Etna'da On Bir Dakika


(Gürkan Akpınar) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/etnada-on-bir-dakika/



Yunanistan ve Macaristan’la başlayan Avrupa turum, İtalya ile devam ediyor. Roma’dan sonraki durağım Sicilya oldu. Birkaç yere uğradıktan sonra meşhur Etna’nın yamacına geldim. Telefonun kamerası iki gün sonra nihayet düzeldi, buradan itibaren kayıt almaya devam ediyorum. Bugün Ağustos’un on ikisi. Birazdan, şu görmüş olduğunuz zirveye doğru yürümeye başlayacağım. Bana oldukça yorucu olduğu söylendi, teleferikle belli… (DEVAMI…)


(Onur Şahin) #2

Sinematik öyküleri seviyorum. Nasıl derler? Sade, yaratıcı ve etkileyici.


(Deepreader) #3

Vlog izliyormuş gibi bir tat vardı. Tarzından mı kaynaklanıyor bilemiyorum ancak; birazdan ölecekmişim gibi telaşlanmayı, lavların sıcaklığını, insanların pervasızlığını falan bir şekilde hissetmek istedim ama olmadı…
Belki de sorun tamamen bendedir :eyes:


(Deepreader) #5

Estağfurullah, öyle bir nitelendirme geçmedi aklımdan. Farklı bir tarzı var ancak duyguyu geçirmenin tarzdan kaynaklı bir sorun olduğunu düşündüm. Betimleme eksikliği diye de yorumladım ama bu yazarın tercihlerine bağlı olduğu için belirtmedim. Farklı bir tarzı denerseniz belki hevesiniz yerli yerine oturabilir :blush:


#6

Sevgili @gurkan

Galiba ben ne olduğunu biliyorum. Tamamen tahmin ama sana dört cümle yazacağım;
“Kılcını düşürmedin umarım”: devam et…
Neden başka bir kuş değil de anka kuşu geldi, biliyor musun?”: kendi küllerinden doğ
“Beni tanıyor musun?” dedim. “Evet.” dedi Ulkhar. “Daha önce bir kez karşılaşmıştık.”: Evet seni okuyorum, belki bilmiyorsun ama öyle. Bunu daha önce söylemediğim için üzgünüm.
“Nereye gidiyoruz İlkan?”: Bir sonraki maceraya, durmadan yazmaya devam.

Önceki aylardaki öykülerin benim sevdiğim tarza daha uygundu, diyebilirim. Bu ayki ise bir kısa film olabilir diye düşündüm.

Bir sonraki ay tekrar görüşeceğiz

Elinize ve düş gücünüze sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Kasvet Ulu) #7

Merhaba. Böyle durumlarda en yararlı olan şeyi söyleyeyim:

Okumak.

Bence en sevdiğiniz tarzda (hatta en sevdiğiniz yazardan) bol bol kitap okuyun. Hatta okuduğunuz şeyleri tekrar tekrar okuyun. Her yazarın başına gelebilecek bir şey bu. Ben de zaman zaman böyle bir ruh haline girerim. İzlediğim bir dizide buna “çukura düşmek” diyorlardı. Çukurunuzdan okuyarak ve ne kadar içinize sinmezse sinmesin yazarak çıkın. Hatta biraz okuduktan sonra ilk yapacağınız şey de bu öyküyü baştan kaleme almak olsun. Araları doldurun, deneyin.

Umarım yardımcı olabilmişimdir. Elinize sağlık. Çukurunuzdan çıkmanız dileğiyle. :fist: