana varlığını hatırlatıp

senin hatanla yine unutturmuşsa .

yada hiç olmamışsa

her hatırlayış bir arayış bir kırgınlık .

ikilemde kalan paramparça olmuş bir kalp.

hatırlanmalıyım,

yok, hayır bilinmeyeni oynama zamanı.

koşuşturan insanlar görüyorum.

kimi inşaat ta kimi kömür ocağında ,

yada aracıyla iş yerine yetişmeye çalışıyor.

hastanede derdini soruyor.

çeşmesinden su dolduruyor

okula kütüphane ye gidiyor yaşamak için.

sobalar ocaklar tütüyor evlerde.

sabahın erken saatlerinde ahırda inek bakıyor teyzelerimiz. güya

bir zamanlar anlamsız sıradan şeyler di bunlar

yokluğunda anlıyor insan

bu saydığım ve daha fazlası bile olamamak ne kadar zor

Dağlarda çoban değil miyim diye dağlara taşlara baktıkça hüzünlendim

her çocuk sesinde bir öğretmen olamadım diye mi tüm bunlar

türkülerde o bacı olamadım diye mi

film dizide kitapta yer alana benzemedim diye mi

komşuların sohbetlerini dinleyip hal hatır sormadıgım için selam vermediğin için belkide

neden bir tır kamyon şoförü değilim mesela kömür vb taşıyan

her mesleğin kulu kölesi olurum belki

bir postacı bir bankacı barmen çöpçü vesaire…

insana en ağır gelen nedir dersiniz

tepeden düşmek mi yoksa yerin kendisinemi görmek

belkide en ağır gelen kaybetmekte bazen

ıssızca gelen ve gürültü ile giden gibi

peki kim istemişti ki gelmesini

gelen giderde kalan yerinde parçalanır

insana en korkutucu gelen saf ta olsa sevgi değer vermek

Ansızın hiç olmana hiçligini kabul edilişine tutulursunda

en beklenmedik anda gelir unutma hiç olduğun

dünya güzel olsa gelmezdim

duamız kabul olacaksa etmezdik belki

Rabbimiz en ıssız en fazla en ağır olduğumda geldimde

rastlamadım bir kere sana

ol dememişsin duama

sahi benim gibi bir kulun duasını zaten neden kabul edesinki

sana bile yetemedim

layık olamadım sana ne sana ne kullarına

bu verdiğin beden belki günahsız ama içindek ruh karanlığa bulanmış

kanserli doku gibi alınmayı bekliyor

kalbin atışı insanı canlı kılan değil mi

kalbin içinde de bir canı da yaşatıyor mu dersiniz

kaç kılıfa bürünür insan

kaç lisansla anlatabilir kendini

her şey var ve bir hiç yok sadece

onuda üreten kendisi insanın

geçici dünya ama geçmiyor

zaman akmıyor bir kendini bırakamıyor insan

vazgeçemiyor kendinden

ne yeniden doğuyor ne yaraları sarılıyor ne de yaşayabiliyor bu belirsiz lisanda

sahi her insana aynı lisanda konuşmak mümkün mü

aynı kılıfta girilirmi hayata

Vazgeç insan kendinden vazgeç bir bırak artık kendini

kalkmaz gölge üstünden

uzanır güneşin karşısına tepeden bakar herkese

sanki tüm dünyayı aydınlatan tek o gibi

geceyle aldanmaz minnetini esirgemezdi aydan

ne zaman Güneş batacak der gibiydi ay sanki

uzaktan uzağa gülerdi alemin haline

bir ben mi diye kızardı kaderine

ne kadar yalan oysa sabahlar öğlenler

bir şafağı bir tanı bilir o

uyanabilse yalnızca Dünya ondan ibaret

güzel anlar orada tıkanmış sanki

ey kuşlar alın üzerimden şu gölgeyi

bir parça kanatım olsa keşke

sizinle uzaklaşsam bu gölgeden alemden ebediyen

lütfen beni de alın cennetinize

kuşlar cehennemi neyime dimi

çatlayan bir yumurtadan çıkacağını nereden bileceksin

o kabuktan çıkmayı seçen o kuş mu

özgürlüğe uçabilecek güya

hangi özgürlük doğduğun kaynaktan daha özgür

gözyaşları silinmeyen bir kuş olmak belki en doğrusu

uçan kuşlara Zümrüdüankalara benzemek ne güzel şey oysa

yeniden doğan kaç kul var ki

mazi kalbimde yaraysa

zaman kalbimde acı mı

ömrüm yetecek mi deymeye bu dünyaya

alsan beyhude bu canı sanki hiç olmamış ahir bir zat belkide

kaç kalbe dokunamadan uzaklaştı soğudu için belki doğrusu bu

neylesin kim bu bilmesi

bilmez bilinmez unutulmuş unutan olmak ne kadar mümkün oysa

doğru en kolayı bu yana

en son en çıkılır yer yine rabbin yanı

ne kadar yalan herşey ne kadar boş bir hayat bizimkisi kimimiz adalet dağıtıyor kimimiz eğitim kimi güvenlik güya halbuki dağıttığımız asıl şey koşullu kabul edinme bir düşün yaa bir bahçıvan bir bahçeye

