Dörtte Üç

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/dortte-uc/



II Sıvaları dökülmüş, kapkaranlık ve nemli bir odada uyandı. Önce nerede olduğunu anlamadı, hatta kim olduğunu bile. Belki de uyumuyordu da tam o anda, uyandığını hissettiği zamanda yaratılmıştı. Yattığı saman dolu şiltede dirseklerinin üstünde doğrulunca geçmişini değilse de kim olduğunu ve vazifesini bildi. Şiltesinde oturduğunda, bataklık çamuru gibi yapış yapış nemli odanın soğuğunu iliklerine kadar… (DEVAMI…)

4 Beğeni

Enfes bir öykü olmuş Türker. Üslûp ve kelimeler başta olmak üzere birçok şey değişmişe benziyor. İyiden daha iyiye gitmişsin emin adımlarla.

Nihayet ihtiyar hayvanın sırtına yerleştiğinde öne eğilip atın kulağına fısıldayarak hareket etmesini sağladı. İğdiş yürümeye eriniyor, her adımında mevsimler dönüyordu. Bir süre sonra binicisinin vazgeçmeyeceğini anlamış olacak ki, biraz daha hızlandı. İlerledikçe yanından geçtikleri ağaçların yaprakları dökülüp dalları kuruyor, yerlerdeki otlar sararıyor, çevredeki çiçekler soluyordu. Her adımla birlikte ağaçlar, çiçekler ve otlar durumlarını etraflarındaki türdeşlerine yayıyor, gittikçe genişleyen bir çember halinde ölüm sessizce yayılıyordu.

Özellikle şu kısım ateş ediyor. Eline sağlık, arayı çok açma ^^

1 Beğeni

Çok teşekkür ederim vakit ayırıp okuduğun ve yorum yazdığın için Çağatay. Beğenmene çok sevindim. Arayı açmamak konusunda yine söz veremiyorum :slight_smile:

1 Beğeni

Vay anam vay! Millet neler yazıyor ya…

Türker efsane bir şey olmuş. Tadı damağımda kaldı. Helal, ne diyeyim. Eline sağlık. üç bölümün de girişi ve finali ayrı ayrı harika. Beğendiğim iki yeri alıntılayarak geri geri ve her adımda selamlayarak seni terk ediyorum diyarı.

Çok teşekkür ederim Cem, beğenmene çok sevindim. Seni de görseydik keşke bu sayıda.

1 Beğeni