Kendi karanlığımda bırakın beni
Alıştım belki zifiri karanlığa
garipsemez oldum geceleri
bazen ay ve yıldızlar yoldaslık ederdi bana
şimdi onlar da yabancı
artık yol bulamaz mıyım yoksa
Yeni bir yol mu görünüyor uzakta
sanmıyorum iki dünya da zifiri karanlık
lakin en karanlık olanı içim
kim olduğunu bilmez mi insan
neden her defasında sorgular herşeyi
kaç lisan bilmeli kaçından anlamalı insan
nasıl bakmalı kaç telden çalmalı gözler
ne insan ne lisan anlattı bizi
kim duydu sessimizi
kaç bakış can yakmadan dokundu
hangi roman anlatmadı dostoyevski gibi
hiç anlatmadı. hayat o kadar basit mi
insan değeri bakışı başarısı dini nezdinde ölçülüyor
evet hayat bu kadar basit
tek yapman geren deney faresi gibi koşmak herhalde
işte bu basiti bile yapamıyor bazen insan
anlatacak lisan bulamıyor
çünkü nereye baksa aynı gözler aynı sözler
değişmesi gereken de o bakışlar altında ki o sözler ardındaki
…
ardında bıraktığı izler olmadı hiç
hayatın yüklediği yük mü ağır yoksa verilen mana mı daha ağır
kaç kilo basar insan değeri
insan yaptıkları ile mi yoksa varlığı ile mı kıymetlidir
kaç kilo eklemeli sevmek sevilmek için
kaç insan hayatta iz bırakmadan gitmiş
bu kadar kolay mı gerçekten
ama küçük te olsa insanlar dokumuştur
tıpkı benim dokunamadıgım gibi
belkide umut etmeyi bırakmak gerek
yalnızca yarış atı gibi koşuşturmak yeterlidir yaşamayı hakketmek için
en büyük zulmü düşünerek mi verir kendine insan
bazen vicdan bile bela oluyordur belki
kendini terkedebilir mi insan
bırakır mı sevmeyi sevilmeyi
tek bilmek istediğim neden dünyaya geldiğim
hakkediyor muyum burada olmayı
bıraksa insanlar hesap sormayı
gözleri yalanları söylemese mesela
insan denen varlık ne menem bir şey ki
bu kadar bekletiniyi sırtına yükleniyor
ağladığında kalk ağlama yap denmese mesela
bunu dediğim için kendimi suçlu hissetmesem
bazen bir muamma olur
sürekli muammaya kayar insan
insan acizligine niçin aldanmaz sanki
ahir de olsa zaman
durmak çok zor belki
kaç kere pişman olur insan dünyaya geldiğinde
kaç kere şahitlik eder insan acizligine
madem bu kadar zordu sürünmek şarttı
neden zati insan yerine zati böcek zati yaprak olmaz o zat öyleyse tabi
bir muamma mı yoksa yüze çarpan hakikatler mi
milyonlarca gönül olsun neye yarar
hepsi paramparça olmuşsa eğer
var olmak için yaşamak mı gerek
yoksa bir parça mutluluk mu
en çok koyan alıştığım mutluluk sandığım şeyler
bir şekilde yaşayınca
ölüm elde olmayınca katlanmak gerek
bu kadar zor olmamalıydı belkide
yine de umut varmışcasına yaşamak neyime
süslü bir sepet gibi olmak gerek kanaatimce
bu kadar boş ve basit olmak zor olmamalı
kendimce yaşasamda bir zamir miyim diye sormaktan alamıyorum kendimi
bir sözcük bir anlam bir dize ifade edecek kadar varmıyım
bir lanetli şüphe Kara bulut gibi üzerimde
oysa ne kadar kaybolabilir daha fazla insan
kaç lisan yeter bunu anlatmaya
akik taşı gibi değerli mi yanılmıyorsa
Elmas olmasa bile
kaç yıl ayrımı var daha
başlangıçsız son mümkün değil mi benim gibi
Gözlerin ile gönlün gördüğü değişir .
sorsanız, Çiçekli bahçelerde neler gördüğümü.
hummalı böğürtlenlerdeki renkleri ,
bir muamma belkide .
lakin gördüğüm hızla geçen arabalar
kaybettiğim seneler yada kaybolan umutlardı.
birbirine bakmadan ,anlamadan geçip giden insanlar
hele ki sana varlığını hatırlatıp
senin hatanla yine unutturmuşsa .
yada hiç olmamışsa
her hatırlayış bir arayış bir kırgınlık .
ikilemde kalan paramparça olmuş bir kalp.
hatırlanmalıyım,
yok, hayır bilinmeyeni oynama zamanı.
koşuşturan insanlar görüyorum.
kimi inşaat ta kimi kömür ocağında ,
yada aracıyla iş yerine yetişmeye çalışıyor.
hastanede derdini soruyor.