fidanlar dikiyor o fidanlar Adalet güvenlik yönetim aile akraba komşu çevre kisvesiyle birbirini ezip üstünlük kurmaya çalışıyor bizde Allah’ın tohumları degilmiyiz halbuki yok ama anladım insanın demekki içinde potansiyelinin üstünde var bu durum

tarifsiz bir derde girmiş dünya

İslamiyetin güneşi kalkmış üzerinden

üstümüzde kalan paramparça gerçek sanılanlar

oysa o gerçeklerin ardındakiler degilmiydi sahici olanlar

her şeyde hacim kütle görünürlük kanıtlar arar olduk

halbuki Mekke’nin Fethinde kırmadık mı o putları

aynı derede iki kez yıkanmaz derdi biri

ne kadar doğru olduğunu şimdi anladım

somut olana o kadar tutuldu ki

onu bir aracı olduğunu unuttuk

onu da var eden soyutluklar değil miydi

zihin hayal gücü ve ilahi güç gibi

ne kadar yanıldık yine

uçun kuşlar uçun semaya

bir haber gönderin bu kendini bilmeze

uçun uçun ,artık varın diyarımıza

beni de alın yanınıza

selam olsun uyumsuzlarımıza

kalmadı artık sabrım bu yanlızlıga

isyan ediyorum kabul etmiyorum

yakarım kalmadı artık bu toplumla yaşamaya

insan zati ahirdir

bilmez kendini uymaz iradesine

nefsine yenik düşer

selamati kalmadı bu terki diyarın

zamansız atıldığım bu çehrede

yenik düştük kendimize

zamana sığmaz Diyar bırakmaz olduk birbirimize

ne beklersin zamanı gelmedi mi

sizlere varmaya

Ey kuşlar dinleyin beni

sözüm sana kalmadı artık gönlümde derman

toplumun mu çehresi Kara yoksa

kendi karanlığını mı yakıştırdı ona

bilinmez güç

insanoğlu neden gitmeyi bilmez

neden bir türlü imtihanını geçemez

toplum kara insan Kara tüm sanatçılar da Kara o halde

madem herkes Kara adalet yönetim eğitim güvenlik te yalan dolan

bizi sınayan kim o halde

kukla gibi kim oynatıyor bizi

Güneş hergün neden süzüyor bize sıratarak

anlamı var mı gerçekten hayatın

bir şey ifade ediyor mu dünya

sadece hissediyorum

hissettiğimle de yetmiyor

asla da yetmiyecek

dünya kendisi gerçekten somut mu insanın kendisi somut mu ki

bizden somutluk bekleniyor

acı bile kıyaslanıyor inanmıyorum bu dünyaya kuşlar benimde alın yanınıza

evet gün gelir bu da yetersiz olacak bize şiir bile yazmak zor gelecek belki

şuan bu şiirleri kimse görmediği için güzel

bırakmak lazım her güneşin agarısını belki

gerçekten ağaran bir güneş mi var yoksa her gün bizimle alay etmekten yorulan bir seyirci mi tepede

bilinmez bir labirentte gülecek ne buluyor ki

kaç kere şahitlik etmiş bir ruhun huzuruna kaç kez bu sefer de şeytan kazandı yine dedi

Rabbi göreceği ne kaldı ki dünyada

daha güneş yıldızlara aya haber vermedi mi halini

kaybolan yıllara yıldızlara ne oldu

dünyanın elektriği neden kesildi böyle

geri dönülmez mi artık rabbine

ulaşılmaz mı hakkın tek sahibine

Yıldızlar ne zaman ulaşır semaya

Rabbi artık duy sesini

 kime neye göre seçeyim gerçeği 

olamadımsa kendime bir doğru

daha kaç yoldan geçeyim

ölüm savaş yokluk olmuşsa bir

mutluluğu nerede görmeliyim

aradığım bir gerçek bu kadar mı zehreder yaşamayı 

yok yok kim ne derse desin gerçek en fazla tanrı kadar hızlı meçhul kalmış

ben ne dersem diyeyim yol bir ayrıma çıkmıyor suç kimsenin olmuyor

hislerse tamamen bir masal

bazen bir cadı bazen bir prenses oluyor

yorulmadım suçlu da değilim suçsuz da değilim

meçhul bilinmeyen veya kendince olmaya çalışan bir zavallıyim

bir beklenti durağındayız bin beklenti ile yola çıkan bir tren istasyonuna vardınmı başladı cümbüş

adı zulüm edeceksin kıracaksın

iftira atacaksın

trenden indim mi yakarışları kendini bile unutacaksın karşına çıkarsa bir daha bu kim iftira diyecek üste çıkacak kırmızı halılarda karşılanacaksın

işte bu kadar kolay hayatı yaşamak

herkesi ezip geçmek sevgi saygı duymamak anlayış göstermemek aslında bu durağ

ın kaynağı

derlerki şekillendiren çevre diye

küçümsemek olmuş durağın zammı

merhamet kapanan bir durak olmuş

liyakat kurallar Adalet eğitim sağlık

bu duraktan geçer olmuş

hergün inkar üzülmemek ağlamak günah olmuş bayramlar savaş savaşlar Bayram olmuş insanın özü bu olmuş maalesef

1 Beğeni