Dairesel Üçgen

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/dairesel-ucgen/



“Şu şeyi ver diyorum, ımmm hani mavi şişenin içinde duran sarımsı suyun adı neydi?” Hasan etrafına baktı, yayılarak kurulduğu sekiz bacaklı koltuğunu mabadıyla hafifçe sarsınca yanında duran kutunun içinden şişenin tıngırtısı geldi. “Hah,” diyerek şişeyi Ragıp’a uzattı. Ragıp dudaklarının hepsinden birden sızdıra sızdıra şişenin dibini buldu, boş şişeyi çöp yuvarına doğru salladı. Ragıp ağızlarını temizleme… (DEVAMI…)

Merhaba @Foton

İlginç ve tuhaf bir öykü olmuş. Beğendiğimi söylemeliyim. Hem felsefeye hem toplumsal sorunlara hem komediye hem temaya dokunmuşsunuz. Öykünüzü okurken aklımda beliren sorulara çoğunlukla yine öykü içinde yanıt bulabildim. Aklımda kalan tek soru neden Kutsal Ana’nın korktuğu oldu. Belki bu yanıt da öykü içinde ama ben kaçırdım.

Bir de araya eklediğiniz felsefik yorumları biraz dağınık buldum. Ama bu benimle ilgili de olabilir.

Karakter isimlerinizi çok tuttum ve özellikle gözümün önünde yaratıklar canlanınca daha bir keyifli oldu. Kafaya vurma detayları da gülümsetti.

Elinize sağlık

1 Beğeni

Selam @Foton,

Öykünüzü severek okudum. Özelikle mizahi yönü hoşuma gitti. Ancak izninizle birkaç küçük eleştirim olacak:

Bazı pasajlarda geçişler keskin olmuş.

Bazı diyaloglarin ucu açık kalıp sonlandırılmamiş. Sonlarına dedi gibi fiiller konulmamış.

Bazı yerlerde, diyaloglarin önüne ya da sonuna eklenen kahramanların vücut dilleri betimlemeleri akıcılığı bozmuş gibi.

Bazı diyaloglar da uzun olmuş. Tabi bunda felsefik göndermeler etkili olmuş gibi.

Sonuç olarak güzel bir öyküydü. Sıkılmadan okudum. Kaleminize sağlık…

1 Beğeni

Merhaba @Muge_Kocak,

Değindiğiniz dağınıklık konusunu pek fark etmedim, büyük ihtimalle haklısınız da :slight_smile:, maalesef ön okuma yapabilecek tek bir arkadaşım var o da son zamanlarda ne göndersem beni uyandıramaz ve beğenir oldu onu bir değiştirebilsem bu tür hikaye çapaklarından kurtulmamda mümkün olacak :relieved:.
Kutsal Ana her otokrat gibi giderek yalnızlaşan ve etrafındaki herkesten korkar hale gelen bir yaratık -ki katrilyonlarca tebaası var- bu sebeple kendince önlemler alıyor (kastlaştırma, hiyerarşik baskı zinciri). Bu arada yukarıda bahsettiğim ön okuma yapan arkadaşımda bk hikayeleri yazan biri ve oldukça kısa metinlerle meramını anlatma kabiliyeti yüksek, biraz ona özenmemden dolayı konularımı nicel olarak artırırken, nitel kısımda güdük bırakmama sebep oluyor. Hasılı tam karar verebilmiş değilim.
Övgüleriniz için teşekkürler, tuhaflığı yakalayabilmişsem ne mutlu bana. Hikayeyi tasarlarken bunu yaklamayı çok istemiştim, dönüşümü aldım, muluyum :grinning:.

Piramit konusu beni hep sıkmıştır, pas geçecek gibiyim fakat sizin kaleminizden okumayı dört gözle bekliyorum.

Merhaba @ebuka,
Öykümü beğenmenize sevindim, eleştiri ve uyarılarınız için teşekkürler. Genel olarak size hak veriyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi bu biraz ön okutmadaki handikaptan kaynaklanıyor, biraz da benim “hadi, hadi şunuda anlat” diye kendimi acele ettirmemden. Bir tek diyalog önünde ya da sonunda karakter hareketini aktarma konusunda ısrarcıyım :slight_smile:. Niyeyse karakterlerimi daha sahici yaptığını düşünüyorum, belki biraz ayarı iyi yapmak gerekebilir, o ayrı konu.

Zaman ayırıp, hikayemi okuyup, eleştirilerinizi dile getirdiğiniz için her ikinize de teşekkür eder, esenlikler dilerim.

2 Beğeni

Ya bende de var bir tane ne göndersem beğenen. Artık okumaktan sıkıldığı için midir nedir, “Harika çok iyi hayranın oldum” deyip duruyor. Belki de körlük oluşuyor bir zaman sonra kim bilir. Siz yine de yazın Piramit’e

Hoşçakalın

1 Beğeni

Merhaba
Uzun bir öyküydü ama sıkılmadım hatta sonunu çok büyük bir merakla bekledim. Aklıma ilk başlar da yediklerinin normal birsey olduğunu düşündüm sonra insan girdi işin içine sonra çok felsefi bir çok unsurla karşılaştım. Haliyle çokça bir sürü şey sorgulatti bana. Acaba insan neye dönüştü biz muyduk ne zaman böyle olduk cümleleri tekrarladı kafanda. Ki baktığınızda şunu söyleyebiliriz galiba birazda gittikçe vahsilesiyor insan ırkı… Ölümler korkunç bir hal alıyor cinayetler her ne kadar insan eti yedirmesede ki ileride bunlarında gerçekleşmesi çok normal gibi gelmeye başladı… Galiba vahşete alistirilmaya başladık… Kahramamanizin dile getirmeye çalıştığı gibi biraz insan ne yapıyorsa kendisi yapıyor kendisine…
Nerede ters köşe oldum derseniz sanırım finalde
Çünkü öyküyü okurken kurgusu böyle bilim kurgu böyle fantastik bir hikaye neden Türkçe isimler diye sordum, Bi giciklanmaya başladım ama sonra kahramanlar bana bunun cevabını verdi… İnsan ne yapıyorsa sadece kendisine değil herseye yapıyor… Doğaya hayata varlığa kendisine… Bu yüzden onunla birlikte hersey herkese benziyor… Tebrikler başarılıydı… Yeni oykulere inşallah…

Beğenmenize sevindim Emrah bey. Başka hikayelerde bambaşka dünyalara kapılar açmak ümidiyle. Sağlıcakla kalın.