çeşmesinden su dolduruyor
okula kütüphane ye gidiyor yaşamak için.
sobalar ocaklar tütüyor evlerde.
sabahın erken saatlerinde ahırda inek bakıyor teyzelerimiz. güya
bir zamanlar anlamsız sıradan şeyler di bunlar
yokluğunda anlıyor insan
bu saydığım ve daha fazlası bile olamamak ne kadar zor
Dağlarda çoban değil miyim diye dağlara taşlara baktıkça hüzünlendim
her çocuk sesinde bir öğretmen olamadım diye mi tüm bunlar
türkülerde o bacı olamadım diye mi
film dizide kitapta yer alana benzemedim diye mi
komşuların sohbetlerini dinleyip hal hatır sormadıgım için selam vermediğin için belkide
neden bir tır kamyon şoförü değilim mesela kömür vb taşıyan
her mesleğin kulu kölesi olurum belki
bir postacı bir bankacı barmen çöpçü vesaire…
insana en ağır gelen nedir dersiniz
tepeden düşmek mi yoksa yerin kendisinemi görmek
belkide en ağır gelen kaybetmekte bazen
ıssızca gelen ve gürültü ile giden gibi
peki kim istemişti ki gelmesini
gelen giderde kalan yerinde parçalanır
insana en korkutucu gelen saf ta olsa sevgi değer vermek
Ansızın hiç olmana hiçligini kabul edilişine tutulursunda
en beklenmedik anda gelir unutma hiç olduğun
dünya güzel olsa gelmezdim
duamız kabul olacaksa etmezdik belki
Rabbimiz en ıssız en fazla en ağır olduğumda geldimde
rastlamadım bir kere sana
ol dememişsin duama
sahi benim gibi bir kulun duasını zaten neden kabul edesinki
sana bile yetemedim
layık olamadım sana ne sana ne kullarına
bu verdiğin beden belki günahsız ama içindek ruh karanlığa bulanmış
kanserli doku gibi alınmayı bekliyor
kalbin atışı insanı canlı kılan değil mi
kalbin içinde de bir canı da yaşatıyor mu dersiniz
kaç kılıfa bürünür insan
kaç lisansla anlatabilir kendini
her şey var ve bir hiç yok sadece
onuda üreten kendisi insanın
geçici dünya ama geçmiyor
zaman akmıyor bir kendini bırakamıyor insan
vazgeçemiyor kendinden
ne yeniden doğuyor ne yaraları sarılıyor ne de yaşayabiliyor bu belirsiz lisanda
sahi her insana aynı lisanda konuşmak mümkün mü
aynı kılıfta girilirmi hayata
Vazgeç insan kendinden vazgeç bir bırak artık kendini
kalkmaz gölge üstünden
uzanır güneşin karşısına tepeden bakar herkese
sanki tüm dünyayı aydınlatan tek o gibi
geceyle aldanmaz minnetini esirgemezdi aydan
ne zaman Güneş batacak der gibiydi ay sanki
uzaktan uzağa gülerdi alemin haline
bir ben mi diye kızardı kaderine
ne kadar yalan oysa sabahlar öğlenler
bir şafağı bir tanı bilir o
uyanabilse yalnızca Dünya ondan ibaret
güzel anlar orada tıkanmış sanki
ey kuşlar alın üzerimden şu gölgeyi
bir parça kanatım olsa keşke
sizinle uzaklaşsam bu gölgeden alemden ebediyen
lütfen beni de alın cennetinize
kuşlar cehennemi neyime dimi
çatlayan bir yumurtadan çıkacağını nereden bileceksin
o kabuktan çıkmayı seçen o kuş mu
özgürlüğe uçabilecek güya
hangi özgürlük doğduğun kaynaktan daha özgür
gözyaşları silinmeyen bir kuş olmak belki en doğrusu
uçan kuşlara Zümrüdüankalara benzemek ne güzel şey oysa
yeniden doğan kaç kul var ki
mazi kalbimde yaraysa
zaman kalbimde acı mı
ömrüm yetecek mi deymeye bu dünyaya
alsan beyhude bu canı sanki hiç olmamış ahir bir zat belkide
kaç kalbe dokunamadan uzaklaştı soğudu için belki doğrusu bu
neylesin kim bu bilmesi
bilmez bilinmez unutulmuş unutan olmak ne kadar mümkün oysa
doğru en kolayı bu yana
en son en çıkılır yer yine rabbin yanı
ne kadar yalan herşey ne kadar boş bir hayat bizimkisi kimimiz adalet dağıtıyor kimimiz eğitim kimi güvenlik güya halbuki dağıttığımız asıl şey koşullu kabul edinme bir düşün yaa bir bahçıvan bir bahçeye
fidanlar dikiyor o fidanlar Adalet güvenlik yönetim aile akraba komşu çevre kisvesiyle birbirini ezip üstünlük kurmaya çalışıyor bizde Allah’ın tohumları degilmiyiz halbuki yok ama anladım insanın demekki içinde potansiyelinin üstünde var bu durum
tarifsiz bir derde girmiş dünya
İslamiyetin güneşi kalkmış üzerinden
üstümüzde kalan paramparça gerçek sanılanlar
oysa o gerçeklerin ardındakiler degilmiydi sahici olanlar
her şeyde hacim kütle görünürlük kanıtlar arar olduk
halbuki Mekke’nin Fethinde kırmadık mı o putları
aynı derede iki kez yıkanmaz derdi biri
ne kadar doğru olduğunu şimdi anladım
somut olana o kadar tutuldu ki
onu bir aracı olduğunu unuttuk
onu da var eden soyutluklar değil miydi
zihin hayal gücü ve ilahi güç gibi
ne kadar yanıldık yine
uçun kuşlar uçun semaya
bir haber gönderin bu kendini bilmeze
uçun uçun ,artık varın diyarımıza
beni de alın yanınıza
selam olsun uyumsuzlarımıza
kalmadı artık sabrım bu yanlızlıga
isyan ediyorum kabul etmiyorum
yakarım kalmadı artık bu toplumla yaşamaya
insan zati ahirdir
bilmez kendini uymaz iradesine
nefsine yenik düşer
selamati kalmadı bu terki diyarın
zamansız atıldığım bu çehrede
yenik düştük kendimize
zamana sığmaz Diyar bırakmaz olduk birbirimize
ne beklersin zamanı gelmedi mi
sizlere varmaya
Ey kuşlar dinleyin beni
sözüm sana kalmadı artık gönlümde derman
toplumun mu çehresi Kara yoksa
kendi karanlığını mı yakıştırdı ona
bilinmez güç
insanoğlu neden gitmeyi bilmez
neden bir türlü imtihanını geçemez
toplum kara insan Kara tüm sanatçılar da Kara o halde
madem herkes Kara adalet yönetim eğitim güvenlik te yalan dolan
bizi sınayan kim o halde
kukla gibi kim oynatıyor bizi
Güneş hergün neden süzüyor bize sıratarak
anlamı var mı gerçekten hayatın
bir şey ifade ediyor mu dünya
sadece hissediyorum
hissettiğimle de yetmiyor
asla da yetmiyecek
dünya kendisi gerçekten somut mu insanın kendisi somut mu ki
bizden somutluk bekleniyor
acı bile kıyaslanıyor inanmıyorum bu dünyaya kuşlar benimde alın yanınıza
evet gün gelir bu da yetersiz olacak bize şiir bile yazmak zor gelecek belki
şuan bu şiirleri kimse görmediği için güzel
bırakmak lazım her güneşin agarısını belki
gerçekten ağaran bir güneş mi var yoksa her gün bizimle alay etmekten yorulan bir seyirci mi tepede
bilinmez bir labirentte gülecek ne buluyor ki
kaç kere şahitlik etmiş bir ruhun huzuruna kaç kez bu sefer de şeytan kazandı yine dedi
Rabbi göreceği ne kaldı ki dünyada
daha güneş yıldızlara aya haber vermedi mi halini
kaybolan yıllara yıldızlara ne oldu
dünyanın elektriği neden kesildi böyle
geri dönülmez mi artık rabbine
ulaşılmaz mı hakkın tek sahibine
Yıldızlar ne zaman ulaşır semaya
Rabbi artık duy sesini
kime neye göre seçeyim gerçeği
olamadımsa kendime bir doğru
daha kaç yoldan geçeyim
ölüm savaş yokluk olmuşsa bir
mutluluğu nerede görmeliyim
aradığım bir gerçek bu kadar mı zehreder yaşamayı
yok yok kim ne derse desin gerçek en fazla tanrı kadar hızlı meçhul kalmış
ben ne dersem diyeyim yol bir ayrıma çıkmıyor suç kimsenin olmuyor
hislerse tamamen bir masal
bazen bir cadı bazen bir prenses oluyor
yorulmadım suçlu da değilim suçsuz da değilim
meçhul bilinmeyen veya kendince olmaya çalışan bir zavallıyim
bir beklenti durağındayız bin beklenti ile yola çıkan bir tren istasyonuna vardınmı başladı cümbüş
adı zulüm edeceksin kıracaksın
iftira atacaksın
trenden indim mi yakarışları kendini bile unutacaksın karşına çıkarsa bir daha bu kim iftira diyecek üste çıkacak kırmızı halılarda karşılanacaksın
işte bu kadar kolay hayatı yaşamak
herkesi ezip geçmek sevgi saygı duymamak anlayış göstermemek aslında bu durağ
ın kaynağı
derlerki şekillendiren çevre diye
küçümsemek olmuş durağın zammı
merhamet kapanan bir durak olmuş
liyakat kurallar Adalet eğitim sağlık
bu duraktan geçer olmuş
hergün inkar üzülmemek ağlamak günah olmuş bayramlar savaş savaşlar Bayram olmuş insanın özü bu olmuş maalesef