Dünya Senin Vatanın mı Yurdun mu?

Öykü Seçkisi’nde okumak için: Dünya Senin Vatanın mı Yurdun mu? – Aylık Öykü Seçkisi

image

Koşuyorsun. Ayakların çıplak. Ayakların doğduğunda da çıplaktı. Eğer birisi sana bir zamanlar ayakkabı giydirmemiş olsaydı şu an ayakların acır mıydı? Ayak tabanlarını topraktan ayıran bir maddeye alıştırılmamış olsaydın eğer kan revan içinde kalır mıydın koşarken? Neyse ne, alışkanlıklara yergi düzmenin zamanı ve yeri başka. Elindekilerle koşuyorsun işte. İnsan bacakların ne kadar izin verirse o kadar.… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Anlatımınızı biraz dağınık ve ahenksiz buldum açıkçası. Bana göre çok daha derli toplu ve öz ifadelerle anlatılabilirdi. Cümlelerinizi biraz mayalı bulduğumu da itiraf etmeliyim. İzninizle ne demek istediğimi açayım. Her cümlenizi alıntılamayacağım. Ne demek istediğimi anlatabilecek kadarını alıntılayıp düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım.

Blok-alıntı Koşuyorsun. Ayakların çıplak. Ayakların doğduğunda da çıplaktı.

Art arda gelen cümlelerde eğer özne, bir sonraki yüklemin de eylemini sırtlanıyorsa yinelenmemesinde fayda var diye düşünüyorum. Şöyle olabilirdi: ‘Ayakların çıplak, doğduğunda da çıplaklardı.’

Blok-alıntı Eğer birisi sana bir zamanlar ayakkabı giydirmemiş olsaydı şu an ayakların acır mıydı?

Burada giydirme eylemini yapan kişi belirsiz ise bu cümleyi daha kısa yoldan edilgen yapıda kurabiliriz. ‘Sana bir zamanlar ayakkabı giydirilmemiş olsaydı…’. Şu an ifadesi yerine kısa bir anı daha geniş açıyla betimleyen şimdiyi kullanmak zihnin kavrayışını yumuşatabilir.

Blok-alıntı Ayak tabanlarını topraktan ayıran bir maddeye alıştırılmamış olsaydın eğer kan revan içinde kalır mıydın koşarken?

Burada ayakkabıyı ‘bir madde’ olarak nitelemek çok doğru gelmedi bana. Araç olarak nitelemek daha doğru geliyor kulağa.

Blok-alıntı Neyse ne, alışkanlıklara yergi düzmenin zamanı ve yeri başka.

Otoriter bir anlatım tercih ediliyorsa; şahsen, bir anlatıyı okurken karşımda temize çekilmiş bir metin değil, konuşan bir yazar bulmak isterim. Neyse ne ifadesinin sonuna küçük bir ünlem iliştirmek; anlatıcıyı görmesek duymasak bile, onun biraz hırçınlaştığını biraz da umursamaz bir tavır takındığını bize hissettirebilir.

Herkes aynı şekilde yazmak zorunda değil elbette ama yazdıklarımızda bir ahenk yakalamalıyız. Her bestenin kendine özgü bir ritmi ve melodisi olduğu gibi. Müzik alegorisi üzerinden gidecek olursam, bu yazıyı okurken ahenkli bir beste değil de peş peşe aceleyle yazılmış notalar gördüm diyebilirim.

Öte yandan, otoriter anlatımlarda en büyük tehlike, yazarın vakıf olduğu meselenin merakı söndürecek ölçüde fazlaca gizlenmesidir. Bir tanrı konuşuyordur, bunu duyarız ancak kendini açık etmek için bize bir kitap göndermez. Bence söylemek istediklerinizde ve karakterinizin motivasyonunda eksiklikler var. Kim? Ne? Nerede? Ne zaman? Niçin? gibi soruların çoğuna ya cevap verilmiyor ya da kaçamak cevaplar veriliyor.

Yazı bu ve benzeri sebeplerden ötürü beni bütünüyle yakalayamadı. Elinize sağlık :slight_smile:

2 Beğeni

Teşekkür ederim yorum için.